Parasıyla bile ısınamazsınız ancak bu giysiler sizi ısıtır. | Open Subtitles | ليست هناك تدفئة لكن هذه الملابس ستجلعه يدفئ |
Kahve arkadaşımızdır. Kafein etkisi. Damarlarımızda dolaşarak vücudumuzu ısıtır, bu sayede biri dokunduğunda soğuk hissetmez. | Open Subtitles | القهوة صديقة لنا ، إنه الكافيين ، ينتشر خلال عروقنا و يدفئ دمائنا ، لذا لا نكون باردين الملمس. |
Burada, nehirden yükselen buhar çevredeki ağaçları ısıtır. | Open Subtitles | هنا البخار من النهر يدفئ الأشجار المحيطة به |
Azınlıklarla bu kadar yakından ilgilenmen kara kalbimi ısıttı. | Open Subtitles | يدفئ قلبي الأسود أن أرى اهتمامك الشديد بالأقليات منا |
Yepyeni bir makineye yazılım üretmek yerine yazılımı yapan kişi için koltuğu ısıtan kişiye kahve getirebilirdim. | Open Subtitles | أجل, بدلاً من كتابة برمجة ,البرنامج لآلة جديدة كلياً كان بإستطاعتي إحضار القهوة للرجل الذي يدفئ مقعد الشخص الذي يكتب برمجة البرنامج |
İyice ısınınca yıkılacak, çığ halinde. | Open Subtitles | وعندما يدفئ سيسقط ويحدث انهيار جليدي |
Bu, sınıfı baya ısıtır herhalde. | Open Subtitles | حسناً ، هذا سوف يدفئ قاعة الدروس |
Paralar beni ısıtır. | Open Subtitles | فالمال يدفئ صدري. |
- O kadar yaşadıktan sonra kalbimi ısıttı bu. | Open Subtitles | بعد كل ما مررنا بِه ، ذلك يدفئ قلبي |
Sen bir hiçsin. Yatağımı ısıtan bir bedensin sadece. | Open Subtitles | أنت لاشئ أنت مجرد جسد يدفئ فراشي |
İyice ısınınca patlayacak ve çığ oluşacak. | Open Subtitles | وعندما يدفئ سيحدث انهيار جليدي |