| İstersem sağ kolunu üç dört yerinden kırarlar. | Open Subtitles | لو أردت، لجعلتهم يكسرون يدك اليمني في ثلاثة أو أربعة مواضع. |
| İstediğimizde tatile çıkamayız, eşyaları kırarlar, ağlarlar... | Open Subtitles | فلا يمكننا الذهاب فى عُطلة حينما نشاء، إنهم يكسرون الأشياء ويبكون طوال الوقت. |
| İyi bilinir ki... bazı epilepsi hastaları nöbet sırasında kemiklerini kırarlar. Bu bir gerçek. | Open Subtitles | نحن نعلم جيداً أن بعض مرضى الصرع يكسرون عظامهم أثناء النوبات, هذه حقيقة علمية |
| Kadınlarla olmak kolay değil. Ya beni terkediyorlar ya da kalbimi kırıyorlar. | Open Subtitles | ليس الامر سهل مع النساء يتركوننى أَو يكسرون قلبى |
| Bak, mükemmel görebilen pek çok insan her yıl kayak yapmaya gidiyorlar ve boyunlarını kırıyorlar. | Open Subtitles | انظري، العديد من الناس الذين لديهم قدرة كاملة على الإبصار يكسرون رقبتهم أثناء التزلج كل عام |
| Çiftçilere göz açtırmıyorlar. Onların kemiklerini kırıyor ve fazlası için dönüyorlar. | Open Subtitles | أنهم يكسرون أيادي وأرجل المزارعين، ويحطَمون عظامهم |
| Belki biraz bağırırlar, belki bir kaç cam kırarlar ama -- | Open Subtitles | قد يصرخون قليلا، قد يكسرون بضعة نوافذ، ولكن... |
| Birkaç parmak kırarlar, biraz daha şey dinlerler... | Open Subtitles | يكسرون بعض الأصابع ...يسمعون المزيد من الأشياء الأخرى |
| Birkaç parmak kırarlar, biraz daha şey dinlerler... | Open Subtitles | يكسرون بعض الأصابع ...يسمعون المزيد من الأشياء الأخرى |
| Kemirirler, ısırırlar, kırarlar, keserler, yakarlar! | Open Subtitles | يؤلمون، يعضون, يكسرون, يخربون يحرقون! |
| Acı verirler! kırarlar! Yakarlar! | Open Subtitles | يؤلمون، يعضون, يكسرون, يخربون يحرقون! |
| Kemirirler, ısırırlar, kırarlar, keserler, yakarlar! | Open Subtitles | يؤلمون، يعضون, يكسرون, يخربون يحرقون! |
| Hem kalbini kırarlar hem de kanunları çiğnerler. | Open Subtitles | يكسرون القانون ويكسرون قلبك |
| Sinirlendiklerinde neler düşündüklerini, hatta neler yaptıklarını araştırıyorum; kavga mı ediyorlar, bir şeyleri mi kırıyorlar veya internette büyük harflerle mi konuşuyorlar. | TED | أدرس أنماط التفكير لديهم عندما يغضبون، حتى أنني أدرس ماذا يفعلون أثناء الغضب، إذا ما كانوا يتعاركون أو يكسرون أشياء، أو حتى يصرخون على الناس في الإنترنت. |
| Demek istediğim insanlar aslında şunu yapıyorlar; bir çeşit, iletişim kanallarını kullanarak bu kurumların onlara dayatmış olduğu soyutlanmayı kırıyorlar. | TED | أعني أن ما يفعله الناس هو، في الواقع، نوع من، مع قنوات إتصالاتهم، أنهم يكسرون العُزلة المفروضة التي تضعها هذه المؤسسات أمامهم. |
| Kanji bhai, bak, heykeli kırıyorlar. | Open Subtitles | أنظر ، كانجي بهاي ، غنهم يكسرون التمثال |
| Bütün camlarımı kırıyorlar. | Open Subtitles | هم يكسرون كلّ نوافذي. |
| Kapıyı kırıyorlar! | Open Subtitles | انهم يكسرون الباب |
| Sonra... Bir şeyleri kırıyorlar. | Open Subtitles | ثم ، يكسرون الأشياء |
| İnsanlar her şeyi kirletiyor, kırıyor, belki de çalıyor. | Open Subtitles | إنهم يسكبون و يكسرون و ربما يسرقون كل شئ |
| 15, 16, 17 yaşındaki çocukların basit bir basketbol kontratındaki maddelere bile... uymamalarına göz yumarsanız, sizce bu çocukların sokaklara çıktıklarında... oradaki kurallara uymamaları ne kadar sürer? | Open Subtitles | إن أيدنا حقيقة أن الشباب ذوي ال15 وال16 وال17 عاماً لا يجب أن يحترموا القواعد البسيطة لعقد كرة السلة كم من الوقت سيمر في ظنكم حتى يكسرون القوانين في الخارج؟ |