Bunun için onların açıklamaları, memelilere özgü emme eylemini de içeriyor. | TED | وتفسيرهم لهذا ينطوي على الرضاعة، الشيء المحصور لدى الثدييات فقط. |
Bu, volkanların yaşamla kurduğu şaşırtıcı bir birliği, bir ortaklığı içeriyor. | Open Subtitles | دورٌ ينطوي على تحالف مذهل، شراكةٌ بين البراكين والحياة |
- Bu örneği bir solüsyonda çözdürmeyi içeriyor, değil mi? | Open Subtitles | والذي ينطوي على وضع العينة في محلول. صحيح؟ |
Ne pahasına olursa olsun, istediğini elde etmekle ilgili dizginlenememiş bir tutku ve aldatmayı içeren bir durum. | Open Subtitles | والوضع الذي ينطوي على الخداع، عدم وجود الصراحة، والعاطفة الجامحة |
Birşey vermek, hem birşeyin gitmesi hem de birinin birşeye sahip olması anlamını içerir. | TED | إعطاء شئ ينطوي على تَسْبيب إنتقال شئ وعلي تَسْبيب مايكون لشخص ما على حد السواء. |
Bu ülkemin güvenliğini kapsıyor mu? | Open Subtitles | هل ينطوي الأمر على ألامن من وطني؟ |
Bu kadar para söz konusu olunca ağlamak gayet kolay oluyor. | Open Subtitles | حسناً، من السهل أن تبكي عندما ينطوي الأمر على مال كثير. |
Bu teknik, ısı dengesine kavuşmuş metalik tozunu ince katmalarına boyamasını içeriyor. | Open Subtitles | هذا الأسلوب ينطوي على طلاء طبقة خفيفة للغبار المعدني بداخل الدليل |
Bu yol Amanda Waller'ın arkadaşını öldürmesi için başka birini tutmasını içeriyor. | Open Subtitles | ولكنه ينطوي أماندا الر إيجاد شخص آخر لتنفيذ صديقك. |
Bahsedeceğim son proje, yüreğimde özel yeri olan bir proje. Efifitik bitkilerle ilişkili ekonomik ve sosyal değer içeriyor. | TED | سوف أقوم بالحديث عن المشروع النهائي وهذا المشروع قريب جدا على قلبي، و هو ينطوي على قيمة اقتصادية واجتماعية ويرتبط ذلك مع محطات النباتات الهوائية. |
Bu projenin tamamı on binlerce saatlik insan gücü içeriyor -- yüzde 99'u kadınlar tarafından yapıldı. | TED | ينطوي مجمل هذا المشروع على عشرات الآلاف من ساعات العمل -- 99 في المائة منها قامت بها النساء. |
Bir şeylerin çıkışını başlatmakta zorluk içeriyor mu? | Open Subtitles | هل ينطوي الأمر على صعوبة عمل شيء ما ؟ |
Bizim yaptığımız her şey risk içeriyor. | Open Subtitles | -جلّ ما نقوم به ينطوي على مخاطر |
Aslında görev, birçok sonuç içeren varyasyon-- | Open Subtitles | في الواقع ، الأمر ينطوي على عدد لا حصر له من المتغيرات التي يمكن أن تؤدي |
Modern bilimin her şeyi kapsayan doğa görüşünü evrensel hareket yasalarını, kütle çekimini içeren ilk sayfaları işte burada. | Open Subtitles | هاهي الصفحات الإفتتاحية للعلم المعاصر بكل ما ينطوي منظورها على الطبيعة قوانين كونية للحركة والجاذبية |
Genelde yüksek teklif içeren seçenek iyi olan oluyor. | Open Subtitles | حسنا، فإنه عادة ما ينطوي رؤية العدد الذي هو أعلى. |
Enerjinin "Yoktan var olmaz, vardan yok olmaz" gerçeği derin bir anlam içerir. | Open Subtitles | والحقيقة أن الطاقة لم تخلق ولن تدمر ينطوي على آثار عميقة. |
Herhangi bir işin gelecekteki durumu, bir sorunun cevabında yatar: Meslek ne ölçüde sık tekrarlanan, büyük çaplı işe indirgenebilir ve ne ölçüde yeni görevleri içerir? | TED | مستقبل أي وظيفة يكمن في إجابة على سؤال واحد: إلى أي مدى يمكن تفكيك هذا العمل إالى مهام متكرره، وكبيرة الحجم وإلى أي مدى ينطوي الأمر على التعامل مع مواقف جديدة؟ |
Onunla yapılan her alış veriş bir bilmece içerir. | Open Subtitles | كلّ تعامل معه ينطوي على أحجية. -أحجية؟ |
Ve bu seni de kapsıyor. | Open Subtitles | أنه ينطوي على جزء منك |
Ve bu seni de kapsıyor. | Open Subtitles | وأنه ينطوي على بعض لك. |
Bir tanesi kusmayı da kapsıyor. | Open Subtitles | ينطوي احد القيء. |
İyi de bu sayının konusu kraliyetle alakalı. | Open Subtitles | ولكن هذا العدد ينطوي على موضوع ملكيّ |