| Hatta pizza getiren çocuğu bile vurdu. | Open Subtitles | وبعد ذلك حتى قتل الرجلَ الذي يَجْلبُ الكعكَ |
| Yapıcı sonuçlar getiren şey kendini adamaktır. | Open Subtitles | هو الإلتزامُ الذي يَجْلبُ النَتائِجَ البنّاءةَ. |
| Evlerimize dünyayı getiren... ve evlerimizi dünyaya götüren... elçi olarak hizmet eden televizyon gazetecileridir. | Open Subtitles | فالصحفي الذي يَعْملُ مراسل... يَجْلبُ العالمَ الى بيوتِنا... وبيوتنا الى العالمِ |
| Yalnız sinekleri getiriyor. | Open Subtitles | تَعْرفُ ماذا يَجْلبُ الحظ؟ الذبابَ. |
| Janice kiliseden birini getiriyor. | Open Subtitles | chris وade. أعتقد janice يَجْلبُ شخص ما مِنْ مجموعةِ صلاتِها. |
| Gob babanı getiriyor. | Open Subtitles | الفَمّ يَجْلبُ أبّاكَ. |
| Amerikalıları sevmeyenleri evime getirme. | Open Subtitles | ولا يَجْلبُ الناسَ إلى بيتِي الذي لا يَحْبُّ الأمريكان. |
| Kendi şarabını getiren Dr Dubin'inse yok. | Open Subtitles | للدّكتورِ Dubin، الذي يَجْلبُ نبيذَه الخاصَ، لا. |
| Eve kim para getiriyor? ! | Open Subtitles | مَنْ يَجْلبُ المالَ للبيت ؟ |
| - Evet. Ama kız arkadaş getirme. | Open Subtitles | لكن أخْشى أنه لا يمكنكم يَجْلبُ a تأريخ. |
| Evet, ama uğursuzluk getirme Daphne. | Open Subtitles | نحن لا wanna يَجْلبُ النحس عليه. |