| - "Baştan çıkarıcı bir şeytan." dedin. Dedim, çünkü öyle. Peki, baştan çıkaran şeytanlar ne yapar, Jack? | Open Subtitles | نعم لقد قلت ذلك لأنها كذلك أتعلم ماذا يفعلن المحاتلات الخبثاء؟ |
| çünkü öyle bir fiyat yok. Onu hiçbir zaman satmadım. | Open Subtitles | لأن هذا المبلغ لا وجود له ما كنت لأشي بأسراره |
| Öksürmüyor çünkü öyle acı veriyor ki onu yavaş nefes almaya zorluyor. | Open Subtitles | انه لا يسعل لأن ذلك مؤلم جدا و يدفعه ذلك الى أخذ انفاس قصيره |
| Uyurken beni izlemen ürkütücü değilmiş gibi davranma çünkü öyle. | Open Subtitles | لا تتظاهر أن التحديق بي هكذا ليس مرعباً لأنه كذلك |
| çünkü öyle bir örgüt yok seni gerizekalı. | Open Subtitles | هذا لأنه لا توجد منظمة بهذا الاسم أيها الأحمق. |
| çünkü öyle olduğu zaman yapmak zorunda olduğum şeyi yapmak istemiyorum. | Open Subtitles | لأنّي لا أريدُ أن أفعل ما سأفعله إن كنت تدري. |
| Evet, nükleer bomba diyeceğiz çünkü öyle, ama sokaklarda düzenin korunmasını istiyorsak endişeyi körüklememeliyiz. | Open Subtitles | نعم, سنقول أنها قنبلة نووية لأنها كذلك ...لكن اذا كنا نتوقع نظام مدنى فى الشوارع |
| çünkü öyle. Aynı şey ikinciye oldu. | Open Subtitles | لأنها كذلك, هذه المرة الثانية التي تحدث |
| İş ortağımız olarak da görmeni istiyorum. çünkü öyle. | Open Subtitles | أريدك أن تفكر فيها كشريكة، لأنها كذلك. |
| Kırıkkemik ateşi diye adlandırılır, çünkü, öyle hissedersiniz. | TED | إنه يسمى حمى تَكَسُّر العظام، لأن هذا ما تشعر به. |
| Çünkü, öyle anlaşılıyor. | Open Subtitles | لأن هذا هو ما أشعر به أشعر بأني أُثير قرفك |
| çünkü öyle taze kalıyor. Streç filmin amacı da o zaten. | Open Subtitles | لأن هذا يبقيها طازجة هذا الهدف من البلاستك الواقي |
| Çok iyi çünkü öyle yapmak için burada değilim. | Open Subtitles | حسناً، إتفقناً، ذلك جيد لأن ذلك ليس سبب وجودي هنا |
| Dersi düşünmüyorum tabi, çünkü öyle bir şey asla olmaz seni öpmeyi hayal ediyorum ve sanki hayat duruyor. | Open Subtitles | لا أفكر بشأن الفصل لأن ذلك لن يحدث أبداً... أفكر في تقبيلك وإن كل شيئ يتوقف , إنه مثل إطار التجميد |
| Abur cubur yiyeceğim, içki içeceğim hentai seyredip dünyanın yok olduğunu düşüneceğim çünkü öyle. | Open Subtitles | سأملئ معدتي، سأفرط في الشرب، وسأشاهد بعض الكرتون الأسيوي الإباحي. وأتصرّف كأن العالم على وشك الانفجار لأنه كذلك. |
| - Ben de bunun delilik olduğunu söyledim. - çünkü öyle. | Open Subtitles | لقد قلت له أنك مجنون أيضاً - لأنه كذلك - |
| çünkü öyle olmak zorunda. O erotik kitap. | Open Subtitles | هذا لأنه من المفترض عليه ذلك إنه بذيء |
| çünkü öyle bir yer yok. | Open Subtitles | هذا لأنه ليس له وجود |
| çünkü öyle olduğu zaman yapmak zorunda olduğum şeyi yapmak istemiyorum. | Open Subtitles | لأنّي لا أريدُ أن أفعل ما سأفعله إن كنت تدري. |
| - çünkü öyle. Benimki de. | Open Subtitles | لأنه هو , خطى أيضا |
| çünkü öyle. | Open Subtitles | هذا لأننا كذلك بالفعل |
| Bunu söylüyorlar, çünkü öyle olmasını istiyorlar. | Open Subtitles | إنه الجيش -يقولون هذا لأنّ ذلك ما يريدونه |
| Bu, biraz çaresizce getirilen bir çözüm gibi gözükebilir, çünkü öyle. | Open Subtitles | هذا، قد يبدو كاجراء يائس لأنّه كذلك |