| Florida'ya gidip evlenmem gerekiyor. Çünkü şu anda benden beklenen bu. | Open Subtitles | يجب أن أذهب إلى فلويدا وأتزوج لأن هذا هو المتوقع منى |
| Ve bugün konuşacağımız herşey yüzde birlik bulgularımızın onda birini temsil ediyor Çünkü şu ana kadar ancak bu kadarını görebildik. | TED | وكل شىء سنتكلم عنه يمثل نسبة ضئيلة جدا لأن هذا هو ما أكتشفناه. |
| İstersen dürüst olalım biraz, Çünkü şu anda ancak bununla uğraşabilirim. | Open Subtitles | دعينا نكون صادقين الآن. لأن ذلك كل ما أستطيع التعامل معه. |
| Evet, hızlı olmalıyım Çünkü şu andan itibaren laboratuara gelmek için fazla vaktim yok. | Open Subtitles | نعم، كان علي أن أفعل ذلك بسرعة لأنني لا ينبغي أن ديك الكثير من الوقت من الآن فصاعدا أن تأتي إلى المختبر. |
| Çünkü şu an olan şey, karidesler için küçük trol balıkçı gemilerimiz var, büyük miktarlarda yan av da yakalanıyor ve bu yan avlar da karides yemine dönüyor. | TED | لأن ما يحدث الآن، لدينا سحب للجمبري، بأصطياد كمية كبيرة منه، ما يحدث أن الصيد العرضي بدوره يتحول إلى غذاء الجمبري |
| Mesaj göndermek isteyenleri de etkiliyor. Çünkü şu anda, sadece tek bir stratejinin değil, bütün ekosistemin tümüyle değişimini yaşıyoruz. | TED | لأن هذا تحول شامل في النظام البيئي وليست فقط أستراتيجية محددة مشاكل الإعلام التقليدي ، منذ القرن العشرين |
| Sadece inanmaya devam etmek zorundasın Çünkü şu an benim yaptığım şey bu | Open Subtitles | ليس عليكِ سوى أن تتحلي بالصبر لأن هذا ما أفعله الآن |
| Gizli Nazi ya da tuhaf biri çıkma sakın Çünkü şu ana kadar harika. | Open Subtitles | لاتصبحى مثل النازيين أو شىء غريب لأن هذا سيكون عظيم للغاية |
| Çünkü şu anda halkla konuşmak sana düşüyor. | Open Subtitles | لأن هذا يعنى أن نتحدث إلى الناس ليس على طريقتك |
| Çünkü şu anda bunun tam tersini yapıyorsun da? | Open Subtitles | لأن هذا يعني العكس تماماً لما تفعلينه الآن |
| Benden söylemesi bir şeyler ye Çünkü şu durumun hiç sağıklı değil. | Open Subtitles | كل ما أقوله هو أن تأكل شيئا لأن هذا غير صحي |
| Çünkü şu anda aynı onlar gibi beni korkutuyorsun. | Open Subtitles | صحيح، لأن ذلك بالضبط ما تقوم بإعطائي إياه. |
| Çünkü şu polis seni arıyor. | Open Subtitles | لأن ذلك الشرطي يبحث عنك، يجبأنأحصللكعلىهويةجديدة... |
| Çünkü şu an ben sadece bununla ilgileniyorum. | Open Subtitles | لأن ذلك بالفعل ما أتعامل معه الآن. |
| Çünkü şu an başımdaki dertlerle baş edemiyorum. | Open Subtitles | لأنني لا استطيع التعامل مع كل شيء فى الوقت الحالي |
| Çünkü şu anda yapmak istemiyorum. | Open Subtitles | .لأنني لا أريد أن أقوم بدالك الأن |
| Bunu konuşuyoruz George, Çünkü şu yaptığın işten kötü kokular geliyor. | Open Subtitles | نحن نَتحدّثُ عنه، جورج لأن ما تفعله أمر سيء |
| Oh, aslında, saat 2 yapabilir miyiz, Çünkü şu an Nevada'dayız? | Open Subtitles | في الحقيقة هل يمكننا أن نجعلها بالساعة 2 لأننا في نيفادا |
| Daha sonra yaparız birader Çünkü şu anda biraz vahşi sörf yapacağım. | Open Subtitles | سيتعين علي إمساكك مرة أخرى لأنني الآن سأذهب لركوب بعض الأمواج المتوحشة |
| Bence bu çok önemli, Çünkü şu anda birilerinin bir şeyler yapması gerekiyor. Ve bu jenerasyonun gazileri, eğer imkan tanınırsa bu şansa sahip. | TED | أعتقد أنه مهم للغاية، لأنه الآن ينبغي أن يتقدم شخص ما، ولدى هذا الجيل من قدامى المحاربين الفرصة لفعل ذلك، إذا تم إعطاؤهم الفرصة. |
| Çünkü şu anda bundan daha çok istediğim bir şey aklıma gelmiyor. | Open Subtitles | لأنه حتى الآن .. لا يمكننى التفكير بأي شيء أريده |
| Çünkü şu anda bu şekil değiştirici sadece fiziksel özellikleri mi kopyalıyor bilmiyoruz. | Open Subtitles | لأنه في هذه النقطة أننا لا نعرف إذا كان شكل شيفتر قادر على استيعاب المزيد ذلك تماما الخصائص الفيزيائية الخاصة بك. |
| Çünkü şu an en sevdiğim sütyenimi taktığına eminim. | Open Subtitles | لأنني متأكده لأنها في الوقت الحالي ترتديملابسيالمفضلة. |