| Öyle. Eğer tezinde Çıkmaz sokağa girdiyse, veya geç kaldıysa, yani, olabilir. | Open Subtitles | بالتأكيد، فلو أنه وصل لنهاية مسدودة أو أنه قد تأخر في إطروحته، أعني لربما ذاك |
| Şimdilik Çıkmaz sokağa girdiler ve beklemek zorundalar. | Open Subtitles | وصلو حالياً لنهاية مسدودة وعليهم الانتظار |
| Çıkmaz sokağa girmiş gibi görünüyoruz. | Open Subtitles | يبدو أننا وصلنا لنهاية مسدودة |
| Her şey bir Çıkmaz sokağa gidiyor. | Open Subtitles | الأسلحه ؟ حتى الآن كل شيىء فى طريق مسدود |
| Silah işinde Çıkmaz sokağa saptım. Kurbanımızın ruhsatlı silahıymış. | Open Subtitles | أجل لقد وصلت طريق مسدود مع السلاح لقد كان مسجل بإسم الضحية |
| Yeni bir cinayet olmasını beklemeden onu bulalım ve Çıkmaz sokağa girmediğimizi umalım. | Open Subtitles | دعونا معرفة ذلك ، دعونا لا ننتظر تنورة لمدة تصل الرياح إلى القتلى. ودعونا نأمل فقط أننا لم أدت طريق مسدود. |
| - Çıkmaz sokağa girdi. | Open Subtitles | -وقد وصل لنهاية مسدودة . |
| Görünüşe göre bulduğumuz her ipucu başka bir Çıkmaz sokağa gidiyor, patron. | Open Subtitles | لا.يبدو بأن كل دليل يقـودنا إلى طريق مسدود |
| Sürgülü silahlı katil araştırmasında Çıkmaz sokağa girdik. | Open Subtitles | نحن في طريق مسدود مع هذا قاتل بندقية الترباس لذا |
| Hangi aptal, kaçmak için Çıkmaz sokağa girer? | Open Subtitles | أي نوع من الأغبيَاء يذهَب طريق مسدود من أجل الهروب؟ |
| Bu yoldan daha önce iki kez geçtiniz. Her ikisinde de Çıkmaz sokağa düştünüz. | Open Subtitles | لقد ذهبت بالفعل على هذا الطريق مرتين مرة before.Both، أن تصل إلى طريق مسدود. |
| Sanırım ben de bir Çıkmaz sokağa geldim. | Open Subtitles | أظن أنني وصلت إلى طريق مسدود أيضا |