| Terry bunu duyunca doğal olarak çok üzüldü. | Open Subtitles | ولكن, تيرى كانت حزينة جدا عندما سمعت بهذا, طبيعيا |
| Cesedi teşhis ederken çok üzüldü. | Open Subtitles | ليس أنا اخته كانت حزينة جدا عندما تعرفت على الجثة |
| Elmas yüzüğünü rehin vermene çok üzüldü. | Open Subtitles | لقد شعر بالحزن بخصوص رهانك لخاتمك الماسى |
| Genç adam buna çok üzüldü. | Open Subtitles | لكن ذاك الرجل الشاب قد شعر بالحزن عليها |
| O tahmin ettiğimden daha çok üzüldü ben de ikimiz adına daha güçlü duruyorum, ki buna hayran olduğunu söyledi. | Open Subtitles | نعم ، انه كان حزينا اكثر من مما توقعت لذا اردت ان ابدوا قوية ، عنا جميعا والذي اعجبه ايضا |
| Sanırım Kate, bizimle gelmeyi tercih ettiğin zaman çok üzüldü. | Open Subtitles | أظنّ أنّ (كيت) كانت مستاءة حقّاً عندما اخترت المجيئ معنا |
| Neyse işte, ayrıldığımızı söylediğimde çok üzüldü ve durmadan "Leonard nasıl?" "Neden yine birlikte olmuyorsunuz?" diyip durdu. | Open Subtitles | على كل حال , عندما أخبرته أننا انفصلنا , لقد كان مفطور القلب وقد واصل بإزعاجي "كيف حال (لينورد) ؟ لماذا ترجعين إلى (لينورد) ؟ |
| Tatlım, çok üzüldü çünkü sana bölmesini göstermek istiyordu. | Open Subtitles | عزيزتي ، انه منزعج لأنه أراد أن يريكِ دبدوبه ، وأنتِ ذهبت |
| Ama Bay çok üzüldü kalbi kırıldı. | Open Subtitles | لكن باي كانت حزينة جدا وقلبها كان مكسور |
| Genç adam buna çok üzüldü. | Open Subtitles | لكن ذاك الرجل الشاب قد شعر بالحزن عليها |
| Anlaşılır bir şekilde çok üzüldü. | Open Subtitles | وقد كان حزينا بشكل مفهوم. |
| Sanırım Kate, bizimle gelmeyi tercih ettiğin zaman çok üzüldü. | Open Subtitles | أظنّ أنّ (كيت) كانت مستاءة حقّاً عندما اخترت المجيئ معنا |
| Neyse işte, ayrıldığımızı söylediğimde çok üzüldü ve durmadan "Leonard nasıl?" "Neden yine birlikte olmuyorsunuz?" diyip durdu. | Open Subtitles | على كل حال , عندما أخبرته أننا انفصلنا , لقد كان مفطور القلب وقد واصل بإزعاجي "كيف حال (لينورد) ؟ لماذا ترجعين إلى (لينورد) ؟ |
| Haberi London Times'ta okumuş. Barkley için çok üzüldü. | Open Subtitles | قرأ عن الأمر بصحيفة التايمز اللندنية (انه منزعج بشدة من أجل (باركلي |