| En çok ihtiyacın olduğu anda bu niteliğini kaybetme. | Open Subtitles | لا تفقد تلك الصفة عندما تحتاج إليها بشدة |
| En çok ihtiyacın olduğu anda bu niteliğini kaybetme. | Open Subtitles | لا تفقد تلك الصفة عندما تحتاج إليها بشدة |
| Hırsızlık yapmanı gerektirecek kadar çok ihtiyacın olan şey ne olabilir ki? | Open Subtitles | ما الذي كنتِ تحتاجينه بشدة لكي تسرقيه؟ |
| Bana nasıl bir etkisi olur biliyor musun? Hırsızlık yapmanı gerektirecek kadar çok ihtiyacın olan şey ne olabilir ki? | Open Subtitles | ما الذي كنتِ تحتاجينه بشدة لكي تسرقيه؟ |
| Senin yapmadığın bir işten yaklaşık 583 milyon dolar kazandım ve ikimiz de biliyoruz ki senin o işe çok ihtiyacın var. | Open Subtitles | 583مليون دولار من مشروع لا تملكه و كلانا يعرف أنك تحتاجه و لهذا إتصلت بي أنت |
| Yaptığı şeyi kendi postunu kurtarmak için yaptı. D'Hara tahtını reddedecek kadar salaksan bana daha da çok ihtiyacın var demektir. | Open Subtitles | لو كنت أحمق بما يكفى للتخلى عن العرش الدهارى فأنت فى أمسّ الحاجة إليّ. |
| Bana... bana en çok ihtiyacın olduğu anda seni korumak için orada olamadığıma üzgünüm. | Open Subtitles | أنا أسفة جدا لأنني لم أكن متواجدة لحمايتك عندما كنت بأمس الحاجة إلي |
| Çünkü şu anda her şeyden çok ihtiyacın olan şeye sahibim. | Open Subtitles | لأنّ لديّ الشيء الوحيد الذي تحتاجينه أكثر مِنْ أيّ شيء... |
| Bak. Ben düşündüm ki belki... Benden daha çok ihtiyacın vardır dedim. | Open Subtitles | حسناً ,لقد إعتقدت أنك تحتاجه أكثر منى |
| Bence buna benden çok ihtiyacın var. | Open Subtitles | أعتقد أنك تحتاجه أكثر مني |
| Ve yardıma ihtiyacın olmadığını düşünmen de yardıma daha da çok ihtiyacın olduğunu gösteriyor. | Open Subtitles | وكونكِ تظنّي أنّكِ لا تحتاجي مساعدة يعني أنّكِ في أمسّ الحاجة إليها |
| Hiçbir telefon çağrısını açma. En çok ihtiyacın olduğu zaman birine ulaşmaya, ulaşamayacaksın bir insan evladına. | Open Subtitles | "إيّاك وإجراء مكالمة هاتفيّة، فعند أمسّ الحاجة ستعجز عن إجراء واحدة" |
| Uzun bir süreç var, sonra yok ve dışarıdaki asistanın yüzünden anladığım kadarıyla bana çok ihtiyacın var. | Open Subtitles | ووفق نظرات المساعد الذي بالخارج، فإنّك بأمس الحاجة لعودتي. |
| Ona daha çok ihtiyacın olduğunda geldi işte. | Open Subtitles | لقد جاءت لك حين كنت بأمس الحاجة إليها |
| Benden daha çok ihtiyacın vardır. | Open Subtitles | صدّقيني, تحتاجينه أكثر مني |