| Eşkali, kırmızı kapüşonlu "sweatshirt" giyen şüpheliyi sekizinci kattaki yangın alarmını çalıştırırken gören bir görgü tanığının ifadesine dayanarak belirledik. | Open Subtitles | الرسم التقريبي بناء لأقوال شاهد عيان رأى المشتبه به يلبس ملابس رياضية حمراء ويطلق جهاز إنذار الحريق في الطابق الثامن. |
| Biri kapıyı açtı, şüpheliyi yakaladı. | Open Subtitles | فتح أحدهم الباب، وهو عنده قبضة المشتبه به. |
| Sınır dışında, şüpheliyi takip etme yetkimiz yok. | Open Subtitles | ليس لنا سلطة للمتابعة المشتبه به ما بعد حدودنا. |
| şüpheliyi olay yerine götürdüğümüzde neler olacağını söyleyemem. | Open Subtitles | لا أدري ماذا سنواجه أثناء البحث عن مشتبه به |
| şüpheliyi cesetten kurtulurken ya da yeni birini kaçırırken bulma ihtimali yüksek. | Open Subtitles | الاحتمالات هي اننا سنمسك بهذا الجاني عندما يرمي الجثة او عندما يحاول ان يخطف طفلا اخر |
| - İpucunu dedektif şüpheliyi yakalamakta kullanır. | Open Subtitles | الإشارة هو ما يستخدمه المُحقق لكى يقبض على المتهم |
| Üç şüpheliyi evin bu tarafına nasıI çekeceksin? | Open Subtitles | كيف ستجعل المشتبه بهم يذهبون للساحة الأمامية؟ |
| Long Beach'ten kurtadama, burası LAPD Hava kontrol-1 şüpheliyi takipte. | Open Subtitles | برج لونغ بيتش،هنا شرطة لونس انجلوس وحدة الجو في مطاردة المشتبه به |
| Sadece sen şüpheliyi görebildin. Eşkale ihtiyacımız var. | Open Subtitles | أنت وحدك نظرت جيدا إلى المشتبه به نحتاج إلى وصف له |
| şüpheliyi bulduğunuzda, vücut sıvılarıyla işini bitirirsiniz. | Open Subtitles | عندما تجد المشتبه به ستتمكن منه بمواجته بسوائله الجسدية هل تم اعلام عائلته؟ |
| ...belki şişeyi size fırlatacakmış gibi hareket yaparda sizde silah yerine şüpheliyi durdurmak için silahın tipçiğini kullanırsınız. | Open Subtitles | حين رفع الزجاجة ليهدّدكم بها كان عليك استخدام قبضتك وليس كعب مسدسك لردع المشتبه به |
| şüpheliyi bulmak için civarı araştıracağız. Şu çekiciyi takip et. | Open Subtitles | وسنقوم بالبحث عن المشتبه به اتبع تلك العربة |
| Çekiciye yükleniyor. şüpheliyi bulmak için civarı araştıracağız. | Open Subtitles | سنقوم بنقلها إلى كويك سيلفر تاون وسنقوم بالبحث عن المشتبه به |
| Evet, peki, çocuklar, şu çocuk kaçırma davasındaki şüpheliyi görelim. | Open Subtitles | والآن يا رفاق ، أروني المشتبه به في قضية اختطاف الطفل |
| şüpheliyi olay yerine götürdüğümüzde neler olacağını söyleyemem. | Open Subtitles | لا أدري ماذا سنواجه أثناء البحث عن مشتبه به |
| Karakoldayım. şüpheliyi tutuyorlar. Yardıma ihtiyacım var. | Open Subtitles | انا فى ضواحى المدينه ، لقد حصلوا على مشتبه به ، انا بحاجه للمساعده |
| Bir şüpheliyi takip ederken, tutuklama için yardımcı bir ekip gelene kadar, şüpheliyi gözden kaçırmayın. | Open Subtitles | عندما تطارد مشتبه به أبق إتصالا بصريا حتى تستطيع المساندة أن تصل للمساعدة في القبض عليه. |
| şüpheliyi cesetten kurtulurken ya da yeni birini kaçırırken bulma ihtimali yüksek. | Open Subtitles | الاحتمالات هي اننا سنمسك بهذا الجاني عندما يرمي الجثة او عندما يحاول ان يخطف طفلا اخر |
| Dedektif Dormer şüpheliyi siste kaybetti. | Open Subtitles | المخبر دورمر فقد المتهم فى الضباب ثم سمع الطلقه |
| En uygun iki şüpheliyi kaybettik. | Open Subtitles | لقد شاهدنا اكثر المشتبه بهم احتمالا يغادرون عبر الباب |
| şüpheliyi bulmak için en iyi şansımız evlat edinme acentesi. | Open Subtitles | وكالة التبني ستكون أفضل خيط لنا يرشدنا إلى المجرم |
| İyi haberlerim var. şüpheliyi araştırdık. | Open Subtitles | لقد حصلت على أخبار جيدة لقد ألقينا نظرة على المشتبه بها |
| Şuradaki. Sıcak bir arabanın içine oturup bir şüpheliyi beklemem gerekiyor. | Open Subtitles | ذلك الخاتم، عليّ الذهاب والجلوس في سيّارة ساخنة وانتظار أحد المشتبهين |
| Mike'ın cinayetinde bir şüpheliyi teşhis ettiklerini söyledi-- belki tanıyabileceğim biriymiş. | Open Subtitles | قالو بانهم وجدو مشتبها به لجريمة قتل مايك شخصا قد اعرفه او لا اعرفه |
| Kesinlikle baş şüpheliyi sorgulamak istiyoruz, değil mi? | Open Subtitles | يجب أن نستجوب المشتبه بهِ الرئيسي, صحيح؟ |
| Söyle bakalım, hiç bir şüpheliyi az da olsa hırpaladın mı? | Open Subtitles | أخبرني, هل سبق لك أن عاملت متهم بخشونة من قبل ؟ |
| şüpheliyi gördüğünü size neden söylemediğini merak ediyorum da. | Open Subtitles | أنا أتسائل فقط لماذا لم يُخبِركَ. بأنهُ شَاهد المُشتبه به |
| Savaş suçları mahkemesi şüpheliyi uyarmaz, o şu an soruşturma altında. | Open Subtitles | محكمة جرائم الحرب لا تحذّر مشتبهاً به بأنه موضع تحرّي. |
| Polis incelemesi olmadan önce Bir şüpheliyi uyardı. | Open Subtitles | هو أنذر متهما بأن تفتيشا للشرطة على وشك أن يحدث |
| Bir komiser asla bir şüpheliyi tökezletmez. | Open Subtitles | صعوبة الوصول للمشتبه به ليس من عمل المفتش. |