| Demek şanslı olan sendin Van Tavukçorbası. | Open Subtitles | إذاً فأنت الوحيد المحظوظ فان شوربة الدجاج |
| - Dinle Wally, teşekkürler. Seninle tanıştığım için şanslıyım. - şanslı olan benim. | Open Subtitles | أنظر واللي شكرا أنا محظوظ أني قابلتك أنا الشخص المحظوظ |
| Bayan Riley, bu kasabada, bazen şanslı olan biri futbol bursunu almaya hak kazanır. | Open Subtitles | سيدة رايلى المحظوظ من هؤلاء الفتية سيحصل على منحة دراسية من كرة القدم |
| Kaçacak kadar şanslı olan çok az aileden biriyiz. | Open Subtitles | نحن من العائلات القليلة المحظوظة التي تمكنت من الهرب |
| Hayır, şanslı olan benim. Şu manzaraya bakın. | Open Subtitles | لا، أنا المحظوظة تفقدي المنظر من النافذة |
| şanslı olan benim. | Open Subtitles | أنا واحد محظوظ. |
| Uzaklaşamazdın. Dışarısı daha kötü, şanslı olan kazanır oynuyorlar. | Open Subtitles | أنت تتمنين أن تبتعدين لمكان بعيدا عن أعمال القش |
| Sanırım bu şanslı olan. Aslında sana hepsini veriyorum. Bunların hepsi şanslı. | Open Subtitles | أعتقد أن هذا هو الواقي المحظوظ, في الحقيقة سأعطيك جميعهّم, فهم جميعاً محظوظين |
| Şimdi, siz seyircilerden şanslı olan biri, orgazma giden bir yemekte bana eşlik edecek. | Open Subtitles | الآن واحد منكم أيها الجمهور المحظوظ سوف ينضم لي لتناول وجبة سوف تجعله يصل إلى النشوة الجنسية. |
| - Asıl şanslı olan benim. | Open Subtitles | لا. المحظوظ ني. المحظوظ كلّنا. |
| Belki senin ismin Lucky (Şanslı) olabilir aşkım ama asıl şanslı olan benim. | Open Subtitles | ... ربما أنتِ محظوظة لكنني أنا المحظوظ ، عزيزتي |
| şanslı olan o. Ben kendi şansımı yaratıyorum. | Open Subtitles | هو المحظوظ, أنا أصنع حظي بنفسي |
| Eşin şanslı bir kadın. Aslında var ya bence şanslı olan sensin. | Open Subtitles | زوجتك محظوظة إلا أنك المحظوظ على الأرجح |
| şanslı olan sendin. | Open Subtitles | انك كُنْتَ انت المحظوظ الوحيد |
| şanslı olan kendisi, silah bubi tuzaklıymış. | Open Subtitles | لا اعلم اذا هي ستكون المحظوظة فلقد كان مفخخ لا اعلم اذا هي ستكون المحظوظة |
| Düşünüyordum da, belki büyük bir evim var ama sanırım gerçekte şanslı olan, Suzanna'ymış. | Open Subtitles | لقد كنت أفكر , ربما انا لدي البيت الكبير لكن سوزانا هي المحظوظة |
| Sonunda şanslı olan bendim, bir erkek doğurdum, Feilan. | Open Subtitles | و في النهاية كنت أنا المحظوظة " و انجبت ولدي " فيلين |
| Kendimi hiçbir zaman şanslı olan olarak düşünmedim, | Open Subtitles | لم أفكر في نفسي بأنني المحظوظة |
| Tek şanslı olan bu yavru değil. | Open Subtitles | هذه السلحفاة المحظوظة ليست الوحيدة |
| Zaten şanslı olan benim. | Open Subtitles | فى الحقيقة أنا المحظوظة |
| şanslı olan benim. | Open Subtitles | أنا واحد محظوظ. |
| Uzaklaşamazdın. Dışarısı daha kötü, şanslı olan kazanır oynuyorlar. | Open Subtitles | أنت تتمنين أن تبتعدين لمكان بعيدا عن أعمال القش |