| Çoklu bakış açıları sadece görünürdeki korkuyu yoğunlaştırıyor– gözleri çerçeve boyunca yersiz bir barış arayışına gönderiyor. | TED | الزوايا المتعددة تعمل فقط على عرض الرعب مُظهرةً الأعين الدائرة باندفاع حول الإطار في بحثٍ غير مجدٍ عن السلام. |
| Bütün bu yanlış açıları toplasanız... bir bütün olarak evde ciddi bir çarpıklık olduğu görülür. | Open Subtitles | إجمع كل هذه الزوايا الخاطئة و ستحصل على تشويه كبير في البيت ككل |
| Bir yere gidince ilk yaptığım açıları tespit etmek oluyor. | Open Subtitles | عندما ندْخلُ مكانٍ ما كلّ ما يمكنني عمله هو رُؤية الزوايا |
| ön taraftaki kamerayı görebilirsiniz. Çoklu bakış açıları, seyretme noktaları, açıları, dokuları topluyoruz. | TED | يمكنكم رؤية الكميرا في المقدمة. نحن نجمع عدة زوايا وجهات النظر، زوايا، وأنسجة. نعود بكل هذه البيانات |
| Bu yapıdaki her eleman özgün mesafeye ve boyuta sahip ve tüm bağlatıların açıları da özgün. | TED | كل واحد من العناصر في هذا الهيكل على مسافه و بعد متفردين ، وجميع زوايا الروابط متفردة أيضاً. |
| Bütün bu meydan okuyucu bakış açıları doğrudur. | TED | إن وجهات النظر المتناقضة هذه كلها صائبة. |
| açıları iki eşit parçaya bölmek yerine üç eşit parçaya bölsek olmaz mı? | Open Subtitles | ماذا يحدث إذا قسمنا الزوايا إلى ثلاث أجزاء متساوية بدلاً من اثنين |
| Şimdi, geniş açıları da anlatmanı dinlemeyi çok isterdim ama gitmek zorundayım. | Open Subtitles | الآن، أنا أحب أن أراك تتعرضين للهزيمة على يد الزوايا لكن علي الذهاب |
| Her odanın uzak duvarında bunlardan biri olmalı. Bunlar hazır olunca Tom açıları bükebilecek. | Open Subtitles | اريد واحدة من هذه في كل غرفة بجانب المدفأة وسيثبت توم الزوايا ما ان تضعها |
| Senin yeteneğinle bile bazen bütün açıları görmek zordur. | Open Subtitles | أحياناً، يُصعب أن ترى جميع الزوايا حتى، بالنسبة لشخص موهوب مثلك |
| Videoda olduğu gibi aynı açıları kullanırken dikkatliydin kafaya yapılan son atış da dahil her şey videodakine uyacaktı. | Open Subtitles | كنت حذره كي تستخدمي نفس الزوايا كما فعلتي في الفيديو لكي يتطابقوا بضمنهم الطلقة الأخيرة فرأس |
| Tüpleri birleştirirsiniz. Ve işe açıları öğretmekle başlarsınız... dar açı, dik açı, geniş açı ve doğru açı. | TED | إنها وصلة من الأنابيب. تعلم بها الزوايا -- زاوية حادة، زاوية مستقيمة، زاوية منفرجة، زاوية مستقيمة. |
| Bir katın çevresindeki dairenin üzerindeki açıları numaralandırısanız, çift numaralı açıların toplam 180 derece, tek numaralı açıların toplam 180 derece olduğunu görürsünüz. | TED | إذا نظرت للزوايا حول الطية، ستجد أنه إذا رقمت الزوايا في دائرة، جميع الزوايا المرقمة بأرقام زوجية تضاف لتصل خطا مستقيما جميع الزوايا المرقمة بأرقام فردية تضاف لتصل خطا مستقيما |
| Veri, karakter etkileşimi ya da sıra dışı kamera açıları gibi kritik anahtar noktalardan okunuyor. | TED | ويتم تحليل البيانات عند أماكن المفاتيح حيث تحاك في نقاط. التفاعل مع الشخصيات، تصوير الأحداث من زوايا مختلفة. |
| Brian'ın dediği şuydu; bilim, bize kendimizi görebileceğimiz müteakip farklı bakış açıları oluşturdu. O, işte bu yüzden çok değerli. | TED | وكان براين يحاول ان يقول ان العلم قد اظهر لنا زوايا رؤية جديدة جعلتنا نعيد النظر بأنفسنا مرة اخرى وهذا امرٌ مهم جدا |
| Birinin açıları, diğerinin açılarına eşittir. | Open Subtitles | و زوايا المثلث الواحد تساوي زوايا الأخر. |
| Yalpalama açıları hesaplandı ve hazır, ama sizde birkez kontrol edin. | Open Subtitles | حسنا يا هيسوتون لقد قمت بحساب زوايا اللإلتفاف و لكني أريدكم أن تراجعوا الحسابات |
| Bıçakların ölçülerini bilgisayara yükledim... uçlarının açıları, kalınlıkları gibi... ve kemikte bulduğumuz hasarlarla karşılaştırdım. | Open Subtitles | لقد أدخلت قياسات السكاكين إلى الحاسب الآلي زوايا النصل, الثخانة وقارنتها مع الإصابات على عظمها |
| 150 kişi kadar büyük ve üç kişi kadar küçük gruplar halinde, bu gençler yeni yerler, yeni düşünceler ve yeni bakış açıları keşfettiler. | TED | في مجموعات كبيرة مكوّنة من 150 طفل و صغيرة مكوّنة من 3 أطفال, اكتشف هؤلاء الصغار أماكن جديدة, أفكاراً جديدة ، وجهات نظر جديدة. |
| Aynı değiller. Farklı bakış açıları olan ve çok farklı dünya görüşüne sahip insanlar. | TED | انهم ليسو متشابهين. انهم بشر بأفكار مختلفة و وجهات نظر مختلفة نحو العالم. |
| Bu da hikâye anlatımı için tamamen yeni bakış açıları demek. | TED | وهذا يتيح المجال لظهور وجهات نظر جديدة في السرد القصصي. |