| Jüri suçlu olduğumuz kararını altı saatte verdi. | Open Subtitles | إستغرقت هيئة المحلفين ست ساعات لتصدر الحكم بأننا مذنبين |
| Jüri suçlu olduğumuz kararını altı saatte verdi. | Open Subtitles | إستغرقت هيئة المحلفين ست ساعات لتصدر الحكم بأننا مذنبين |
| Her altı saatte bir hap almam lazım yoksa kendimi komik hissediyorum. Önemli değil. | Open Subtitles | على أن آخذ قرص كل ست ساعات وإلا أشعر بالمرح، ليس بالأمر الهام. |
| altı saatte bir ilaç almazsam, kendimi bir acayip hissediyorum. Önemsiz bir şey. | Open Subtitles | عليّ أن آخذ قرص كل ست ساعات وإلا أشعر بالمرح ، ليس بالأمر الهام |
| Onlardan altı saatte bir kontrol ettirmelerini istiyor. | Open Subtitles | إنهم يقدمون تقرير كل ستة ساعات |
| Onların dokuz saatte yaptığını ben altı saatte yapmak zorundaydım. | Open Subtitles | كان علي أن أفعل في ست ساعات ما يفعلونه في تسعة |
| Yumurtlamanın tamamlanması tam olarak altı saatte. | Open Subtitles | , من فترة الإحتضان إلى الإكمال بالضبط ست ساعات |
| Her altı saatte bir yarım hap ver. Ezerek. - Tamam. | Open Subtitles | أعطيها نصف حبة كل ست ساعات , فقط قومى بتقسيمها |
| Günaydın sert çocuk. altı saatte 4 hava durumu bir kanal müdürünün ateşli rüyasıdır. | Open Subtitles | .صباح الخير, يا رامي البيسبول أربع تقارير في ست ساعات |
| Önümüzdeki yirmi dört saat boyunca altı saatte bir, dört kere birer doz daha alacağız. | Open Subtitles | وسوف نأخذ جرعة اخرى بعد ست ساعات لمدة 24 يوم 4حقنات |
| Gerçekte ise bu, bir milyon plastik bardak, bu sayı, ABD'de yapılan havayolu uçuşlarında, her altı saatte kullanılan bardakların sayısı. | TED | و الحقيقة أنها مليون كوب بلاستيكي، و هو عدد الأكواب البلاستكية التي تستخدم في رحلات خطوط الطيران في الولايات المتحدة كل ست ساعات. |
| altı saatte bir iki hap. Ödenekteymişim gibi. | Open Subtitles | حبتان كل ست ساعات كما لو أنه مصروف |
| altı saatte bir iki hap. Ödenekteymişim gibi. | Open Subtitles | حبتان كل ست ساعات كما لو أنه مصروف |
| Scofield, altı saatte 720 kilometre gibi bir şey söyledi. | Open Subtitles | قال (سكوفيلد) شيئاً ما مثل 450 ميل في ست ساعات |
| Scofield, altı saatte 720 kilometre gibi bir şey söyledi. | Open Subtitles | قال (سكوفيلد) شيئاً ما مثل 450 ميل في ست ساعات |
| Her altı saatte bir, iki çay kaşığı. | Open Subtitles | ملعقتي طعام، كل ست ساعات |
| Ve altı saatte bir beyaz olanlardan. | Open Subtitles | وقرص أبيض كل ست ساعات. |
| Şimdilik bir hafta daha antibiyotik al... her altı saatte bir de ağrıkesici... ve ağrın çok fazla olursa, eczaneden bunu al. | Open Subtitles | في الوقت الحالي، كل ما عليكِ، هو تناول المضاداتالحيويةلأسبوعآخر ... والمسكنات، واحدة كل ست ساعات ... . |
| Altı adam altı saatte yapar. | Open Subtitles | ست رجال يحتاجون ستة ساعات |
| Her altı saatte bir, bir tane alacaksın. | Open Subtitles | ستأخذ واحدة. كل ستة ساعات, |