| Sen beni Anlamıyorsun. Keşke gerçekten hislerinin olmasının nasıl hissettirdiğini, hissedebilseydin. | Open Subtitles | أنت لا تفهم أتمنى فقط أن تحس بشعور الحصول على مشاعر |
| "Anlamıyorsun, yani böyle filmler falan çekmek istiyorum. | TED | أنت لا تفهم. هذا .. مثل.. ، كما تعلم ، أريد أن أقوم بصناعة الأفلام. |
| Bizi Anlamıyorsun bile. Cehenneme gitmesi gereken kişi sensin, melez. | Open Subtitles | انت لا تفهمين انت من يجب عليه الذهاب الى الجحيم |
| Anlamıyorsun. Tamam mı? Dikkatini çekmek için kendimi küçük düşürdüm. | Open Subtitles | لا تفهمين , أُذللت و أنا أحاول أن أجلب انتباهك |
| Bunu demek istemedim. Anlamıyorsun. Tarafsız olmaya çalış. | Open Subtitles | لا كايسي لم أقل هذا أنت لا تفهمني حاول أن تكون موضوعياً |
| Annem ise "Niçin, çok sevimli görünüyorsun tatlım" dedi, bense ona "Anlamıyorsun" dedim. | TED | ردت قائلة تبدو لطيفا وجذابا للغاية فقلت أنت لاتفهمين ما أقصد |
| Kabus? Anlamıyorsun, baba. Gizem hikayeleri bitti- | Open Subtitles | أحلام سيئة , بابا , أنت لا تفهم القصص الغامضة تتحقق |
| Hayır, hayır, Anlamıyorsun. Onlara bütün olanları anlatırım. Olan biten her şeyi. | Open Subtitles | لا لا أنت لا تفهم سأخبرهم بالقصة كلها، كل ما حدث |
| Hayır Anlamıyorsun. Biz aynı dili konuşmuyoruz. | Open Subtitles | لا ، أنت لا تفهم إننا لا نتكلم نفس اللغة |
| Hayır Anlamıyorsun. Biz aynı dili konuşmuyoruz. | Open Subtitles | لا ، أنت لا تفهم إننا لا نتكلم نفس اللغة |
| Ödeyebilmek isterdim ama yapamam. Anlamıyorsun. | Open Subtitles | أريد أن أدفع و لكن لا أستطيع أنت لا تفهم موقفي |
| Anlamıyorsun. Johnny Fontane o rolde asla oynamayacak. | Open Subtitles | أنت لا تفهم جونى فونتاين لن يمثل أبدا فى هذا الفيلم |
| Bana çift kişilik yatak almıyorsun çünkü neden ihtiyacım olduğunu Anlamıyorsun | Open Subtitles | لكنكِ لن تبتاعين لي فراشاً مزدوجاً لأنكِ لا تفهمين حاجتي له |
| Muhtemelen Anlamıyorsun ama bu başına gelen en iyi şey | Open Subtitles | لعلك لا تفهمين هذا الآن لكنه أفضل ما حدث لك |
| Farkındayım, hiç meraklı olmayan ahmak bir kadın olduğumu düşünüyorsun, lâkin Anlamıyorsun. | Open Subtitles | أنا أعلم إنك تعتقدين أنني امراة ..حمقاء بدون فضول لكنكِ لا تفهمين |
| Hayır, Anlamıyorsun. İltifat olarak söyledim. | Open Subtitles | لا، أنت لا تفهمني كنت أعنيها كمجاملة ومديح |
| - nasıl oynanır Anlamıyorsun. - Ama bana güvendiğini söylemiştin. | Open Subtitles | ـ لاتفهمين كيف اللعب بهذه اللعبة ـ لكنك قلت بأنك تثق بي |
| Üzgünüm senin keyfini kaçırıyorum David, ama neler olduğunu Anlamıyorsun. | Open Subtitles | أَنا آسفُ لأزعاجُك يا ديفيد لكن أنت لا تَفْهمُ الذي يحدث هنا |
| Anlamıyorsun. Üstlerimizden baskı gören ben oluyorum. | Open Subtitles | لم تفهم كلامى انا الذى اتعرض للضغط من أعلى |
| Söylediğim tek kelimeyi bile Anlamıyorsun değil mi? | Open Subtitles | أنتى لم تفهمى كلمة مما قلتة , أليس كذلك ؟ |
| Hâlâ Anlamıyorsun, değil mi Başkan? | Open Subtitles | أنتَ لا تفهم الأمر أليس كذلك أيها الحاكم ؟ |
| Anlamıyorsun. Biriyle yan yana ölümle yüzleşince, aranızda adı konmamış bir bağ oluşur. | Open Subtitles | أنت لم تفهمي لك عندما تقفين بجانب شخصاً ما , والموت أمامكم, |
| Anlamıyorsun, oraya tırmanmayı çok sever. | Open Subtitles | لست تفهم. إنها تحب القفز إلى هنا. |
| Hayır, Anlamıyorsun. | Open Subtitles | لا, أنت لم تستوعب هذا أنا فقط حصلت عليها |
| Anlamıyorsun baba, o zaman bir sürü vergi işi çıkıyor. | Open Subtitles | كلاّ.. أنت لا تفهم الأمر أبي سيترتّب عليها الكثير من الضرائب |
| Başkasının iç çamaşırlarına karışma Hiçbir şey Anlamıyorsun. Burada anlaşılacak ne var ki? | Open Subtitles | لا تحشر نفسك فى لباس . أحد الداخلى إذا كنت لا تفهمه |
| Hala Anlamıyorsun. Çünkü lisedeyken nasıl biri olduğun umrumda değil. | Open Subtitles | لازلتي لا تفهمي لاني انا لااهتم عن ما كنتي بالثانوية |
| Anlamıyorsun. Beni görmeye geldiler ve cihazla ilgili sorular sordular. | Open Subtitles | أنت لاتفهم , أتوا لرؤيتي لقد سألوني عن أداة المعصم |