| Son yirmi yılda, astronomlar, güneş sistemi dışında binlerce gezegen buldu. | TED | وفي العقدين الأخيرين وقد وجد علماء الفلك الآلاف من الكواكب الخارجية |
| Çok yakında astronomlar güneş sistemimizin dışında gezegenler ve yenidünyalar araştırırken. | Open Subtitles | بينما يبحث علماء الفلك عن الكواكب حول النجوم خارج المجموعة الشمسية |
| O yüzden de astronomlar, ışığın yüzeyle nasıl etkileşime girdiğine bakarlar. | TED | لذا سينظر علماء الفلك في كيفية تفاعل الضوء مع السطح. |
| Her hâlükârda şu çok açık: astronomlar uzun zamandır yıldız haritaları çıkarıyorlar. | TED | لكن علي أية حال، النقطة واضحة: الفلكيون يرسمون الخرائط السماوية منذ مدة طويلة. |
| Böylece ilk kez olarak, astronomlar bir gezegenin nerede olabileceğini basit, ve değişmez bir yasa ile tahmin edebileceklerdi. | Open Subtitles | الآن ، ولأول مرة يستطيع الفلكيون أن يحددوا مواقع الكواكب طبقا لقانون بسيط وثابت |
| Kızılötesi teleskoplar ile bakarak, astronomlar uzayın küçük bir parçasına doğru daha ve daha uzağa baktılar. | Open Subtitles | وهنا في أعالي الأنديز في تشيلي، هذا بالضبط ما ذكرناه الآن. عن طريق الأشعة السينية، بدأ الفلكيون تقصي |
| O aletin davranışçılar için önemi teleskopun astronomlar için önemi kadardı. | Open Subtitles | جهاز هو رمز للسلوكيين كما هو التلسكوب بالنسبة للفلكيين |
| astronomlar, gökkubbedeki nesneleri böyle inceliyor, abartısız yüzyıldan fazla süredir. | TED | حاليا هذه هي الطريقة التي درس بها علماء الفلك الأجرام السماوية فعلياً, لأكثر من قرن |
| Bu yüzden astronomlar, görüntüleme ve evren üzerine çalışma yapmak için bu ücra zirvelere çıkıyorlar. | TED | ولذلك يذهب علماء الفلك إلى قمم تلك الجبال البعيدة لمشاهدة ودراسة الكون. |
| astronomlar ve fizikçiler ve benzerlerini de kiraladık. | TED | نقوم بتوظيف علماء الفلك والفيزياء وأمور من هذا القبيل. |
| Bazı astronomlar zamanlarını ve enerjilerini bu mesafedeki gezegenleri bulmaya adarlar. | TED | بعض علماء الفلك يركزون جهودهم وأوقاتهم على إيجاد كواكب تخضع لهذه النظرية. |
| Ancak benim gibi profesyonel astronomlar bu tarz şeyler için kısıtlı kaynaklara sahip, ve Kepler başka bir görevle meşgul. | TED | لكن علماء الفلك المهنيين مثلي، لدينا مصادر محدودة لهذا النوع من الأشياء، و مسبار كبلر يعمل على مهمة مختلفة. |
| astronomlar, asteroidleri keşfetmek ve incelemek için kullanıma hazır her türlü tekniği kullanıyorlar. | TED | يستخدم علماء الفلك كل تقنية تحت تصرفهم لاكتشاف ودراسة الكويكبات. |
| Tüm galaktik toz bulutunun ötesini kızıl ötesi teleskopla gözetleyen astronomlar bu yıldızları 16 yıldır izliyorlar. | TED | وبإستخدام تيليسكوبات بالأشعة تحت الحمراء لكي تخترق الغبار الكوني، تمكن علماء الفلك من مراقبة تلك النجوم طوال 16 عامًا. |
| astronomlar kendilerini bu tanıdık olmayan okyanusta başıboş buldu. | Open Subtitles | وجد الفلكيون أنفسهم ينقادون داخل هذا المحيط العجيب |
| Uzun bir zaman astronomlar ayın Dünya'nın oluşumundan arta kalan kalıntılardan oluştuğunu düşünüyorlardı. | Open Subtitles | لمدّة طويلة اعتقد الفلكيون أن القمر قد نشأ من الأطلال التي خلّفتها نشأة الأرض |
| astronomlar var oluş ile ilgili büyük bir şok yaşadılar. | Open Subtitles | مجرات مكان بعيد عن درب التبانه الفلكيون انصدموا بحقيقه |
| Uzayda, astronomlar ışık yılı kullanırlar. | Open Subtitles | في الأرض نحن نقيس المسافه بالاميال في الفضاء الفلكيون يستخدمون السنين الضوئيه |
| astronomlar Jüpiter'in onu parçalara ayırmasını ve arta kalan parçalarını da gezegenin yüzeyine çekerek tamamen yok edişini izlediler. | Open Subtitles | الفلكيون شاهدو كوكب المشتري وهو يمزقه إلى قطع وسحب بقاياه إلى سطح الكوكب |
| 100 yıl önce astronomlar Mars'ta hayat bulduklarını düşündüler. | Open Subtitles | قبل أكثر من مئة عام اعتقد الفلكيون أنهم اكتشفوا حياة على المريخ |
| Ama Büyük Patlama evrenin sonunu bulmaya çalışan astronomlar için sorun yaratıyor. | Open Subtitles | ولكن نظرية الإنفجار العظيم خلقت مشكلة للفلكيين الذين يبحثون لحدود للكون |