| Bir gün bu çocuklar evden ayrılacaklar ve onlarla daha fazla vakit geçirmediğin için pişman olacaksın. | Open Subtitles | أتعرف؟ يوماً ما سيغادرون المنزل وستندم على عدم قضاء وقت معهم |
| Senin için gelmiş olabilirler ama giderken benim kalıcı yetkim altında ayrılacaklar. | Open Subtitles | ربما أتوا لرؤيتك لكنهم سيغادرون ومترسخ في ذهنهم ما سأفعل |
| Konigsbank Kulesi'nden Zürih trenine binmek için 7:15'te ayrılacaklar. | Open Subtitles | سيغادرون برج بنك "كونينس" في قطار السابعة والربع "لزيوريخ" |
| Yani siz ikiniz kampçıların yiyeceklerini çalmayacaksınız ki onlar buradan mutlu ayrılacaklar. | Open Subtitles | و هذا يعني، أنّكَ ستتوقّف عن سرقة الطعام و هذا سيجعل المخيّمين يغادرون بسعادة |
| Çocuklarıyla birlikte mi kalacaklar yoksa, onlardan ayrılacaklar mı? | Open Subtitles | أو سيدعونهم يغادرون بمفردهم |
| Sanırım ayrılacaklar. | Open Subtitles | أعتقد بأنهم سينفصلا |
| Ya yeni yılda evlenme teklifi edecek, ya da ayrılacaklar. | Open Subtitles | إما أن يعرض عليها الزواج قبل بدء السنة الجديدة أو ينفصلا |
| Sabah 7'de tesisten ayrılacaklar. | Open Subtitles | سيغادرون المنشأة في السابعة صباحاً |
| Yakında ayrılacaklar. | Open Subtitles | سيغادرون قريباً. |
| Bu gece ayrılacaklar, oyun oynanırken. | Open Subtitles | -سوف يغادرون الليلة ، خلال المباراة |
| - Bırakırsam ayrılacaklar. | Open Subtitles | سوف ينفصلا إذا تركتُهم يفعلوا هذا |