| Madde ve gerçeklik kırıIması. Ruh çağırma büyüsünün geçici bir kırıIma yaratması gibi. | Open Subtitles | حدث و تشويه حقيقى مثل تعويذة إستدعاء الجريان الدنيوى |
| Sanırım bu yaptığınız uyandırma büyüsünün sonucu olmalı. | Open Subtitles | لا بد أنّ هذه عاقبة، تعويذة الإيقاظ التي ألقيتموها |
| Bir zamanlar gece gökyüzünün büyüsünün altında, beyaz bir evde cesur bir küçük kız yetişti. | Open Subtitles | كان يا ما كان، تحت سحر السماء المظلمة.. كبرت فتاة برونزية في بيت أبيض. |
| Sadece bir kadının büyüsünün seni bu kadar çabuk etkisi altına aldığını görmemiştim. | Open Subtitles | لم أرك تقع تحت سحر امرأة بهذه السرعة من قبل. |
| Tıpkı seksi büyücüler gibi, Cynthia'nında büyüsünün etkisinde bir kaç adam var. | Open Subtitles | مثلما في السحر الجنسي, أنها تمتلك رجال عديدون تحت سحرها ونفوذها. |
| Ayrıca bağlama büyüsünün seni dışarıdaki soyumuza karşı görünmez yapacağının da garantisini verdi. | Open Subtitles | كما أكدت لي أن تعويذتها الحدودية ستخفيك عن أي أحد خارج نسل أسرتنا. |
| Bir cadının büyüsünün etkisi altına girdiğini babanı öldürdüğünü, sonra da Midlands'a gittiğini söylediler. | Open Subtitles | قالوا لي انك وقعت تحت تأثير تعويذه سحرية و قتلت ابوك ثم هربت للاراضي الوسطي. |
| İz bulma büyüsünün yolu çizmesi için kanını kullanacağım. | Open Subtitles | سأستخدم دمائكَ لأستقطاب الطاقة اللاّزمة لتعويذة الأقتفاء. |
| Görünüşe göre Inuit büyüsünün bazı yan etkileri varmış. | Open Subtitles | إذاً يبدو بأن تعويذة الاسكيمو لها آثار جانبية |
| Ufak bir yer bulma büyüsünün halledemeyeceği bir şey değil. | Open Subtitles | ما مِن مشكلة تعجز تعويذة اقتفاء بسيطة عن حلّها. |
| Koruma büyüsünün onu uzakta tutacağına gerçekten inanıyor musun? | Open Subtitles | أتظنِ حقًا أن تعويذة الحماية هذه قادرة على إبقائها بعيدًا؟ |
| - Bir Kızıl Taç. İletişim büyüsünün nasıl işlediğini çözmüşsün. | Open Subtitles | التاجّ القرمزيّ اكتشفتِ طريقة عمل تعويذة الاتّصال |
| Jocelyn'nin büyüsünün aksine müsrif büyücü hayatına devam etmekte özgür olacaksın. | Open Subtitles | عكس تعويذة جوسلين و سوف تكوني حرة لان تعيشي الإسراف بحياه الساحر |
| O kimsenin büyüsünün etkisi altında değil ve Midlands halkı için o bir kahraman. | Open Subtitles | انه ليس تحت تأثير اي سحر. و بالنسبة الي شعب الاراضي الوسطي فهو بطل. |
| Bak, Serena'yı görmeye gideceğim. Bu, onun en sonunda babasının büyüsünün etkisinden kurtulduğu anlamına mı geliyor? | Open Subtitles | هذا يعني أنها وأخيراً خرجت عن سحر والدها؟ |
| İngiltere'nin taşlarının, ağaçlarının, rüzgarının ve suyunun büyüsünün ortaya çıkmasını emrediyorum! | Open Subtitles | أنا آمر سحر الأحجار الأنجليزية، الأشجار، الرياح والمياة التي تجري. |
| Ama bütün evi didik didik ettiler. Terk edilmişti. Bütün bunlar onun büyüsünün bir parçası. | Open Subtitles | ـ انهم فتشوا المنزل بالكامل, لقد كان مهجوراً ـ انه كان جزء من سحرها |
| Onun büyüsünün etkisi majestelerini zayıflatacak. | Open Subtitles | أن السيد مسحور أصبح ضعيفاً تحت سحرها, لابد إنهُ مخطىء |
| - Cadı Kraliçe öleli çok oldu. büyüsünün geri dönmesi imkânsız. | Open Subtitles | .الملكة الساحرة" ماتت منذ فترة طويلة" .ومن المستحيل أن يعود سحرها |
| Bu efendilik bağı, onun sevdiklerini korumak için kullandığı en güçlü büyüsünün özelliğidir. | Open Subtitles | رابطة التحوُّل هي أحد جوانب تعويذتها الأقوى لحماية أعزّ أحبّائها. |
| Sanki herkes D'Haranların büyüsünün etkisi altında. | Open Subtitles | انها كما لو ان كل الناس واقعون تحت تأثير تعويذه من صنع "الدهارن". |
| Eğer taş büyüsünün en kötü yan etkisi açlıksa ucuz yırttık demektir. | Open Subtitles | إن كان الشره أسوأ عرض جانبيّ لتعويذة الحجر، فإن بلاءنا هيّن. |