| Hayır. Javed'in çocuklarını bırakamayız, demek istediğim... böyle bir yerde bırakamayız. | Open Subtitles | لا لن نستطع ترك أبناء جافيد هكذا أقصد فى مكان كهذا |
| - Onu bırakamayız. - Belki de onları engellemek için buradasındır. | Open Subtitles | ـ لا يمكننا تركه هنا ـ لقد أتينا الى هنا لإيقاف انتشارهم |
| Görüş belirtmeme izin verirsen, Kaptan güzel bir kadını gemide taciz etmeden bırakamayız. | Open Subtitles | لوسمحت لي تدخلي سكيبر لايمكن ان نترك امرأة جميلة مثلهاعلى السفينة بدون تحرش |
| Onu kafasında bir şişlikle, orada öylesine dans ederken bırakamayız. | Open Subtitles | لا يمكننا أن نتركه يرقص هناك وعلى رأسه تلك الضربة |
| Ne işe yararsa yarasın, bu şekilde açıkta bırakamayız. | Open Subtitles | أيَّا كان الذي تفعله , لا يمكننا تركها مكشوفة بهذه الطريقة |
| Bunu Chink'in yanına bırakamayız! | Open Subtitles | لقد وضعنا كل شيء نمتلكه في هذه العربه لا يمكن ان نتركها على هذا الحال |
| Ama Johnny, cesedi arabanın bagajında bırakamayız. | Open Subtitles | لكن يا جونى ، لا يمكننا ترك . جثة فى صندوق السيارة |
| Karl... işimizi şansa bırakamayız. | Open Subtitles | كارل.. لا نستطيع ان نتحمل عناء ترك الفرص يجب ان نفوز |
| - Hayır. Kimseyi geride bırakamayız. | Open Subtitles | لا سيدي، نحن لا نستطيع ترك أحدً ورائنا في هذا المرة |
| -Gidelim buradan. -Onları bu şeyle bırakamayız. | Open Subtitles | ـ لنخرج من هنا ـ لا يمكننا تركه مع هذه الأشياء |
| -Hadi. Gidelim, hayatım. - Onu burada bırakamayız. | Open Subtitles | عيا بنا يجب ان نذهب نحن لا نستطيع تركه هنا |
| Onu orada bırakamayız. Soğuktan donar. | Open Subtitles | لا يمكننا تركه هنا، إنه سوف يتجمد حتى الموت |
| Ama efendim bütün bu baharı bırakamayız. | Open Subtitles | لكن يا سيدي، لا نستطيع أن نترك كل هذه البهارات |
| Hadi Niles. Babamı onunla daha fazla yalnız bırakamayız. Eminim çok iyi gidiyordur. | Open Subtitles | ـ لا نستطيع ان نترك ابي لوحده معها ـ انا متاكد انه يبلي حسنا |
| Ben burada kalmak istiyorum. Onu bu şekilde burada bırakamayız. | Open Subtitles | أريد أن أبقى هنا , لا يمكننا أن نتركه هكذا |
| Onu burada öylece bırakamayız. Çoktan ya karnı deşilmiştir ya da kafa derisi yüzülmüştür. | Open Subtitles | ـ لا يمكننا أن نتركه هنا وحسب ـ ربما أنه تعرض لسلخ الجلد |
| Bize gönderilmiş. Onu burada bırakamayız. | Open Subtitles | . كلا ، هي بالكاد وصلت لنا . ولا يمّكننا تركها |
| Alex, bu tamamen çılgınca. - Onu yalnız bırakamayız, ona söz verdik. | Open Subtitles | أليكس هذا جنون كبير لن نتركها وحدها، لقد معدناها |
| - Onları geride bırakamayız. - Binlerce insanı kurban etmiş olursunuz. | Open Subtitles | لايمكننا تركهم خلفنا ستضحي بالمئات من الناس |
| Onları geride bırakamayız diyorum. | Open Subtitles | أنا أقول فقط أننا لا يجب أن نتركهم خلفنا |
| Seni onlarla yalnız karşılaşmaya bırakamayız. | Open Subtitles | لايمكننا ان نتركك تواجه الخطر لوحدك ، تعال معنا |
| Sizi bırakamayız ama mahkemede bir yolu bulunur. | Open Subtitles | لايمكننا السماح لكم بالذهاب جميعاً لكن هذه المشكلة ستحل في المحكمة |
| Evi öylece onlara bırakamayız ki | Open Subtitles | أقصد، أننا لا نستطيع التخلي عن المنزل الذي يفترض بوالدي العودة إليه |
| Yoksa seni Cochabamba yolunda serbest bırakamayız. | Open Subtitles | إذاً لا نستطيع تركك... على طريق كوتشـبمبـا. |
| Bu hain saldırıyı cezasız bırakamayız. | Open Subtitles | لا يمككنا ان نسمح ان يمر هذا الهجوم الغادر دون عقاب |
| Diğerlerine söylemeliyiz. - Ama onu bırakamayız! | Open Subtitles | ـ يجب أن نخبر الباقين ـ لا يمكن أن ندعه هنا |
| Bu insanları(! ) böylece burda bırakamayız. | Open Subtitles | ولا يمكن أن ندعهم يعانوا من هذا ونرحل |