| Çoğu insanın apartman dairesi için bir anahtarı olur. | Open Subtitles | لذا، إذا كنت مثل معظم الناس، كنت قد حصلت على مفتاح واحد لبناء شقتك، |
| Ayrıca kriptonit bir anahtarı nereden bulacağız? | Open Subtitles | ومن أين ستحصل على مفتاح كريبتونايت؟ |
| - Ama bir anahtarı olmalı. Değil mi? | Open Subtitles | لا بد ان هذا هو المفتاح لا بد من وجود خدعة ما |
| Bu implantin eğitiminin bir anahtarı olduğunu düşünüyoruz. | Open Subtitles | لكننا نظن ان هذا الزرع هو المفتاح لتدريبه |
| Onu hayalimdeki babaya ya da sadece bebek bakıcılığı yapmak zorunda kalmayacağım bir adama döndürebileceğim bir anahtarı yok. | Open Subtitles | ليس لدي مفتاح رئيسي أضغط عليه لأحوله إلى الرجل الذي أتمنى أنه رباني، أو إلى من لا أضطر أن أجالسه على الدوام. |
| Prensesim güvende olmalı. Şato kapısının bir anahtarı var ve bende. | Open Subtitles | البوابه لها مفتاح واحد فقط و أنا أحتفظ به |
| Ayrıca kriptonit bir anahtarı nereden bulacağız? | Open Subtitles | ومن أين ستحصل على مفتاح كريبتونايت؟ |
| Ve evet. Her şey için gümüş bir anahtarı suçluyormuş. | Open Subtitles | اجل و قد ألقى الوم على مفتاح فضي |
| Bunun neden öldürdüğünü bulabilmemizin bir anahtarı. | Open Subtitles | ذلك هو المفتاح لكشف لماذا يقتل |
| Onu hayalimdeki babaya ya da sadece bebek bakıcılığı yapmak zorunda kalmayacağım bir adama döndürebileceğim bir anahtarı yok. | Open Subtitles | ليس لدي مفتاح رئيسي أضغط عليه لأحوله إلى الرجل الذي أتمنى أنه رباني، أو إلى من لا أضطر أن أجالسه على الدوام. |
| Yabancı bir kültürü anlamanın bir anahtarı pornografidir. | Open Subtitles | قادمه مفتاح واحد لفهم الثقافة الأجنبية هي الإباحيه |
| - Sadece tek bir anahtarı var. | Open Subtitles | -هناك مفتاح واحد فقط |