| -O ülke ile hiç bir diplomatik bağlantımız yok. | Open Subtitles | ليست لدينا علاقات دبلوماسية مع تلك الدولة |
| Dün bana Berlin senin için büyük bir diplomatik tecrübe olacak diyordu. | Open Subtitles | أمس اخبرني أن برلين ستكون تجربة دبلوماسية رائعة لك |
| Bu ülkeyle hiç bir diplomatik ilişkimiz yok. | Open Subtitles | ليست لدينا علاقات دبلوماسية مع تلك الدولة |
| Ama istediğin zaman, tam bir diplomatik dokunulmazlıkla istediğin hızla bunu kullanabileceksin? | Open Subtitles | لكن يمكنك قيادتها متى شئت، وبأكبر سرعة ممكنة مع حصانة ديبلوماسية كاملة؟ |
| Amerikan Büyükelçisinin eşiyim ben ve ve sen ciddi bir diplomatik olayı riske atıyorsun. | Open Subtitles | أنا زوج السفيرة الأمريكية وأنتم تخاطرون بوقوع مشكلة ديبلوماسية خطيرة |
| Sayende Zimbabwe ile büyük bir diplomatik sorununuz var. | Open Subtitles | بفضلك لدينا حادثة دبلوماسية كبيرة الآن مع الزيمبابويين |
| Burada büyük bir diplomatik... - ...krizi hafifletmeye çalışıyoruz. | Open Subtitles | لهذا نحاول تخفيف من أزمة دبلوماسية كبيرة هنا |
| Burada büyük bir diplomatik... - ...krizi hafifletmeye çalışıyoruz. | Open Subtitles | لهذا نحاول تخفيف من أزمة دبلوماسية كبيرة هنا |
| Kardeşim oldukça hassas bir diplomatik görevi tamamlamak için ayrıldı. | Open Subtitles | أخى غادر العاصمة لقيادة مهمة دبلوماسية حساسة |
| Kardeşim oldukça hassas bir diplomatik görevi tamamlamak için ayrıldı. | Open Subtitles | أخى غادر العاصمة لقيادة مهمة دبلوماسية حساسة |
| Ben bir diplomatik protokol droidim. | Open Subtitles | انا آلى دبلوماسى ... فى مهمة دبلوماسية لـ |
| Böylesine cesur bir diplomatik girişimi, uzun süredir görmüyorduk. | Open Subtitles | هذه أجرأ مبادرة دبلوماسية رأيناها يوماً |
| FBI, eğer adamı derhal vermezsem büyük bir diplomatik hadise çıkarmakla tehdit etti. | Open Subtitles | المباحث الفيدرالية تهدد بخلق أزمة دبلوماسية على أعلى مستوى -إلا إذا سلمته على الفور |
| Bunu bir diplomatik torbadan aldı. | Open Subtitles | أخذ هذا من حقيبة دبلوماسية |
| Jaime, hassas bir diplomatik mesele için gitti. | Open Subtitles | (جايمي) بعيد، أرسلته في مهمة دبلوماسية حساسة |
| Geçici bir diplomatik yerleşkeyiz, o kadar. | Open Subtitles | نحنٌ بعثة دبلوماسية مؤقتة |
| Jaime, hassas bir diplomatik mesele için gitti. | Open Subtitles | (جايمي) في مهمة دبلوماسية حساسة |
| Amerikan Büyükelçisinin eşiyim ben ve ve sen ciddi bir diplomatik olayı riske atıyorsun. | Open Subtitles | أنا زوج السفيرة الأمريكية وأنتم تخاطرون بوقوع مشكلة ديبلوماسية خطيرة |
| Bana son 5 günün ulaşım kayıtlarını ve bir diplomatik çanta getirin lütfen. | Open Subtitles | واجلبوا لي سجل السفر للأيام الخمسة الماضية وحقيبة ديبلوماسية من فضلكم |
| Bugün öne çıktın ve deneyimli bir diplomatik heyeti etkiledin. | Open Subtitles | تفوقتِ وأبهرتِ مبعوثة ديبلوماسية متمرسة اليوم. |