| Onu vurdum, pencereden uçup donmuş bir göle düştü. | Open Subtitles | أطلقت النار عليه، و اخترق النافذة و سقط في بحيرة متجمدة |
| Cesedini dondurucu soğukluktaki bir göle atıp dibe batmanı izleyecek olan herifim. | Open Subtitles | أنا الأحمق الذي سيقي جسدك الميت في بحيرة باردة و يشاهدكِ و أنتِ تغرقين إلى أن تصلي إلى أسفل القاع |
| Seni kükürt ve ateşten bir göle atmalıyım. | Open Subtitles | يجب علىّ إلقاءك في بحيرة من الكبريت والنار |
| Sel, Orta Tayland'ı devasa bir göle çevirdi. | TED | حول الفيضان وسط تايلاند إلى بحيرة ضخمة. |
| Şimdi, çamurlu bir göle girersin ve yayın balığının yumurtalarını koruduğu büyük bir delik bulursun. | Open Subtitles | أنظر ، تذهب إلى بحيرة وحل و تبحث عن حفرة كبيرة حيث سمك السلور تحمي بيضها |
| Böyle bir göle daha önce hiç atladınmı? | Open Subtitles | هل قفزت فى بحيرة من قبل ؟ |
| Evet, gidip kendini bir göle atabilirsin. | Open Subtitles | أجل، يمكنك القفز في بحيرة لعينة |
| Bildiğiniz gibi burası kazak giymiş garip bir kadının 6 saat boyunca bir göle bakarak bir cinayeti çözdüğü kasvetli filmlerin anavatanı. | Open Subtitles | هذا، بطبيعة الحال، هو منزل تلك الأعمال الدرامية القاتمة حيث امرأة غريبة في العبور يحل جريمة قتل قبل يحدق في بحيرة لمدة ست ساعات. |
| Donmuş bir göle adam yollamak? | Open Subtitles | إغراق رجل في بحيرة متجمدة ؟ |
| Hiç bir insanı buz gibi bir göle girerken izledin mi? | Open Subtitles | هل ســــبق لك مشـــاهدة كيف يدخل الناس إلى بحيرة باردة؟ |
| Hiç bir göle bakıp... | Open Subtitles | هل ينظر أحد إلى بحيرة |
| Onu donmuş bir göle çekmişler. Noel Baba gelince altındaki buz kırılmış. | Open Subtitles | أغروه إلى بحيرة مجمدة |
| Arabayı bir göle sürmüş. | Open Subtitles | لقد إنطلقت بسيارتها إلى بحيرة |
| Seni ateşten bir göle mahkum ediyorum. | Open Subtitles | أحكم عليك إلى بحيرة النار! |
| Böyle bir göle daha önce hiç atladınmı? | Open Subtitles | هل قفزت فى بحيرة من قبل ؟ |