| Şimdi, burada bir durup Bu filmlerin hiçbirinin başarısında kendime pay çıkaramayacağımı söylemenin önemli olduğunu düşünüyorum. | TED | الآن، أعتقد أنه من المهم حقًا أن أتوقف هنا لثانية واحدة وأقول أنني لا أستطيع أن آخذ الفضل في نجاح أي من تلك الأفلام |
| Canlı yayında Bu filmlerin tanıtımını mı yapacağım? | Open Subtitles | هل سأقوم بتقديم تلك الأفلام على الهواء ؟ |
| Bu filmlerin yarısını bile bilmiyorum tamam mı? | Open Subtitles | انظري , أنا حتى لا أعرف نصف تلك الأفلام , حسناً ؟ |
| Bu filmlerin bu kadar gözde olmalarının sebebi psikolojik işkence unsuru içermesi. | Open Subtitles | حسنا، السبب الذي يجعل هذه الأفلام ذات شعبية هو عنصر التعذيب النفسي |
| Film çok iyi. Şimdi, Bu filmlerin neredeyse hiçbiri Bechdel Test'ini geçemedi. | TED | الآن، لا شيء تقريبا من هذه الأفلام يستطيع اجتياز اختبار بيتشديل. |
| İşin tuhaf yanı, o zamanla şu an arası bir yerde Bu filmlerin hangilerinin yapılacağına dair fikirlerin bir kısmını değiştirdim. | TED | الشيء المضحك هو أنه في مكان ما بين ذلك الحين والآن لقد غيرت عن طريق الخطأ جزء من المحادثة حول أي من تلك الأفلام التي تصنع |
| Führer, Bu filmlerin toplatılması emrini verdi. | Open Subtitles | صدر الزعيم قراراً بمصادرة تلك الأفلام |
| Bu filmlerin hiçbiri ödülü hak etmiyor. | Open Subtitles | تلك الأفلام لا تستحق جوائز |
| Bu filmlerin hiçbirini izlemedim. | Open Subtitles | لم أشاهد أي من تلك الأفلام |
| Bu filmlerin her biri çok iyi gişe hasılatı yaptı. Biri hariç. | Open Subtitles | و من الغريب أن كل هذه الأفلام حطمت شباك التذاكر ما عدا واحد |
| Şekerparem. Bu filmlerin müziği neden hep çok kötü oluyor? | Open Subtitles | لماذا دائما هذه الأفلام تكون موسيقاها سيئة جدا؟ |
| Ben Bu filmlerin setlerini hazırlıyorum. Sanat yönetmeniyim. | Open Subtitles | أنا ارتب هذه الأفلام, أنا مسؤولة ديكور |
| Kardeşim Bu filmlerin bir çözüm yolu olduğunu söylemişti. | Open Subtitles | أختي قالت أن هذه الأفلام سبيل للخروج |