| Ve bunu uzun süre düşündükten sonra düşünmeyi bıraktım ve dua ettim. | Open Subtitles | و بعد أن فكرت بذلك لمدة طويلة توقفت عن التفكير و صليت |
| Ulu Tanrı'ya seni bana getirmesi için dua ettim, o da getirdi. | Open Subtitles | انا صليت الى ابينا الذي في السماء ان يعيدك اليّ وقد فعل |
| Ben de Tanrı'ya dua ettim ama O babamı bir kere bile engellemedi. | Open Subtitles | حسنا، صليت إلى الرب، لكنه لم يكف عني والدي، و لا مرة واحدة. |
| AG: Bu soruya cevap bulabilmek için dua ettim. Ne yapabilirim? | TED | آل جور: لقد دعوت أن أكون قادراً على أن أجد الحل لهذه القضية. ماذا أستطيع أن أفعل؟ |
| Doğru olması için hep dua ettim, onun kızı olmak istemiyordum. | Open Subtitles | صلّيت بأن يكون ذلك صحيحاً لم يكن يريد أن أكون إبنته |
| Ögrendigimizde söyledigim korkunç seyler için Tanri beni affetsin diye dua ettim. | Open Subtitles | لقد دعيت بأن الله يسامحني عن كل الأشياء الفظيعة التي قلتها عندما عرفنا بعضنا. |
| Tanrı'ya bile dua ettim, bununla nasıl baş edebileceğimi sordum... | Open Subtitles | حتى أنني صليت للرب, حتى سألته كيف أتعامل مع هذا |
| Önceleri sana çok dua ettim, gelip beni alasın eve götüresin diye. | Open Subtitles | لطالما صليت ان تاتي و تنقذني و تعيدني إلى البيت.. لكنك لم تأت |
| dua ettim ve etmeye devam ediyorum. Yine de ondan korkuyorum. | Open Subtitles | لقد صليت ولازلت أصلي ولكني لا أزال خائفًا منه |
| Zamanında yeşermen için dua ettim. Ben sana yardım ettim. | Open Subtitles | تمنيت و صليت من أجل أن تنضج عند الوقت المحدد أيها الزرع |
| Başına gelen felaketleri duyduğumda Bakire Meryem'e bir muzice için dua ettim. | Open Subtitles | عندما سمعنا بمتاعبك صليت لأمنا العذراء من أجل معجزة |
| FBI görevlisinin kız kardeşi için iki gün boyunca dua ettim. | Open Subtitles | [ألبرت] لمدة يومين كنت قد صليت للأخت امرأة مكتب التحقيقات الفدرالي. |
| Ama ben hep Tanri'ya bize bir çocuk vermesi için dua ettim. | Open Subtitles | لقد دعوت الله ألا ترى إننا مهيئين للحصول على طفل |
| Seni kaybetmeyeyim diye dua ettim. Sana neler olduğunu biliyorum. | Open Subtitles | انا دعوت بان لا افقدك أَعْرفُ ما يجري لك |
| Kuvvetime yönelik bir vazife için dua ettim ve bunu buldum. | Open Subtitles | لقد صلّيت طالبةً مهمة أُبلوِرُ فيها قوتي وقد حصلت عليها |
| Tanrı'ya merhameti için dua ettim ama hiç merhamet göstermedi. | Open Subtitles | صلّيت للربّ الرحيم ولم يظهر لنا أىّ رحمةٍ |
| Durumu iyice ağırlaştığında, meleklere onu alıp götürmesi ve daha fazla acı çekmemesi için çok dua ettim. | Open Subtitles | عندما مرضت جداً انا دعيت بحيث تأخذها الملائكة بعيداً وسوف لن تعاني اكثر بعد ذلك |
| Biz de onu evine götürdük ve ben dua ettim, o ölmeden petrol onun kıyısına vurmasın diye. | TED | لذلك أحضرناها للمنزل ، وصليت أن لا يغسل النفط شاطئها قبل وفاتها. |
| O geceden beri her gece ölmek için dua ettim. | Open Subtitles | منذ تلك الليلة وحتى هذه الليلة.. وأنا أدعو كي أموت. |
| Hergece yatağa yatmadan önce Stanford'a girmek için dua ettim | Open Subtitles | كل ليله قبل أن أذهب للفراش أصلى لألتحق بـ ستانفورد |
| Yalvardım ve dua ettim Tanrı'ya şarkıları kalbimden dışarı atması için, ama onlardan kurtulamıyorum. | Open Subtitles | انا اصلي و اصلي لله حتى ينسيني ادمان الاغاني و لكنني لا يمكنني التخلص منها |
| Çocuğumun sağlığı için dua ederim. Doğması için dua ettim. | Open Subtitles | أصلّي لأن طفلتي سليمة أصلي لأن زوجتي أهدتني بها |
| Ben de onu kutusundan çıkarıp masanın üstüne koydum ve saatler boyunca dua ettim. | Open Subtitles | لذا أخرجته من الصندوق ووضعته على الطاولة ثم دعوتُ من كل قلبي لعدّة ساعات |
| Ve sonraki günde de hayatta kalmak için dua ettim. | Open Subtitles | وصلّيت كي أتمكّن من الصمود عبراليومالتاليله. |
| Alacak hiç bir şey yok. Külleri üzerinde dua ettim. | Open Subtitles | لم يكن هناك شيء ليأخذوه لقد صليتُ على رفاتهم |
| Bak umarım seni taklit ettiğimi düşünmessin ama bende bizim için dua ettim. | Open Subtitles | إنظري , آمل بأنكِ لن تعتقدي بأنني أقلدكِ .لكنني دعيتُ أيضاً بشأننا |
| Nobles'da, o odaya kapatılmış, yine ölmeyi beklerken "Tanrım, beni buradan kurtar" diye dua ettim. | Open Subtitles | ثم بقيت في البساتين حبيسة أنتظر الموت ثانيةً أدعوا |