| Seni kanatları almayı teklif ediyor, geleceğini garanti ediyorlar mı? | Open Subtitles | إنهم لا يعرضون أن تكون تحت رعايتهم، و يعتنوا بمستقبلك |
| Aynı ülkeye tekrar tekrar giden insanları da takip ediyorlar. | Open Subtitles | إنهم يرمزون الأشخاص الذين يقومون برحلات متكررة إلى نفس البلد |
| Buluşsal algoritma kullandıklarını iddia ediyorlar ama palavradan ibaret olabilir. | Open Subtitles | إنهم يدّعون استعمال الخوارزميات الارشادية لكنه لربما أنه مجرد هراء |
| Bu vizyona sahip çıkan bazı geniş şirketler var, büyük ölçüde dijitalleştirme yapıyorlar, fakat onlar halkın taleplerini bloke ediyorlar. | TED | هناك بعض الشركات الضخمة التي رأت هذه الرؤية انهم يذهبون باتجاه الرقمنة على نطاق واسع و لكن يقفلون النطاق العام |
| Dekstroz'un içine virüs enjekte ediyorlar ve bütün olayı mahvediyorlar. | Open Subtitles | انهم يقومون بحقن الفيروس في الدكستروز ويقومون بتلويث الصفقة كلها |
| Kendi beyin etkinliklerini izliyorlar, ve acıyı üreten sinirsel yapıları kontrol ediyorlar. | TED | أنهم يشاهدون طريقة تفعيل أدمغتهم ويقومون بالتحكم في المسارات التي تنتج الألم |
| - Korkmuş, kafası karışmış, zihinlerindeki hayatla uzlaşmak için mücadele ediyorlar. | Open Subtitles | إنهم خائفون و مشوشون و يجاهدون ليستوعبوا حياة كاملة في عقولهم |
| Dış gezegenliler kırılgan kemiklerimizden nefret ediyorlar! Pekâlâ, bu kadar yeter. | Open Subtitles | ـ إنهم يكرهوننا بسبب عظامنا الهشة ـ حسناً ، يكفي ذلك |
| Bizim gibi olmadığını biliyorlar. Neden burada olduğunu merak ediyorlar. | Open Subtitles | إنهم يعلمون أنكَ لستَ مثلنا و يتساءلون لماذا أنتَ هنا |
| Sayın yargıç müvekkilimin kötü niyetle sözleşme yaptığını iddia ediyorlar. | Open Subtitles | سيدي القاضي، إنهم يدعّون أن موكلتي قامت بالعقد بنيّة سيئة. |
| Ulusal Muhafızlar, bu binanın etrafındaki on blokluk bir alanı kontrol ediyorlar. | Open Subtitles | الحرس الوطني ، إنهم يُقيموا مُحيطاً على بُعد 10 مباني حول المبنى |
| Vebayı (pest) kontrol ediyorlar. Ve hayvanlar için gıda kaynağı. | TED | إنهم يسيطرون على الآفات. وكذلك فإنهم غذاء للحيوانات. |
| Temiz, kirletilmemiş bir dünyada, ormanın içerisinde kendi yaşam şekillerini oluşturmak için mücadele ediyorlar. | TED | إنهم يناضلون لتطوير سبلهم الخاصة للمعيشة داخل الغابات في عالم نظيف، عالم غير ملوث، عالم خال من التلوث. |
| İnancın çaresizliğe dönmemesi için sizi tasvip ederek dua ediyorlar. | Open Subtitles | انهم يدعون .. ان يمنحك خشية انقلاب الإيمان إلى يأس |
| Sevinçle microlightı takip ediyorlar, ama onunla birlikte uçacaklar mı? | Open Subtitles | انهم وبسعادة يتبعون الطائرة الشراعية, ولكن هل سيطيرون معها ؟ |
| Önce her şeyi çözdüklerini sanıyorlar daha sonra bir bok bilmediklerini fark ediyorlar. | Open Subtitles | يعتقدون انهم على علم بكل شيء و بعدها يدركون بانهم لا يعلمون شيئا |
| 2011 de Twitter'a katıldığımdan beri, kadın düşmanlığı ve kadın düşmanları kendini bolca gösteriyor her adımımı takip ediyorlar. | TED | منذ انضممت تويتر في عام 2011، وقد أثبتَ كره النساء وكارهي النساء بوضوح أنهم سوف يحقرون كل خطوة لي. |
| Değiştiremeyecekleri ya da ellerine alamayacakları için senden nefret ediyorlar. | Open Subtitles | يكهونك لأنهم يعرفون أنهم لا يستطيعون أفسادك أو التحكم فيك |
| Bunu biliyorlar ama bu çirkin suçlamaları yapmakta ısrar ediyorlar. | Open Subtitles | وهم يعرفون هذا. لكنهم مازالوا مستمرون في هذه الاتهامات الشنيعه. |
| Kimsenin avuç açtığı yok. Senato'nun sadık bir üyesinden yardım talep ediyorlar. | Open Subtitles | لا أحد يتوسل، إنهما يطلبان مساعدة من عضو مخلص من مجلس الشيوخ |
| Petrol kuyularında, botları tamir ediyorlar. | Open Subtitles | إنّهم يعملون على رافعات النفط، ويصلحون القوارب |
| Öyle karmaşık aletleri yok, hâlâ birçok bavulu elle kontrol ediyorlar. | Open Subtitles | ليس لديهم كل هذه الأجهزة الحديثة. و يقوموا بفحص الأمتعة يدوياً. |
| Sistematik bir şekilde tellerin sağlamlığını kontrol ediyorlar. | Open Subtitles | إنهن يتفحصن الأسياج لإيجاد نقاط ضعف بطريقة منتظمة |
| Ben... Sürekli kavga ediyorlar, kız telefonu açmayınca o da barı arıyor. | Open Subtitles | إنّهما يتشاجران كثيراً، لذا، حين لا تردّ، يتصل بالنادي |
| - Kes şunu! Arkadaşlar, birbirine yardım ediyorlar! | Open Subtitles | توقفي الان , أنهم أصدقاء أنهم يقدمون المساعده |
| - Onlara ateş ediyorlar. - Grogan yerinde kal. | Open Subtitles | هم يتبادلون إطلاق النار جروجان أبقى حيث أنت |
| Gerekli şeyi söyledikten sonra istediklerini yapana kadar karşıma çıkıp bana eziyet ediyorlar. | Open Subtitles | وبعدما يقولون ما يريدونه، يستمرون بالظهور بشكل عشوائي ويعذبونني حتّى أقوم بما يريدونه |
| Bu arada hava kuvvetlerinizi geri çekin. Yolcularımı hasta ediyorlar. | Open Subtitles | في هذه الأثناء، الغي قوتك الجوية لانهم يجعلون مسافريني مرضي |
| Bugün, o ilkel yaşam formlarının soyundan gelenler gelişmeye devam ediyorlar. | Open Subtitles | اليوم، أحفاد هذه الأشكال الأولى للحياة يواصلون الإزدهار. |
| Ama Billy Pricket ve General Lee yarışa doymadılar. Hala devam ediyorlar. | Open Subtitles | بيلي بريكير والجنرال لي ما زالوا يتسابقون |