| Hayatımdaki en önemli şeyi fırlatıp attım. | Open Subtitles | لقد ألقيت بعيدا وخسرت وخسرت أهم شيء في حياتي |
| Ve bundan dolayı, bu tableti çevirerek evrendeki en önemli şeyi belirleyebiliriz. | Open Subtitles | وهكذا ، عن طريق ترجمة هذه اللوح ينبغي أن نكون قادرين على تحديد أهم شيء في الكون |
| Dünyanın en önemli şeyi kendileriymiş gibi davranırsınız. | Open Subtitles | تعاملينهم كما ولو أنهم أهم شيء في العالم |
| BeIki de bugüne dek yapılmış en önemli şeyi. | Open Subtitles | ربما الشيء الأكثر أهمية الدي عمله شخص ما |
| Benim geleceğe kalacak en önemli şeyi korumam gerek. | Open Subtitles | يجب أَن أَحميه لن يكون لنا مستقبل ما لم نحمي الشيء الأكثر أهمية |
| Belki de bunlar usta bir balık avcısının laflarıdır ama gramer bana göre dünyanın en önemli şeyi. | Open Subtitles | ربما فقط لصياد سمك محترف لكن القواعد هى أهم شئ فى هذا العالم بالنسبة لى |
| Bir Kütüphaneciyi öldürmeyi düşünürken en önemli şeyi unuttun. | Open Subtitles | لقد نسيت أهم شيئ إذا كنت ستقتل أمين مكتبة و ما هو هذا؟ |
| Ama bu bilet onun başına gelen en önemli şeyi temsil ediyor. Ben buna büyük bir cinayet sebebi derim. | Open Subtitles | ولكن هذه التذكرة تمثّل أهمّ شيء قد حدث له أنا أدعو ذلك دافعاً رئيسيّاً لجريمة قتلٍ |
| naıl yaptığımız düşünelim bir gece yatakta,hamileyiz, ve sonra hayattaki en önemli şeyi yetiştiriyoruz--bir çocuk | TED | نفكر كيف نفعلها -- ليلة واحدة في الفراش، وأصبحنا ننتظر طفلاً، ثم ننشأ أهم شيء في الحياة -- طفل. |
| Çünkü sen mahkûmların hayatlarındaki en önemli şeyi çalıyorsun kişiliklerini. | Open Subtitles | لأنك تسلب السجناء - أهم شيء في حياتهم فرديتهم |
| Kendimi hayatımın en önemli şeyi için ölüm yası tutuyor gibi hissediyorum. | Open Subtitles | أحس كأني في حداد على أهم شيء في حياتي |
| Dünyadaki en önemli şeyi kaybedeceğiz. | Open Subtitles | سوف نخسر أهم شيء في هذا العالم |
| Sanki bir anda hayatının en önemli şeyi oluverdi. | Open Subtitles | لقد حدث فجأة,كأنه أهم شيء في حياته |
| Ama ben hayatının en önemli şeyi değilim. | Open Subtitles | ولكن أنا لست أهم شيء في حياتك. |
| Dediğim gibi en önemli şeyi söylemediğimi fark ettim... | Open Subtitles | كما كنت أقول، أدرك بأنني لم أذكر الشيء الأكثر أهمية... |
| en önemli şeyi unutuyorsun. | Open Subtitles | نسيتي الشيء الأكثر أهمية. |
| en önemli şeyi unuttun. | Open Subtitles | نسيت الشيء الأكثر أهمية. |
| Özgürlük treninin en önemli şeyi dağlara tırmanmak gerektiğidir. | Open Subtitles | أهم شئ بقطار الحرية هذا أنه عليه تسلق الجبال |
| Benim yanımdayken kendini sansürlemek zorunda hissetmeni istemiyorum. Bana kendin hakkında bir şey söyle. Senin hakkındaki en önemli şeyi söyle. | Open Subtitles | أود منك ألاّ تشعري بالرهبة معي تصرفي على سجيتك , أخبريني عن أهم شئ بخصوصك |
| Bir Kütüphaneciyi öldürmeyi düşünürken en önemli şeyi unuttun. | Open Subtitles | لقد نسيت أهم شيئ إذا كنت ستقتل أمين مكتبة |
| Aaron, insanın kendine sürekli "şu an üzerinde çalışabileceğim dünyanın en önemli şeyi nedir" sorusunu sorması gerektiğine inanıyodu. | Open Subtitles | آمن هارون أنّ الإنسان يجب أنْ يسأل نفسه طوال الوقت "ما أهمّ شيء يمكنني العمل عليه في العالم الآن؟" |