| Aslında ahlak masasındayken tanıştığım bir kadın taciri, her neyse, hiçkimsenin içip araba sürmekle ilgili endişelenmesine gerek yok | Open Subtitles | راحة احد السائقين الذي اعرفهم عندما كنت اقوم بأمور سيئة على اي حال لا احد يجب ان يقلق بخصوص الشرب والقيادة |
| Kimsenin endişelenmesine gerek yok. | Open Subtitles | لا أحد يجب ان يقلق. |
| Ve ona artık annesinden para isteyen insanlar konusunda endişelenmesine gerek olmadığını söyleyin. | Open Subtitles | و أخبريه أن والدته ليس عليها أن تقلق أن تسأل الناس لإقتراض المال |
| endişelenmesine gerek yok. | Open Subtitles | حسناً ، لا يتوجب عليها أن تقلق |
| Tabii öyleyse endişelenmesine gerek yok. | Open Subtitles | في تلك الحالة لا يجب عليها أن تقلق |
| endişelenmesine gerek yok zaten. | Open Subtitles | ليس عليها أن تقلق. |