| Beyin fonksiyonlarını muhafaza etmenin tek yolu bu. | Open Subtitles | انها فرصتنا الوحيدة لإستعادة أنشطته الدماغية |
| Beyin fonksiyonlarını muhafaza etmenin tek yolu bu. | Open Subtitles | انها فرصتنا الوحيدة لإستعادة أنشطته الدماغية |
| Kabalıkla baş etmenin tek yolu onu devam ettirmektir. | Open Subtitles | الطريقة الوحيدة للتعامل مع الغوغاء أن تترفع عن مستواهم |
| Ama bana şunu çok iyi öğretti korkularımızla baş etmenin tek yolu onlarla yüzleşmek onları zorla sürükleyerek karanlığın dışına çıkarmak ve ve yok etmektir. | Open Subtitles | ولكنه علمني شيئاً واحداً .. الطريقة الوحيدة للتعامل مع مخاوفك هي أن نواجهها |
| Dr Carter'a yardım etmenin tek yolu onun gerçekliğindeki Goa'uld'u durdurmak ve... | Open Subtitles | الطريق الوحيد لمساعدة دّكتور كارتر هي أن نوقف الجواؤلد في حقيقتها |
| Bu dünyada istediğini elde etmenin tek yolu canını dişine katıp çalışmak. | Open Subtitles | الطريقة الوحيدة لتحقيق ما تريد هي بالعمل الشاق |
| Antimaddeyi yok etmenin tek yolu, maddedir. | Open Subtitles | الطريقة الوحيدة لتدمير كيان لا مادي هي بكيان مادي. |
| Bir Asil İblisi kontrol etmenin tek yolu Ölümlü Kupa'dan geçer. | Open Subtitles | الطريقة الوحيدة للسيطرة على الشيطان الأعظم هي بواسطة "كأس الفانين". |
| Bak, bu deli kızla baş etmenin tek yolu, büyük bir yalan söyleyip hızlıca sıvışmak. | Open Subtitles | أسمع , الطريقة الوحيدة للتعامل مع نساء مجنونات |
| Evliliğine duyduğum kıskançlıkla baş etmenin tek yolu bu. | Open Subtitles | إنها الطريقة الوحيدة للتعامل مع الغيرة حول زواجكِ، بينما ليس لديّ أيّ زوج |
| Kalede babamı ziyaret etmenin tek yolu idi. | Open Subtitles | كان ذلك الطريق الوحيد لأزور أبي في القلعة |
| Yoksulluğuna rağmen, aşırı tutucu bir toplumda boşanmış bir kadın olmanın sosyal statüsüne rağmen, ve okula dönüşüne ailesinin karşı çıkmasına rağmen, Fayza, hayatını kontrol etmenin tek yolunun eğitimden geçtiğini biliyordu. | TED | على الرغم من فقرها ووضعها الاجتماعي كمطلقة في مجتمع محافظ جدًا ومعارضة أهلها لعودتها للتعليم علمت فايزة أن الطريق الوحيد لها لتتحكم بحياتها هو بتعلمها |
| Dünyada yükselmenin tek yolu toprak ve ünvandan geçer, ve bizim gibi insanlar için, bunları elde etmenin tek yolu bunlara sahip olanlarla evlenmektir. | Open Subtitles | الطريقة الوحيدة لترتفع في العالم عن طريق الأرض والنسب، ومن أجل أن يحبنا الناس، والطريقة الوحيدة لتحقيق كل هذا الأشياء، هو الزواج منهم. |
| Kaybı telafi etmenin tek yolu Rosalee'yi sağ yakalayıp ödülü almak. | Open Subtitles | الطريقة الوحيدة لتحقيق توازن الميزانية هي بإمساك (روزلي) حية وقبض مكافأتها |
| DNA'yı yok etmenin tek yolu bu. | Open Subtitles | انها الطريقة الوحيدة لتدمير الحمض النووي |
| DNA'yı yok etmenin tek yolu bu. | Open Subtitles | انها الطريقة الوحيدة لتدمير الحمض النووي |
| Onu oraya biz atadık. Davies'i kontrol etmenin tek yoluydu. | Open Subtitles | نحن من أرسلناه إلى هناك، كانت الطريقة الوحيدة للسيطرة على (ديفيس) |