| Ormanda, gölde bir evin var. | Open Subtitles | أنت تحبّ مراقبة القراصنة لديك منزل صغير على بحيرة في الغابة |
| Ellen May, burada daima bir evin var. Terk etmeyi sen seçtin... Biz değil. | Open Subtitles | حسناً دائماً لديك منزل هنا أنت إخترت هجران ذلك وليس نحن |
| Öğretmen maaşıyla zar zor alabileceğin bir evin var. | Open Subtitles | هل لديك منزل يمكنك تحمُّل شرائه براتب مُدرس بالضبط .. |
| Bu civarda bir evin var. değil mi? | Open Subtitles | لديك مكان بالقرب من هنا, أليس كذلك؟ |
| - Aman Tanrım! Tommy! Senin de evin var, sen de eve döneceksin. | Open Subtitles | على الأقل أنتَ لديكَ منزل لتعود له. |
| Kendi evin var, kendi geleceğin var, tuvaletin yanında kendi zeytin çanağın var. | Open Subtitles | تملك شقتك الخاصه الان و مستقبلك أمامك و لديك صحن مليء بالزيتون بجوار الحمام |
| Harika bir evin var. Neden orada uyumuyorsun? | Open Subtitles | أنت تملك منزلاً مثالياً لماذا لست نائماً هناك؟ |
| Bunu 19 kere gördüm. Burada harika bir evin var, hayatının sonuna kadar. | Open Subtitles | لديك منزل رائع هنا يا فرانكى ... و لبقية حياتك |
| Burada harika bir evin var, hayatının sonuna kadar. | Open Subtitles | لديك منزل رائع هنا يا فرانكى ... و لبقية حياتك |
| Burada harika bir evin var, hayatının sonuna kadar. | Open Subtitles | لديك منزل رائع هنا يا فرانكي ... و لبقية حياتك |
| Çok güzel bir evin var. Her şeyin çok güzel. | Open Subtitles | لديك منزل جميل أغراض جميلة وكل هذا |
| Eve gidelim o zaman! Beraber oturabileceğimiz bir evin var da sanki. | Open Subtitles | دعنا نذهب الى المنزل هل لديك منزل نستطيع العيش فيه معا ! |
| Evsiz falan değilsin, bir evin var dostum. | Open Subtitles | لستَ مُشرّدًا أيها الزنجي لديك منزل |
| Çok güzel bir evin var... ve çok da zevklisin Brett. | Open Subtitles | لديك منزل بديع، مزخرف بإتقان وذوق |
| Hiç olmazsa senin gidecek bir evin var. | Open Subtitles | حسنا، على الأقل لديك منزل تعود له |
| Hâlâ bir ailen ve bir evin var. | Open Subtitles | ما زالت لديك أسرة، وما زال لديك منزل. |
| Parasını ödediğim kendine ait bir evin var. | Open Subtitles | لديك مكان الخاصة بك التي أدفع ثمنها، |
| - Aman Tanrım! Tommy! Senin de evin var, sen de eve döneceksin. | Open Subtitles | على الأقل أنتَ لديكَ منزل لتعود له. |
| Kendi evin var, kendi geleceğin var, tuvaletin yanında kendi zeytin çanağın var. | Open Subtitles | تملك شقتك الخاصه الان و مستقبلك أمامك و لديك صحن مليء بالزيتون بجوار الحمام |
| Hayır, senin bir evin var. Senin adına kiralık. | Open Subtitles | ـ لا أنت تملك منزلاً ـ مؤجر بأسمك |
| - Çocukken bebek evin var mıydı? | Open Subtitles | هل كان لديكِ بيت دمى؟ |
| Çocuklarla dolu bir evin var. | Open Subtitles | لديكِ منزل ملئ بالأبناء |
| Hoş bir evin var. | Open Subtitles | لديكِ منزلٌ جميل |
| Demek köy evin var, çiftçisin. | Open Subtitles | إذن ، لديك بيت فى الريف أنت فلاح |