| Darılma, ama bütün görkemli evlilikleri yaptın bir kaç kez. | Open Subtitles | بـدون إهـانه, ولكنـك فعلتـي زواج فـاخـراً مـن قبـل عـدة مـرات |
| Kadınların özgürlüğü için zoraki evlilikleri, çok eşliliği ve kadın sünnetini yasaklayarak bir hareket oluşturdu. | TED | رَعَى حركة تَحريرالمرأة، وجرَّم زواج الإكراه والزواج التعددي والخِتان. |
| Aslında insan formundaki yardımsever bir beyaz yılan ruhu olduğundan, evlilikleri zaten burnunu sokan keşişler tarafından saldırıya uğramıştı. | TED | فقد كانت، في الواقع، روح أفعى بيضاء محبة للخير، بهيئة إنسان، نجا زواجهما من هجمات الرهبان المتطفلين. |
| evlilikleri uzun sürmedi ve Gilda hayatının çoğunu Amerika'da geçirdi. | Open Subtitles | زواجهما لم يستمر طويلاً وقد عاشت غيلدا معظم حياتها في الولايات المتحدة |
| Birlikte katıldıkları bütün o yemeklere... hayır kurumu davetlerine rağmen... evlilikleri çatırdıyordu. | Open Subtitles | حيث كان خلف منظره الزائف في جميع الأعشيات والحفلات الخيرية التي أقامها وزوجته كان زواجهم مفكك |
| - Bizim iş dalında evlilikleri bozulmadan kalanlar sadece kamera karşısındakilerdir. | Open Subtitles | في عملنا، مع تلك الزيجات سليمة هي تلك التي أمام الكاميرات. |
| Kusursuz bir evlilikleri var. Lütfen bize sırınızı söyleyin. | Open Subtitles | إنه زواج مثالي، من فضلكم أخبرونا ما هو سركم؟ |
| Belki de ülkedeki bütün kötü evlilikleri araştırmalıyız. | Open Subtitles | ربما يجب نتحرى عن كلّ زواج سيئ فى المقاطعة |
| Zira, eşcinsel evlilikleri, ülkemizde halen yasadışı sayılıyor. | Open Subtitles | لأن زواج الشواذ حاليا ليس قانوني بموجب القانون الأمريكي |
| Gençlerin hayalgüçlerini aydınlatan, seks olmayan evlilikleri, sokaktaki yırtıcılardan koruyan.. | Open Subtitles | تضيء خيال شاب تساعة زواج بلا جنس تبقي مفترساً بعيداً عن الشوارع |
| evlilikleri uzun sürmedi ve Gilda hayatının çoğunu Amerika'da geçirdi. | Open Subtitles | زواجهما لم يستمر طويلاً وقد عاشت غيلدا معظم حياتها في الولايات المتحدة |
| Monica, onu çalmış falan değilim. evlilikleri çoktan bitmiş. | Open Subtitles | فهو لا يريد البقاء مع زوجته زواجهما لن يدوم طويلا |
| Beyaz Saray'ın korunması onlara bağlı. evlilikleri her şeyden daha kuvvetli. | Open Subtitles | أستبعدهم و عزلهم الأبيض البيت شيء أي من أقوي زواجهما |
| Mükemmel bir evlilikleri var. | Open Subtitles | التقى بها في الثانوية. وكان زواجهما مثاليًا. |
| - evlilikleri uzun ve bereketli olsun. | Open Subtitles | لربما يكون زواجهم طويلا ومثمرا |
| - evlilikleri uzun ve bereketli olsun. | Open Subtitles | لربما يكون زواجهم طويلا ومثمرا |
| Robert, bizim gibi insanların evlilikleri asla mutsuz değildir. | Open Subtitles | "روبرت"، الناس أمثالنا لا يكونون أبداً تعيسين في زواجهم |
| Bir de, evlilikleri aslında fuhuş için bir maske olanlar var. | TED | ثم هناك تلك الزيجات التي هي في الواقع ستاراًعلى البغاء . |
| Bizde, evlilikleri aileler belirler. | Open Subtitles | بالنسبة لنا يتم ترتيب الزيجات عن طريق العائلات |
| Güzel evlilikleri olan ailelerden gelmiyoruz ki. | Open Subtitles | لي وكأننا منحدرين من عائلات شهدت زيجات عظيمة |
| - Onlar hakkında hiç susmuyorsun. - İyi bir evlilikleri var. | Open Subtitles | أنتَ لم تصمت عن الحديث عنهما لديهم زواجاً عظيماً |
| evlilikleri eskisinden beter hâle geldi. | Open Subtitles | وزواجهم في الشكلِ الأسوأِ أكثر من أي وقت مضى. |
| evlilikleri sorunlu gibi. | Open Subtitles | يبدو أن الزواج كان يمر ببعض المشاكل |
| Eski senatör buna inanıyormuş sanırım ama söylediği gay evlilikleri benimki ve diğer tüm evlilikleri tehdit ediyor. | Open Subtitles | أنا أعلم أنّ هذا ما يُؤمن به السيناتور لكن ما قاله هو أنّ زواج الشواذ هو تهديد لزواجه وكل العلاقات الزوجية |