| Satış görevlisinin bir satış çitası var, fakat biz bunu hallettik. | Open Subtitles | البائع لديه حد أقصى للعموله ولكننا إكتشفنا طريقة للتحايل على ذلك |
| Ülkedeki en hızlı büyüyen teknoloji firmalarından biriyiz. Fakat, biz ayrımcılık yapmıyoruz. | Open Subtitles | إننا أحد أكثر شركات التكنولوجيا تطورًا في الأمة، ولكننا لا نقوم بالتمييز |
| fakat biz zaten yemek zamanları kıkır kıkır gülmezdik. | Open Subtitles | لم يكن مرحاً، لكن نحن بالعادة .لا نمرح خلال المائدة |
| fakat biz güneyli kızlar sıradan çıkmalara yanaşmazlar. | Open Subtitles | لكن نحن بنات الجنوب لا نحب المواعيد الطارئة |
| fakat biz aldığımız karar gereği üçüncü gün işe geri dönecektik. | Open Subtitles | لكننا كنا قد قررنا أن نعاود العمل عقب انتهاء اليوم الثالث |
| fakat biz CRISPR teknolojisinin geliştirmeler için de kullanılabileceğini göz önünde bulundurmak zorundayız. | TED | ولكن علينا كذلك أن نأخذ بالحسبان أنه يمكن استخدام تقنية كريسبر في أمور تحسينية. |
| Bu sana çılgınca gelebilir fakat biz düşündüğün yerde değiliz. | Open Subtitles | أعلم،أنَ ذلكَ سيبدو جنونياً لكِ لكننا.. لسنا متواجدين حيثُ تعتقدين |
| Bu bilet muhteşem dünyalara seyahat bileti fakat biz iyi kullanamıyoruz. | TED | أننا نمتلك تذكرة رائعة لنسافر إلى عوالمنا الاجتماعية ولكننا لا نحسن استخدامها |
| fakat biz yetişkinler artık bu istatistikleri tutmuyoruz. | TED | ولكننا كناضجين لم تعد لدينا المقدرة على إستيعاب هكذا إحصائية. |
| fakat biz atomlara bakmak istedik, demir atomlarına, ki böylece sayfayı önceki ve sonraki hâliyle okuyabilelim. | TED | ولكننا أردنا أن ننظر إلى الذرّات، ذرّات الحديد، حتى أنّه يمكننا قراءة الصفحة من ما قبل وبعد. |
| fakat biz yerleşmiş standartlara daha fazla güvenemeyiz. | TED | ولكننا لا نستطيع ببساطة الوثوق المعايير المعمول بها. |
| - Yangından etkilenmemesi güzel. fakat biz gitmezsek yanarız. | Open Subtitles | لا يمكنه أن يحترق لكن نحن سنحترق ، لذا علينا الرحيل |
| Savaşı onlar başlattı fakat biz bitireceğiz. | Open Subtitles | هما من بدأوا الحرب لكن . نحن من سَيُنهيها |
| Fark etmedin, fakat biz hep birlikte bu durumdaydık. | Open Subtitles | أنتِ لم تدركي هذا أبداً , لكن نحن كنا في هذا معاً |
| Herkes ikimizin deli olduğunu düşündü fakat biz gerçeği görüyorduk. | Open Subtitles | لقد ظن الجميع أنه أنا و أنت من المجانين لكننا كنا نرى الحقيقة. |
| fakat biz oynuyorduk , daha sonra uyuya kalmışım. | Open Subtitles | لكننا كنا نلعب ثم غلبني النوم. |
| fakat biz şanslıydık. | TED | لكننا كنا محظوظين. |
| Borges dedi ki " Hiçbir şey taşın üzerine inşa edilmez, herşey kumun üzerine inşa edilir. fakat biz sanki kum taşmış sanarak inşa etmeliyiz. | TED | قال بورخيس : لا يوجد شيء بُني على الحجر، كل شيء بني على الرمل ولكن علينا أن نبني وكأن الرمل كان حجرا |
| fakat biz onlardan yeterli bilgileri almamız gerekiyor doğru şeyi yapıyor olduğumuzdan emin olmak için. | TED | ولكن علينا أن نستخرج منهم معلومات كافية كي نتأكد أن ما نقوم به يسير في الاتجاه الصحيح." |
| Duyan biri varsa, kim olduğumuzu düşünüyorsunuz bilmiyorum fakat biz o değiliz. | Open Subtitles | إذا كان هناك أى أحد يسمعنا أنا لا أعرف من تعتقد أننا نكون لكننا لسنا هو الشخص المطلوب |
| fakat biz, atom altı parçacıklarının çılgın danslarından | Open Subtitles | لكننا نعتقد أن كل شىء, من الحركة المجنونة للجزيئات الذرية الفرعية |
| fakat biz oraya vardığımızda o çoktan gitmişti. | Open Subtitles | لكن عندما وصلنا إلى هناك كان قد إختفى |
| fakat biz oturup, ellerimizi bağlayıp beklemeyeceğiz. | TED | و لكننا لن نجلس و نمسك أيدينا ولا نفعل شيئا |