| Nelerin gerçek olduğuna odaklanmalıyım, tamam mı? | Open Subtitles | لستَ حقيقياً. هذا ليس حقيقياً أوَتعرف؟ سأركّز على ما هو حقيقي. |
| Ben de biraz kendimden uzaklaşırım, farklı bir bakış açısı kazanıp neyin gerçek olduğuna odaklanabilirim diye düşündüm ve bir de baktım ölmüşüm. | Open Subtitles | لذلك ظننت بأنه يجب أن أخرج عن النطاق الطبيعي و أصبح موضوعية و أركِّز على ما هو حقيقي و فجأة, أنا ميتة |
| Büyüdüğü halde bunun hâlâ gerçek olduğuna inanan tek genç hanımsın. | Open Subtitles | لكنّكِ الراشدة الأولى التي ما تزال تعتقد أنّه حقيقيّ لا |
| O laf dinlemeyen öğrenci teorisinin gerçek olduğuna dair kesin kanıt. | Open Subtitles | وذلك التلميذ المُتحدي هو دليل لا يقبل الجدل بأن نظريته كانت صحيحة |
| Aslına bakılırsa, sen buraya gelene kadar sendeki unutkanlık hastalığının gerçek olduğuna dair inancım tamdı. | Open Subtitles | فى الحقيقه ، أنا على يقين تام أن فقدك للذاكره كان حقيقيا حتى أتيتى إلى هنا |
| ...ama onlar gerçek olduğuna inanıyordu. Onlara inandım. | Open Subtitles | انا امنت انها كانت حقيقية لقد صدقتهم |
| Bu belgenin gerçek olduğuna dair hiçbir kanıt yok. | Open Subtitles | اجعلوا الأسقف يشنق لا يوجد دليل على صدق هذا الكلام إنه كذب |
| - gerçek olduğuna inanıyor. - Karanlıkta oynuyordu ve düştü. | Open Subtitles | تعتقد انه حقيقي هي كانت تلعب في الظلام وسقطت |
| Bak, bunların gerçek olduğuna ya da bu kişinin o olduğuna dair elimizde kanıt yok. | Open Subtitles | نظرة، ليس لدينا أي دليل على هذا هو حقيقي أو أنه هو واحد. |
| Anthony bütün hayatını bunu bulmaya adamıştı. Kimse gerçek olduğuna bile inanmıyordu. | Open Subtitles | (أنطوني) كرّس حياته بأسرها لإيجاده، لم يعتقد أحد أنّه حقيقيّ. |
| Bu da teorisinin gerçek olduğuna dair kesin kanıt. | Open Subtitles | دليل لا يقبل الجدل بأن نظريته كانت صحيحة |
| Özelliklede bütün bunların gerçek olduğuna inanmışken. | Open Subtitles | مقتنع كل هذا الوقت بأنه كان حقيقيا تماما |
| Bunun gerçek olduğuna eminim. | Open Subtitles | انا متأكد بأن تلك كانت حقيقية. |
| Bu belgenin gerçek olduğuna dair hiçbir kanıt yok. | Open Subtitles | اجعلوا الأسقف يشنق لا يوجد دليل على صدق هذا الكلام إنه كذب |
| Bence bir söylenti. gerçek olduğuna inanmıyorum. | Open Subtitles | فقط اشاعات انا لا اعتقد انه حقيقي حتى |