| Neredeyse bitti, çünkü antilopların hepsi olması gereken yerde sayıca güvendeler. | TED | الآن نحن قريبون جداً لأن الحيوانات البرية كلها حيث يجب أن تكون مع الأمان بعددهم |
| Bu işin sonu ne olacak bilmiyorum, ama şu an tam da olması gereken yerde. | Open Subtitles | لا أعرف كيف سينتهي هذا الأمر, لكن حالياً إنها بالضبط حيث يجب أن تكون |
| Beni ışıkta, kenarda, olmam gereken yerde tutuyor. | Open Subtitles | أبقيني مضاءً، على الحافة، إلى حيث يجب أن أكون. |
| Bay Stafford, olmanız gereken yerde neden olmadığınıza dair makul bir sebebiniz var mı? | Open Subtitles | السّيد ستافرد، هناك أسباب محتملة للضعف لربما أنت لست موجود حيث يفترض أن تكون ؟ |
| Benimle kalsaydın ve onu bulmamız gereken yerde bulsaydık ölmesine engel olabilirdik. | Open Subtitles | ولو كنتِ بقيتِ معي، لكنا عثرنا عليه حيث ينبغي أن نجده، وكان يمكننا إيقافه قبل أن يُصبح ميتاً |
| Ama hissettiğim şey olması gereken yerde değil. | Open Subtitles | لكن بدلًا من أن أشعر به في المكان المناسب |
| Olmam gereken yerde, doğum yapan kız arkadaşımın yanında değilim. | Open Subtitles | لستُ حيث يُفترض أن أكون، لستُ مع خليلتي التي وضعت حملها توًّا. |
| Sağduyulu olan herkesin olması gereken yerde. | Open Subtitles | حيث يجب أن نكون عندما نتصرّف بمنطقيّة |
| Başardın. Plastik soda şişesi tam da olması gereken yerde duruyor. - Duvarın arkasındaki delikte. | Open Subtitles | عظيم لقد فعلتها، قنينة الصودا البلاستيكية، حيث يجب أن تتواجد... |
| Kalbinin olması gereken yerde bir taş var. | Open Subtitles | لديك حجر حيث يجب أن يكون هناك قلباً |
| Kemiğin olması gereken yerde fibrotik doku var. | Open Subtitles | هناك أنسجة ليفية حيث يجب أن يكون العظم |
| Olması gereken yerde. | Open Subtitles | - 0 تماماً حيث يجب أن يكون تماماً |
| İşte orada, R4. Tam da olması gereken yerde. Kayıp gezegenimiz Kamino. | Open Subtitles | ها هو يا (آر4) حيث يجب أن يكون كوكبنا المفقود كامينو |
| Hiçbir zaman olması gereken yerde değil. | Open Subtitles | ليس أبداً حيث يجب أن يكون |
| Olmam gereken yerde orası. | Open Subtitles | هناك حيث يجب أن أكون |
| Tam olarak olması gereken yerde. | Open Subtitles | إنها بالفعل حيث يجب أن تكون. |
| Tam da olması gereken yerde. - Pekala gençler! | Open Subtitles | حيث يجب أن تكون بالضبط. |
| Tam da olması gereken yerde. | Open Subtitles | بالضبط حيث يجب أن تكون |
| Benzer aşınmalar burada da var. Alyansının olması gereken yerde. | Open Subtitles | نفس الخدوش هنا، حيث يفترض أن يكون خاتم الزواج. |
| Tam, pilotların olması gereken yerde. | Open Subtitles | حيث يفترض أن يكون الطيارون |
| - Olmam gereken yerde vaktinde olamıyorum hiç. | Open Subtitles | أنا أبدا حيث ينبغي أن يكون عندما ينبغي أن يكون هناك. أنا لا أفهم. |
| Olması gereken yerde değil. | Open Subtitles | ليس حيث ينبغي أن يكون |
| Tam da olması gereken yerde olan bir arkadaş | Open Subtitles | والذي بالصدفة كان في المكان المناسب |
| Şimdi, gözleriniz bir gözden diğerine geçerken orada burun gibi başka bir şey olsaydı, gözün olması gereken yerde bir burun görürdünüz, ve -- "Vay anasını!" | TED | و عندما تنتقلون من عين إلى عين, إذا كان هناك شيء آخر مثل أنف, سترى أنف حيث يُفترض أن تكون عين, ستتفاجؤون... |