| İmmünoanalizler, enfekte olan ancak test edilmemiş kişileri geriye dönük olarak teşhis etmek açısından özellikle önemlidir. | TED | إنّ التحديدات المناعية هامة بشكلٍ خاص عندما يتعلق الأمر بتشخيص الأشخاص بأثر رجعي الذين أصيبوا لكن لم يخضعوا للفحص. |
| Küçükken yediğim yemeği geriye dönük olarak ödememi istiyor. | Open Subtitles | إنها مصرّة أن أدفع لها بأثر رجعي ثمن الطعام الذي أكلته وأنا صغير. |
| Eğer bekleyip banyoyu kullanırsam geriye dönük çalışıyor. | Open Subtitles | إنها تعمل بشكل رجعي.. إن انتظرت واستخدمت المطور |
| Yan etkiler içinde ciddi geriye dönük hafıza kayıpları var. | Open Subtitles | تشمل الآثار الجانبية فقدان الذاكرة التراجعي |
| Bu da bireylerin geriye dönük olarak üçüncü kişilerin izni olmadan kişisel iletişimin soruştumlmasına olanak sağlıyor. | Open Subtitles | الاتصالات المعتمدة على الأجهزة، التي نوعا ما تشكّل العلاقات بين البشر، آليًا يتم ابتلاعها دون استهداف. وهذا يسمح للأفراد أن يبحثوا بشكل رجعي |
| Bir çeşit geriye dönük kürtaj mı? | Open Subtitles | إجهاض رجعي نوعاً ما ؟ |
| Tüm bu şeyleri geriye dönük ve gerçek zamanlı aramalarla gerçekleştirip işaretliyor tanımlıyor. | Open Subtitles | كل تلك الأمور حيث تستطيع القيام بالبحث بشكل رجعي وبشكل حي وتستطيع التعليم على أحدهم وما إلى هنالك. "إكس كي سكور" هو الواجهة الأمامية لذلك. |
| geriye dönük. | Open Subtitles | بأثر رجعي |