| Marcus hakkında her şeyi biliyorum ve o da benimkileri biliyor. | Open Subtitles | أنا أعرف كل شيء عن ماركوس، وماركوس يعرف كل شيء عني. |
| Yani, herkes yemek hakkında her şeyi her zaman bilecek diye düşünmüyorum. | Open Subtitles | أعني, أنا لا أعتقد أن أي شخص سيعلم كل شيء عن الطعام |
| İşimiz hakkında her şeyi biliyor. Ve almak yerine işe devam etmemizi istiyor. | Open Subtitles | إنه يعرف كل شيء عن تجارتنا ويجبرنا على إدارتها بدل أن نكتفي بأخذها |
| - hakkında her şeyi biliyorum. - Büyümeni izledim. | Open Subtitles | أعرف كل شيء عنك كنت أشاهدك وأنت تكبر منذ كنت صبي صغير |
| Deak, peşine düştüğümüz adam hakkında her şeyi bilmeliyim. | Open Subtitles | ديك على ان اعرف كل شئ عن الرجل الذى نطارده |
| İnsanların herkes hakkında her şeyi bilmeye hakları var. | Open Subtitles | انظر الناس لهم الحق ان يعرفوا كل شيء عن كل الناس |
| Hiç duymamış. O, arabalar hakkında her şeyi bilir. | Open Subtitles | لم تسمع عنه أبداً وهي تعرف كل شيء عن السيارات |
| Adamlarım gerekeni yapıyorlar! lRA hakkında her şeyi biliyorlar. | Open Subtitles | لدي رجال يهتمون بالأمر ، رجال يعرفون كل شيء عن الجيش الجمهوري |
| Yarın. 24 saatte olay hakkında her şeyi öğrenmeliyim. | Open Subtitles | غداً. أحتاج إلى أن أعرف كل شيء عن هذه الحالة خلال 24 ساعة, |
| Kim olduğunu ve kendin hakkında her şeyi biliyorsun. | Open Subtitles | أنت تعرف حقيقتك و تعرف تقريباً كل شيء عن نفسك |
| Bu dünya hakkında her şeyi bildiğinizi sanıyorsunuz, ama bir bok bilmiyorsunuz. | Open Subtitles | تظنون أنكم تعرفون كل شيء عن الحياة وأنتم لا تعرفون شيئاً |
| - Adımı nereden biliyorsun? - hakkında her şeyi biliyorum. - Büyümeni izledim. | Open Subtitles | أعرف كل شيء عنك كنت أشاهدك وأنت تكبر منذ كنت صبي صغير |
| Evet, senin hakkında her şeyi biliyorum ve şu LA'deki Nakatami olayını da. | Open Subtitles | نعم انا اعرف كل شيء عنك و عنقضية ناكاتومي في لوس انجلوس |
| hakkında her şeyi biliyorum. | Open Subtitles | أجل, أعرف كل شيء عنك أعرف سرّك ما يهم هو هذا |
| Bilgisayarlar hakkında her şeyi bilir, asla müşteri kaybetmez. - Sesim kızgın gibiyse, öyleyim de ondan. | Open Subtitles | يعر ف كل شئ عن الحاسوب لم يفقد زبون أبداً , إذا أنا أبدو قاسياً |
| Anatomi hakkında her şeyi biliyor, insan ruhu hakkındaysa hiçbir şey bilmiyor. | Open Subtitles | إنه يعلم كل شئ عن التشريح و لا يعلم أي شئ عن الروح البشريه |
| Onun ölmesini istiyorlarsa, benim de ölmemi istiyorlardır. hakkında her şeyi biliyorum. | Open Subtitles | لو أرادوه قتيلاً,سوف يقتلونني أيضا أعرف كل شيء عنه |
| Şiir hakkında, müzik hakkında her şeyi öğrenmek istiyordun. | Open Subtitles | أردتِ تعلم كل شيء حول الشعر ، حول الموسيقى |
| Paige'in bana senin hakkında her şeyi anlatmış olmasını. Tamam. | Open Subtitles | أحب أن أخبرك أن "بيدج" أخبرتني كل شئ عنك "جيريمي" |
| Sana burada yaşayan kız hakkında her şeyi anlatmadım. | Open Subtitles | فأنا لم أخبرك بكل شيء عن الفتاة التي كانت تعيش هنا. |
| Sana uygun bir iş verebilmek için senin hakkında her şeyi bilmemiz gerek. | Open Subtitles | نريد أن نعرف كل شيء عنكِ لكي نعطيكِ العمل الذي يناسبكِ |
| Şifre alıp, e-postalarını kontrol et. hakkında her şeyi öğrenirsin. Stacy'nin beni Porto Rikolu ile aldattığını... | Open Subtitles | عندما تقوم بالتحقق من بريدها ستعرف كل شيء عنها هكذا عرفت كل شيء عن تلك الفتاة |
| Bu basit teori yaşam hakkında her şeyi yaşamın güzelliğini, evrenin karmaşıklığını açıklıyor ve oldukça da tatmin edici. | Open Subtitles | هذه النظرية البسيطة بشكل لا يصدّق كانت حقا قادرة على تفسير كل ما يتعلق بالأحياء.. الجمال ، والتعقيد، والتنوع. |
| - Bu gemiler hakkında her şeyi biliyorsun değil mi? | Open Subtitles | حقا؟ أنت تعلم الكثير عن هذه السفينة, صحيح؟ |
| Kamp hakkında her şeyi öğrenip içeri sızardık. | Open Subtitles | تعرف كلّ شيءٍ عن المخيّم و تستطيع إدخالنا |
| Ayrıca şarap ve peynir hakkında her şeyi biliyor ve her hafta Katy'ye çiçek gönderiyor. | Open Subtitles | بالأضافة أنة يعلم كل شىء حول النبيذ و الجبنة و كل أسبوع يُرسل لكايتى أزهاراً |
| Şaka. hakkında her şeyi biliyorum. | Open Subtitles | مجرد دعابة، فأنا أعلم عنكِ كل شيء |