| Bak,her çağırdığında gelirsem, diğer görevlerime haksızlık olur. | Open Subtitles | اسمعي، ليس من العدل لعملائي أن أحصل على نداءات منكِ بينما أنا في العمل |
| Ayrıca, bence doğal flörtleşmeyi tek başına romantik durum olarak düşünmek haksızlık olur. | Open Subtitles | إلى جانب، أعتقد أنّه ليس من العدل أنْ تحدد الظروف الرومانسية وحدها ما يعتبر مغازلة طبيعية. |
| Kaydını yaptırmış olan diğer çocuklara haksızlık olur. | Open Subtitles | لن يكون عادلاً للأطفال الآخرين الذين ملؤا استماراتهم بالكامل |
| Onları çok sık yapmam, çünkü diğer kurabiyelere haksızlık olur. | Open Subtitles | لااصنع الكثير منهم لأنه غير عادل للبساكيت الأخرى |
| Üzgünüm, Q. Terk edip gitmemiş ve bütün yıl boyunca prova yapmış kızlara haksızlık olur. | Open Subtitles | حسنا, أنا متأسفة ولكن ذلك لن يكون عادلا للفتيات اللواتي كن يتدربن طوال السنة ولم يتركوا الفريق |
| Ama bu Ally'ye haksızlık olur, değil mi? Evet, haklısın. | Open Subtitles | -لكن هذا سيكون غير منصف لآلي ، أليس كذلك ؟ |
| Onlar sizi eve götürür. Sizi burada yapayalnız bırakmak haksızlık olur. | Open Subtitles | ولكن هذا ليس عدلا أن أتركك هنا وحدك |
| Aslında beni bunalımlı biri olması ile şaşırttı ama işini kaybetmiş bir adamı yargılamak biraz haksızlık olur. | Open Subtitles | لقد صدمنى أنه مكتئب نوعاً ما و لكن من الظلم أن نحكم على رجل حين يكون عاطلاً |
| Clay keçileri kaçırdı diye kasetler ortaya çıkarsa haksızlık olur. | Open Subtitles | ليس من العدل أن تخرج الأشرطة إلى العلن لمجرد أن كلاي فقد عقله |
| Senden bunu anlamanı beklemek haksızlık olur. | Open Subtitles | ليس من العدل أن أطلب منك أن تتفهم. |
| Ona söylememen ona haksızlık olur. | Open Subtitles | ليس من العدل إبقاؤها في جهل |
| Ama ararken Nova'yı peşinden sürüklemek haksızlık olur. | Open Subtitles | لكن ليس من العدل أن تسحب (نوفا) إلى الأسفل حيث أنت |
| Harrington'u tekrardan dışarı göndermek haksızlık olur. | Open Subtitles | ليس من العدل إعادة " هارينغتون " للخارج |
| Her işte mükemmel olamazsın. Başkalarına haksızlık olur. | Open Subtitles | لا يسع المرء أن يكون بارعاً في كلّ شيء، فذلك لن يكون عادلاً. |
| O zavallı çocuğa bunları tekrar yaşatmak haksızlık olur. | Open Subtitles | ذلك فقط لن يكون عادلاً لذلك الولد المسكين ليكون فقط مسحوبًا من خلال كلّ ذلك ثانيةً. |
| Demek istediğim, bu gerçek öğrencilere haksızlık olur. | Open Subtitles | مشهور ، أعني . هذا لن يكون عادلاً للطلاب الحقيقيين |
| Özür dilerim, bu gerçekten fare kıçlarına haksızlık olur. | Open Subtitles | آسف ، هذا في الحقيقة غير عادل بالنسبة للغير آبهين على الإطلاق |
| Olayı bir de senden dinlemeden, seni yargılamamız haksızlık olur. | Open Subtitles | سيكون غير عادل بالنسبة لنا أن نحكم لك دون سماع جانبكم من القصة. |
| Bu kadar basite indirgemek haksızlık olur Al. | Open Subtitles | غير عادل جعل الأمر بهذه البساطة |
| Size haksızlık olur. | Open Subtitles | بالكاد يكون عادلا بالنسبة لك |
| O iyi bir çocuk, iyi bir kalbi var ancak diğerlerine haksızlık olur, anlıyor musunuz? | Open Subtitles | إنه فتى صالح وطيب القلب. لكن الأمر غير منصف للآخرين، أفهمت؟ |
| - haksızlık olur. - Söyleyeceğini bitir, Maggie. | Open Subtitles | ـ هذا ليس عدلا ـ أنهِ ما بدأتيه يا (ماجي) |
| G.D.C.'yi bugünkü davranışımdan sorumlu tutmanız gerçekten büyük bir haksızlık olur. | Open Subtitles | سيكون من الظلم أن تُحمّل "منظمة حماية البيئة" نتيجة سلوكي اليوم. |
| Yani bence bütün suçu bir kişiye atmak haksızlık olur. | Open Subtitles | من غير العدل أن تضع اللوم على شخص واحد |