| O, ne zaman çamaşır yıkamam gerektiğini bana hatırlatan hesaplayıcı akıldır. | TED | إنه الذكاء الحسابي الذي يذكرني حيث يجب أن أقوم بغسيل الملابس. |
| Bana yaşlı bir hizmetçiyi daha az hatırlatan kimseyle tanışmadım. | Open Subtitles | أنت الأخيرة التي من الممكن أن تذكرني بالسيدات الكبار في السن |
| Ama kasırgayı hatırlatan her şeyden kaçıp durmaya devam edersen kasırga kazanmaz mı? | Open Subtitles | لكن مجددا ان استمريت بالهرب من كل ما يذكرك بالاعصار ألا يفوز الاعصار؟ |
| Ortak insanlık anlayışımızın değişmediğini bize hatırlatan güçlü unsurlar bunlar. | TED | فهي تعتبر رسائل تذكير قوية بأن إنسانيتنا المشتركة لم تتغير. |
| Tabii ki en büyük korkumuz bunun yalnızca bir başlangıç olup 11 Eylül saldırılarını hatırlatan daha kötü ve düzenli bir saldırı zinciri olması. | Open Subtitles | بطبيعة الحال، فإن الخوف الأكبر هو لأن هذه مجرد بداية لشيء أسوأ، هجوم منسق من هذا النوع، يذكرنا بأحداث الـ11 من سبتمبر |
| Boyumun kısalığını hatırlatan biriyle niye çıkayım ki? | Open Subtitles | لماذا يجب علي أن أذهب مع شخص ما ليذكرني بطولي؟ |
| Bana bunu hatırlatan, fiziksel çevre ve toplum. | TED | إنها البيئة الفيزيائية والمجتمع ما يذكرني بالأمر. |
| Tecavüze uğramış bir kızdım ve sen de bu anı bana sürekli hatırlatan bir "şey"din. | Open Subtitles | كنت فتاة قد اغتصبت و كان هو لقد بقي يذكرني بهذا |
| Acı, bana onun gerçek olduğunu hatırlatan tek şey. | Open Subtitles | الألم الذي أشعر به هو ما يذكرني أن الأمر كان حقيقي |
| Çünkü radyoda bana eskiden bulunduğumuz yolu hatırlatan bir şarkı duydum. | Open Subtitles | ولماذا ترتدي الفستان القديم ؟ لأنني سمعت أغنية في الراديو تذكرني بالرفاهية الذي كنا نعيشهـا |
| Çünkü bana kendimi hatırlatan şeylere değer veriyorum. | Open Subtitles | لأني أيضاً اهتم جداً بالأشياء التي تذكرني بنفسي |
| Eski yaşantının ne kadar bencilce olduğunu göreceksin ve sana o yaşamı hatırlatan her şeyden kurtulmak isteyeceksin. | Open Subtitles | سترى كم كانت حياتك القديمة أنانية وستتخلص من كل شيء يذكرك بها |
| Ve bana baktığında acını hatırlatan bir şeyden ötesini görmüyor olmalısın. | Open Subtitles | وبنظرّك لوجهّي الآن لا ترى شيئًا سوى ما يذكرك بألمك |
| Daha uygun bir bağlamda içine bu özel durum koymak için, bu uzun bir geçmişi Sizin Başarılar hatırlatan taşıyan, | Open Subtitles | من الأفضل أن نضع هذه الحالة الخاصة في سياقها الصحيح يجدر تذكير حضرتكم بالتاريخ الطويل |
| Emir almalarına rağmen her Almanın Nazilerin Nihai Çözümü'nde rol almadığını hatırlatan bir bahçe burası. | Open Subtitles | رسالة تذكير بأنه ليس كلّ ألماني عندما دعُىّ شارك في الحلّ النهائي النازي |
| Esasında, doktorlar her şeyi bildiğini zannederler ta ki öyle olmadığımızı hatırlatan bir şeyle karşılaşıncaya dek. | Open Subtitles | حسناً,وفيالأساس. فالأطباءممّنيعتقدونبأنهميعرفونكلشيء إلى أن يطرأ أمر يذكرنا بعكس ذلك |
| Biliyorum, telefon gibi ötüyor ama görüşmemizden önce işemem gerektiğini hatırlatan bir alarm bu. | Open Subtitles | اعرف يبدو انه هاتف لكنه مؤقت ليذكرني ان اتبول قبل لقائنا |
| Onu hatırlatan hiçbir şey. Çocuklar bile. | Open Subtitles | لا شيء مما يذكره بزوجته الراحلة حتى الأطفال. |
| Kendisine futbolu hatırlatan bir şey olmadan işe bile gidemiyor ki bu ona kazayı hatırlatıyor, ki o da ölen oğlumu hatırlatıyor! | Open Subtitles | انها لا تستطيع أن تذهب للعمل دون أن يذكرها ذلك بالكرة مما يذكرها بالحادث مما يذكرها بابني الميت |
| Psikolog Paul Rozin'in de belirttiği gibi iğrenç olarak sınıflandırdığımız çoğu şey bize aslında hayvandan ibaret olduğumuzu hatırlatan şeylerdir. | TED | لذا، فإن عالم النفس باول روزن يقول أن العديد من الأشياء التي نصنفها على أنها مقززة هي أشياء تذكرنا أننا مجرد حيوانات. |
| Fotoğrafın olmadığı için ben de burayla idare ediyordum. Seni hatırlatan her şey işime yarıyordu. | Open Subtitles | كان أقرب شيء لصورة لك تسنّى لي، وقد احتجت لكل تذكِرة ممكنة. |
| Her üyemiz onlara geçmiş yaşamlarını hatırlatan bir kolye takar. | Open Subtitles | جميع أعضاء الكنيسة يرتدون القلادة كي تذكرهم بحياتهم الماضيه |
| Bay Jermans'ı hatırlatan her şeyi yok etmek için vakit kaybetmediler. | Open Subtitles | ول يضيعوا اي وقت قبل ان يدمروا كل ما يذكرهم بالسيد جونز الكريه |
| Charles ona geçmişini hatırlatan her şeyden uzağa taşınmamızı istediği için bunu yaptım. | Open Subtitles | تشارلز أرادنا أن نبتعد عن كل شئ يذكّره بالماضي ولماذا تركته يفعل ذلك |
| Silah kontrol yasalarının ne kadar gerekli olduğunu bizlere hatırlatan insanlar. | Open Subtitles | يعملان ليذكروننا جميعاً بضرورة قانون الحد السلاحي |
| Franz yoldaki bir kitapçıdan ona diğerlerini hatırlatan bir roman aldı. | Open Subtitles | عند باعة الكتب في الارصفة على أحد السدود اشترى فرانز الرواية التي تذكره بها |