| O saatte sinemada olduğunu iddia etti, ama filmin ve oynayanların isimlerini hatırlayamadı. | Open Subtitles | لقد ادعى أنه كان في السينما رغم أنه لا يتذكر أسماء الأفلام التي شاهدها أو الشخصيات التي مثلت فيها.. |
| Çocuk filmi hatırlayamadı çünkü orada değildi. | Open Subtitles | الولد لا يستطيع أَن يتذكر الأفلام لأنه لم يكن هناك. |
| Lord'un ona verdiği sözlerin hiç birini hatırlayamadı. | Open Subtitles | وغطت سُحُب الشك عقل المسيحي ولم يستطع أن يتذكر وعداً واحداً أعطاه إياه الرب |
| Geri döndüğümde rehber hangi mağaraya girdiğini hatırlayamadı. | Open Subtitles | عندما عُدتُ، لم يستطع الدليل أن يتذكر |
| Dün söylediklerini hatırlayamadı. | Open Subtitles | هو حتى لم يتذكر ما أخبرني به بالأمس |
| İnsan travma geçirirse hafızasını kaybedebilir de Jeong Won'un kalbinin durduğu gün ailesini bile hatırlayamadı. | Open Subtitles | يُمكن للناس أن يفقدوا ذاكرتهم إن أُصيبوا بصدمة كبيرة. عندما كان "جانج-ون" يحتضر لم يكُن يتذكر أي شيء عن عائلته. |
| Anne-Babasını son ana kadar hatırlayamadı. | Open Subtitles | لم يتذكر والده أو والدته حتى النهاية. |
| Bay Crabtree Sanders'ın kendini öldürdüğünü söyledi ama nasıl olduğunu hatırlayamadı. | Open Subtitles | كيف قتل (جورج ساندرز) نفسه فقط لا يتذكر كيف |
| Adını bile hatırlayamadı. | Open Subtitles | هو لا يتذكر حتى أسمه |