| Bu, hayatımın en önemli seyahati oldu; öyle bir seyahat ki, hâlâ devam ediyorum. | TED | فلقد كانت الرحلة الأكثر أهمية في حياتي لأكون صادقة، رحلة لا أزال متعلقة بها |
| Bu akşam hayatımın en önemli yemeği var yani altıya kadar evde olmalıyım. | Open Subtitles | أنظر، لقد تناولت العشاء الأكثر أهمية في حياتي اللّيلة لذا أينما ذهبنا الآن يجب أن نكون في البيت بحلول الـسادسة |
| Bu akşam hayatımın en önemli yemeği var yani altıya kadar evde olmalıyım. | Open Subtitles | أنظر، لقد تناولت العشاء الأكثر أهمية في حياتي اللّيلة لذا أينما ذهبنا الآن يجب أن نكون في البيت بحلول الـسادسة |
| İki saat sonra hayatımın en önemli konuşmasını yapmam gerekiyor. | Open Subtitles | في ساعتين، أنا يفترض ان القي الخطاب الأكثر أهمية في حياتي |
| hayatımın en önemli anını yaşamaktayım. - Tamamdır. | Open Subtitles | هذه أهم لحظة في حياتي - عُلم - |
| Oh, Tanrım, hayatımın en önemli anı. | Open Subtitles | يا إلهي يا لها من لحظة تاريخية في حياتي سيدي. |
| Sen şu anda hayatımın en önemli parçasısın. | Open Subtitles | أنتِ هي الجزء الأكثر أهمية في حياتي حالياً. |
| hayatımın en önemli ilişkisini tamir etmeye çalışıyorum. | Open Subtitles | أصلاح.. العلاقة الأكثر أهمية في حياتي |
| hayatımın en önemli partisine gelin lütfen. | Open Subtitles | "الرجاء أن تحضروا الى الحفلة الأكثر أهمية في حياتي" |
| hayatımın en önemli Noel partisi bu. | Open Subtitles | و هذه أهم حفلة عيد في حياتي |
| Oh, Tanrım, hayatımın en önemli anı. | Open Subtitles | يا إلهي يا لها من لحظة تاريخية في حياتي سيدي. |