| hizmetçinin cesedi bulunan kadar hiç bir şey yaptıklarını isptalayamazsın. | Open Subtitles | لايمكنك إثبات أنهم فعلوا شيئاً حتى العثور على جثة الخادمة |
| Çok üzgünüm beyler ama elimde kalan tek oda hizmetçinin odası. | Open Subtitles | انا آسف يا سادة, الشئ الوحيد المتبقى هو غرفة الخادمة |
| hizmetçinin Bay Stahr ile ilgilenmek için yapacağı çok şey var. | Open Subtitles | هل الخادمة تعيش هنا او فقط أتي من اجل فطورك؟ |
| Babam yoğun çikolata renk tonunu aldığı bir hizmetçinin oğluydu. | TED | والدي هو ابن خادمة والذي ورث منها لون البشرة والتي على هيئة الشوكولاتة الداكنة المكثفة. |
| Oh! bu hizmetçinin karı ve kocayı öldürdüğü hikaye değil mi? . | Open Subtitles | اليس هذه هى الروايه التى قتل فيها الخادم الرجل وزوجته؟ |
| Tabaklar, hizmetçinin ne işe yaradığını düşündüğü işi yapmıyor mu? | Open Subtitles | -اليس غسل الصحون من عمل الخادمه الا تعتقدى ذالك ؟ |
| Hayatına burnuna sokan onca kişiyi, oğlunu kaybetmeni, Adrian'ın sapkınlığını ve bu odada hizmetçinin öldürülmüş olduğu gerçeğini düşününce insan... | Open Subtitles | عندما أفكر في الصفعات التي واجهتك في حياتك فقدان ابنك، انحراف أدريان و بعدها خادمتك التي قُتلت في غرفة ... |
| Ama burada orta hizmetçinin işlerine bakıp sana göz kulak olacağım. | Open Subtitles | لكنني سأفعل بأعمال الخادمة هنا و وأن أخدمكِ قليلاً |
| O sabah hizmetçinin bağrışmalarıyla uyandım. | Open Subtitles | لقد استيقظت فى هذا اليوم على صوت صراخ من الخادمة |
| Azizenin eli yenilenmiş, hizmetçinin yüzü de. | Open Subtitles | لقد أعيد رسم يدي القديسة و كذلك وجه الخادمة |
| O sabah hizmetçinin bağrışmalarıyla uyandım. | Open Subtitles | لقد استيقظت فى هذا اليوم على صوت صراخ من الخادمة |
| Parayı istemiyorsan hizmetçinin yüklü bir bahşişi olur. | Open Subtitles | إن لم ترد النقود فستحصل الخادمة على بقشيشاً سخياً للغاية |
| Sevgili kocam, hizmetçinin kokusunu takip et. Batı'ya git. | Open Subtitles | اذهب نحو الغرب يا بعلي واتبع رائحة الخادمة |
| Şu merdiven; rivayete göre, 1860'da hizmetçinin kendini astığı yer. | Open Subtitles | هذا السلم المعلق كان المكان الذي شنقت الخادمة فيه نفسها في غرفة 1860 |
| hizmetçinin canı o kadar uzun zamandır yanıyordu ki neredeyse hiçbir şey ona kendini daha iyi hissettiremiyordu. | Open Subtitles | ،وتلك الخادمة لقد كانت حزينه لمدة طويلة حيث لم يعد هنالك شيئ قد يجعلها تشعر بشكل أفضل |
| hizmetçinin bir kızı varmış, Nina Tsvetkova, bir polis.. | Open Subtitles | الخادمة كانت تمتلك ابنة نينا تسفيتكوفا, شرطية |
| Anand'ın evindeki o hizmetçinin oğlu doktor oldu. | Open Subtitles | الذي أمامك هذا كان ابن خادمة تعمل في منزل آناند وأصبح اليوم طبيباً |
| O hizmetçinin zehirlenmemem için yediğim herşeyi... ..tatması gerektiğini bilmiyor muydun? | Open Subtitles | هل اعتبرت أن هذا الخادم مطلوب لتذوق كل ما يجلب لي لتفادي خطر التسمم؟ |
| Şu merdiven; rivayete göre, 1860'da hizmetçinin kendini astığı yer. | Open Subtitles | هذا السلم المعلق كان المكان الذي شنقت الخادمه فيه نفسها في غرفة 1860 |
| Ve hizmetçinin giydiğini gördüğünde şöyle dersin, "Niçin verdim ki?" | Open Subtitles | وبعدها ترين خادمتك ترتديه وأنتِ مثل " لماذا منحته ؟ |
| şoförün cesedi ikinci hizmetçinin yatak odasında bulundu. | Open Subtitles | جسم السائق وجد في غرفة نوم الجارية الثانية. |
| Bir hizmetçinin, Dük'e servis yapmasından daha kötü değil. | Open Subtitles | لا يوجد أسواء من خادمه تقوم بخدمة دوق. |
| Burası hizmetçinin McFarland'ın şapkasını ve bastonunu bıraktığı yer yine ayrıca burası suç işlendikten sonra şapkasını almak için geldiği yer. | Open Subtitles | هنا ,حيث تركت مدبرة المنزل عصا و قبعة ماكفرلاند, وهنا ايضا كان يجب عليه الحضور |
| hizmetçinin yatağını yapmasına izin verme. | Open Subtitles | لا تسمح للخادمة حتى بترتيب الفراش عندما تصل إلى المطار |