| Adım gibi eminim. Kesin o kız da senden hoşlanıyor. | Open Subtitles | انا اعرف ذلك انا اراهن على انا معجبة جدا بك |
| Tom, ayı olsun veya olmasın, belli ki senden hoşlanıyor. | Open Subtitles | توم , بدب او بدون من الواضح انها معجبة بك |
| Lizzy'den çok hoşlanıyor. Bence ondan daha iyi bir eş bulamaz. | Open Subtitles | وهو معجب جدا بــ ليزى ولاأظن أنه سيجد زوجة أفضل منها |
| Bence babam annenden hoşlanıyor. Belki benim annem de tekrar ondan hoşlanır. | Open Subtitles | اعتقد أن أبى معجب بأمك ربما كانت أمى معجبة بأبيك |
| Çünkü bence bir tarafın o kadınların kahramanı olmaktan çok hoşlanıyor. | Open Subtitles | لأني نوعاً ما أشعر بأنك تحب أن تكون البطل لهؤلاء النساء |
| Genç ve taze bedenleri seviyor, ...ama kızlardan çok erkeklerden hoşlanıyor. | Open Subtitles | فهو يحب الشباب والأجسام القوية، لكنه يحب الفتيان أكثر من الفتيات |
| Tanrım! Senden hoşlanıyor. Eminim senden hoşlanıyor. | Open Subtitles | ياإلهي إنها معجبة بك أنا أعرف أنها معجبة بك .. |
| Bunu söylemek tuhaf ama belki de Diane cidden Lloyd'dan hoşlanıyor. | Open Subtitles | اعلم انه من الغريب قول ذلك, لكني اظن ربما دايان معجبة بـ لويد. |
| Harika. Terry ondan hoşlanıyor. Bir eleme sınavı ayarlayalım. | Open Subtitles | هذا عظيم، تيرى معجب به سوف نأتى له بتجربة أداء فى وسط البلد |
| Her neyse, bence Angel senden hoşlanıyor. | Open Subtitles | إمّا هذا أو ذاك، أعتقد أن الملاك معجب بك |
| Biri benden hoşlanıyor. | Open Subtitles | شخص ما معجب بي يمكنني في الحقيقة أن أحصل على صديقة |
| O... adamdan hoşlanıyor, değil mi? | Open Subtitles | ، إنها ، إنها .. تحب ذلك الرجل أليس كذلك ؟ |
| Bea ilginç insanlarla birlikte olmaktan hoşlanıyor. Bunu onun için ben yapabiliyorum. | Open Subtitles | "بي" تحب ان تتجول وتعرف اناس ممتعين يمكنني ان اقوم بذلك لأجلها |
| Neyse, zaten hiç şansım yok. O sadece yaşıtı erkeklerden hoşlanıyor. | Open Subtitles | على أي حال، لا فرصة لي فهي لا تحب إلا من هم بسنها |
| Halbuki onu okşamandan hoşlanıyor. Seni görünce hemen yanına geliyor. | Open Subtitles | إنه يحب أن تداعبيه دائما يأتي لكي عندما تكوني هنا |
| Tanrı insanları ilginç tutmaktan hoşlanıyor. Ve bu O'nun sonsuz çeşitlilik ve bilgeliğidir. | Open Subtitles | يا آلهى,فى تنوعه اللا نهائى و حكمته, يحب أن يحتفظ بها مثيرة للإهتمام |
| O da balık tutmaktan, ya da avlanmaktan hoşlanıyor olabilirdi. | Open Subtitles | ربما كان هذا الشخص يحب صيد الاسماك او صيد الطيور |
| Senden hoşlanıyor, Çünkü ekstra kredi almayı bıraktı. | Open Subtitles | وانا اعلم انها معجبه بك , لانها توقت عن طلب رصيد إضافي |
| Senden hoşlanıyor. Frengiyi kafandan çıkar artık. | Open Subtitles | أنها ظريفه وهيا تحبك لا يجب أن تدع الزهري يقف في طريقكما |
| Senden çok hoşlanıyor. Fikrini değiştirmeye çalışıyor. | Open Subtitles | إنه يحبك بشده, أعتقد أنه سيفعل أى شىء ليغير تفكيرك |
| Bu oyunları oynamaktan bir tek kutunun üzerindeki insanlar hoşlanıyor. | Open Subtitles | الوحيدين الذين يحبون اللعب بهذه الألعاب هم الذين على العلبه |
| Ayrıca o sadece büyük göğüslü seksi kızlardan hoşlanıyor. | Open Subtitles | بالاضافة الى انه معجبٌ فقط بالبنات الجذابة بصدرِ كبير. |
| Ne var ki, kadın kendisine kur yapılmasından hoşlanıyor ve çok pahalı zevkleri var. | Open Subtitles | المشكلة الوحيدة هي إنها نوعاّ ما تستمتع بأن يخرجها أحد وهي مكلفة كثيراّ |
| Dr. Chilton bu işkencelerden hoşlanıyor. | Open Subtitles | د . شيلتون يعرف كيف يستمتع بتعذيب سجنائة |
| Nedenini sorma ama bence senden hoşlanıyor. | Open Subtitles | أعني، لا تسأليني لماذا لكنـّي أعتقد أنـه مُعجب بكِ |
| Ve asıl çılgınca olan şu ki patronum benden ona yılın en büyük dedikodusunu anlattığım için çok hoşlanıyor. | Open Subtitles | و الأروع أن مديرتي تحبني لأنني أخبرتها عن الأمر وقالت أنه أفضل خبرسمعته طوال العام |
| Ondan hoşlanıyor musun diye sormadım? Onu gördün mü diye sordum? | Open Subtitles | لم أسألك إذا ما كنت تحبه سئلت إذا كنت قد رأيته. |
| O halde cinsel açıdan çeşitli biri, hem yetişkinlerden hem çocuklardan mı hoşlanıyor? | Open Subtitles | اذن هل رأينا انه منجذب جنسيا الى الاطفال والبالغين؟ |