| Dikkat etmemiz gereken iki şey var ve ikincisi arabamızı isteyecek insanlar. | Open Subtitles | هناك شيئان يجب أن نحترس منهما والثانية النّـاس الّـذين ربّـما يريدون سيّـارتنا |
| Bu konuyla ilgili iki şey var. | TED | حسنًا، هناك شيئان أحبهما في هذه العملية. |
| Uzun soluklu ilişkilerde... ..asla kendi kendilerine düzelmeyen iki şey var. | Open Subtitles | هناك أمرين في العلاقات الجديّة لا يتحسّنان بمفردهم. |
| Hayatta kaybedemeyeceğin iki şey var. Kira kontratlı bir daire ve mesane kontrolü. | Open Subtitles | هنالك شيئان بالحياة لا يُمكنك خسارتهما، شقّة متحكّمة بإيجارها، وسيطرة على المثانة. |
| Beni ayakta tutan iki şey var. | Open Subtitles | لدي أمران يجعلاني أستمر بذلك |
| Ancak özünde, muhafazakar felsefeyi ilerleten ve tüm bu tartışmayı konuyla alakalı yapan iki şey var. | TED | ولكن هناك شيئين في الصميم ، وأعتقد بأنهما يحركان الفلسفلة المحافظة التي هي في الحقيقة ذات صلة في هذا النقاش كله. |
| Böyle bir ekibi bir arada tutabilecek iki şey var. | Open Subtitles | هناك أمران فقط يبقيان مثل هذه المجموعة مترابطة فيما بينها |
| Yapmak zorunda olduğum iki şey var sadece, dinozorumu tamamlamak ve saat üçte evlenmek. | Open Subtitles | هناك شيئان يجدر بى عملهما أولاً : أنهاء الديناصور ثم سأتزوج |
| Seni durduran iki şey var: korku ve sağduyu. | Open Subtitles | هناك شيئان يوقفك, الخوف و الأحساس المشترك |
| Ticaret çok zor değildir, öğrenilecek iki şey var. | Open Subtitles | الآن، الأمر ليس معقداً. لكن هناك شيئان يجب أن تتعلماها. |
| Bu dünyada tamamen güvendiğim sadece iki şey var: | Open Subtitles | هناك شيئان فقط أثق فيهما في هذا العالم بأكمله |
| Bu dünyada dayanamadığım iki şey var! | Open Subtitles | هناك شيئان فقط لا استطيع ان افهمها في هذا العالم |
| Teksas eyaletinde çok ciddiye aldığımız iki şey var. | Open Subtitles | هناك شيئان نأخذهما على محمل الجد هنا في تكساس |
| Felekten Açlık'ta önemli olan iki şey var , ölü ya da hareketsiz olmamak . | Open Subtitles | إن كان هناك أمرين أجيدهما هما صداع الثمالة و القتل الرياضي |
| En azından benim için, Go oyunu ile ilgili gerçekten göze çarpan iki şey var. | TED | والآن، وبالنسبة لي، هناك أمرين مهمين بخصوص لعبة (جو) |
| Kadınlar hakkında bilmen gereken iki şey var. | Open Subtitles | هنالك شيئان يجب أن تتعلمهما حول النساء |
| Tamam, iki şey var. | Open Subtitles | حسناً، لدي أمران. |
| Katlanamayacağım iki şey var; ihanet ve aptallık ve Kenna bu iki hatayı da yaptı. | Open Subtitles | هناك شيئين لا يمكنني أن أسامح فيهما، الخيانة، والحماقة. |
| Mektupta o kadar belli olmayan iki şey var. Öleceğini biliyordu ve seni çok seviyormış. | Open Subtitles | هناك أمران جليان بهذه الرسالة، كان يعلم بأنه سيموت وأنه أحبك كثيراً |
| Bu süreci hızlandırabilecek iki şey var. | TED | هنالك أمران يمكنهما تسريع العملية بأكملها. |
| Sana söylemem gereken iki şey var. İlk olarak, kusursuz bir şapka. | Open Subtitles | حسناً لدي شيئان يجب ان اخبرك بهما اولاً قبّعة جميلة |
| Ve yaptığım iki şey var: Bir galeriye gittiğimde, her şeyden önce, oldukça hızlı hareket eder, her şeye bakarım ve bir şekilde beni yavaşlatanları kafamda işaretlerim. | TED | وهناك شيئان أقوم بفعلهما عندما أذهب لمعرض أول شيء أقوم بفعله هو المشي بسرعة والنظر إلى كل شي وأقوم بتحديد الأشياء التي تدعوني للتمهل لسبب أو لآخر |
| Beni Armpit U.S.A'nın dışına çıkaracak iki şey var. | Open Subtitles | حسنا ، هناك اثنين من الأشياء يمكن ان تجعلني اخرج من إبط ، الولايات المتحدة الأمريكية |
| Bilmem gereken iki şey var. | Open Subtitles | والآن، لا أريد أن أعرف سوى شيئين فقط |
| Sevdiğim iki şey var. | Open Subtitles | زيجتي فاشلة لم يكن لدي سوى شيئين |