| Kanvastaki boyalar gibi sezgilerinizi kullanıyoruz, ama şimdi sadece iki tane. | TED | نحن نستخدم حواسكم كألوان للوحة زيتية، لكن اثنين فقط حتي الآن. |
| Hermes, herkesten neden iki tane olduğunu merak etmiyor musun? | Open Subtitles | ألا تشعر بالفضول بشأن وجود اثنين من كل شخص ؟ |
| İki tane ilham verici ilk yapım günü konuşması olmaz ki. | Open Subtitles | لا يمكنك الحصول على إثنان من خطابات يوم الأخراج الأول الملهمة |
| Şimdi isterlerse sadece bir lokum alabilirler. Ama deneyci gelene kadar beklerlerse, iki tane alabilecekler. | TED | يستطيعون أخذ قطعة واحدة الأن. لكن إذا إنتظروا حتي يعود الشخص الذي يجري التجربة، يستطيعون أخذ إثنان |
| Eğer tartışmak istediğiniz bir şey varsa bende iki tane var! | Open Subtitles | واذا اراد أي أحد منكم ان يجادل, لدي اثنان منها جيدة. |
| Sağımda iki tane, ve tam karşımda da bir tane var. | Open Subtitles | لدي اثنان منهم على يميني، وواحد منهم أمامي أستطيع إصابته مباشرة |
| Çünkü yıllar önce birini avlamıştım ve iki tane ortaya çıktı. | Open Subtitles | لأنني قمت أطارد أحدهم واتضح الأمر أنهم إثنين منذ عدة سنوات |
| Bir gün pazarda gerçekten nelerin gerçekleştiğini merak ettim ve iki tane kıyaslama ortaya çıktı. | TED | في لحظة ما سألت نفسي ما الذي يحدث حقيقةً في السوق، و بدأت مقارنتان اثنتان بالظهور. |
| Neden iki tane Apple watch alamamak yerine bir tane alamayayım? | Open Subtitles | لما لا أشتري ساعة ذكية بينما لا أستطيع شراء إثنتان ؟ |
| Gördükleri rahatsız ediciydi, bunlardan bir iki tane değil, ...yüzlerce vardı. | Open Subtitles | مارآه ليس دليلاً على وجود ثقب أو اثنين ولكن المئات منها |
| Kameralar, bekçiler, eminim bir iki tane yılan yuvası da vardır. | Open Subtitles | الكاميرات، وحراس، وأنا متأكدة من وجود حفرة او اثنين للثعابين هناك |
| Diğerinde ise iki tane hindistan cevizi vardı ve ikimiz de biliyoruz ki iki hindistan cevizi her ikisine de uyar. | Open Subtitles | و الآخر كان عليه اثنين من جوزة الهند و كلانا يعلم أن اثنين من جوزة الهند يمكن أن تُفسَّر بطرق مختلفة |
| Diğer Don Birnam. Bizden iki tane var, bilirsin... | Open Subtitles | دون بيرنام الآخر هناك إثنان منا كما تعرفين |
| - Hangi diğerini? İki tane Don vardı. Bunu bana kendin söyledin: | Open Subtitles | كان هناك إثنان دون كما اخبرتني دون المخمور و دون الكاتب |
| Binlercesini inceledim,... ..ve, şimdiye kadar, konuşabilen sadece iki tane bulabildim. | Open Subtitles | لقد فحصت الألاف منهم طوال حياتي ، ولحد الان إكتشفت فقط إثنان يمكنهما التلكم |
| Altı yıl boyunca ergenin biri yüzüme çıkarırken arkamdan iki tane birden aldım. | Open Subtitles | ست سنوات من تلقي اثنان في مؤخرتي بينا غيرهم يقذف سائله في وجهي |
| Önümdeki duvara iki tane daha, şu taraftaki ara sokaklara da üç tane. | Open Subtitles | هناك اثنان آخران على الحائط أمامي وثلاثة في الأزقة في مواجهة هذا الطريق |
| Tercihen iki tane; mümkünse eğer bir erkek ve bir dişi. | Open Subtitles | فنحن بحاجة إلى عينة حية اثنان أفضل، ذكر وأنثى إن أمكن |
| İki tane,park yerinin arkasında duran iki ambulans var. | Open Subtitles | نرى إثنين من سيارات الإسعاف بالموقف الخلفي |
| - İki tane iç derim. - İki tane mi? O niyeymiş? | Open Subtitles | اعتقد من الأفضل ان تأخذى اثنتان اثنتان ؟ |
| - Al. Hey, bir tane demiştin! Bütün akşam için bana iki tane kaldı. | Open Subtitles | أعتقد أنك قلت واحدة ، إن لدى إثنتان فقط باقيتان لطوال المساء |
| Kendisinin iki tane eli var, ama sağol. | Open Subtitles | لديها إثنتين لتستخدمهما ، شكراً على أية حال |
| Bende kendi külotumu çekebilmek için kendimden iki tane yapmak istiyorum. | Open Subtitles | سأقوم بإستنساخ نفسي مرتين لكي أستطيع لعب لُعبة شد الملابس الداخلية. |
| Orada bir şeytan olabilir yada South Beach'de iki tane. | Open Subtitles | لابد أن هناك كائن شيطاني أو أثنان على الشاطئ الجنوبي |
| Ama, azalan nüfusun getireceği en az iki tane faydalı ekonomik etki var. | TED | لكن عدد السكان المتناقص سيشهد على الأقل أثنين من الآثار الإقتصادية المفيدة جداً |
| Adı iki tane margarita ve "Aşk Her Yerde". | Open Subtitles | في الواقع تدعى كأسين من المارجريتا و مضاجعة |
| İki tane al, bir şeyin kalmaz. | Open Subtitles | حبتان من هذا الدواء ستؤدي غرضها بشكل مباشر |
| Yani baş ağrım için onlardan iki tane almamalı mıydım? | Open Subtitles | إذن ,لم يكن عليي أن آخذ حبتين من أجل صداعي؟ |
| Eski sağlığınıza kavuşmak için en az iki tane almalısınız. | Open Subtitles | ومن أجل العودة لما كنتم عليه سابقًا عليكم أخذ اثنتين |
| Jitters'da çörek satmaya başladık, bugün iki tane yedim. | Open Subtitles | لقد بدأنا بيع الفطائر بطريقة هيسترية. لقد أكلت قطعتين اليوم. |