| Algılama ile ilgili hızlaca bir örnek daha verelim: bu insanlar ile ilgili değil, fakat kullandığımız ve tükettiğimiz eşyalarla ilgilidir. | TED | مثال سريع آخر حول الحسية المثال ليس عن الناس ، بل عن الأشياء التي نستخدمها و نستهلكها. |
| Şarkının sözleri anlamlı gelmeye başladı ama kendi annesi ile ilgili değil. | Open Subtitles | الكلمات في الأغنية بدأت تبدو منطقيةُ لها ولكن ليس عن والدتُها لماذا كان هاتفُكِ مُغلقاً؟ |
| Yani bu durum, doktorun yeterli olup olmadığı ile ilgili değil de bu kişinin bizim hoşumuza gitmesi ve nasıl etkileştikleri ile ilgilidir. | TED | فذلك لا يتعلق بما إذا كان الطبيب كفء أم لا. لكنه يتعلق فيما اذا أعجبنا هذا الشخص أم لا وكيف تعامل هذا الشخص؟ |
| Bak, takım ile ilgili değil. | Open Subtitles | إستمع، رجل، تعرف بأنه ليس حول فريق أكثر. |
| Hayır, bu barbekü ile ilgili değil yada seninle çıkmak isteyen çocuk değil. | Open Subtitles | لا، فالأمر لا علاقة له بحفل الشواء أو ذلك الرجل الذي طلب منكِ الخروج للعمل معه |
| Çözemedim. Bu para ile ilgili değil, evlat. Bu kurallarla ilgili ve kurallara uymamakla. | Open Subtitles | انه ليس بخصوص المال , بني انه بخصوص القواعد |
| Bu, size saçma gelebilir ama para ile ilgili değil. | Open Subtitles | ..أعرف أن هذايبدوغبياً. لكن هذا ليس بشأن المال. |
| Şu hayattaki her şey Isabel ile ilgili değil. | Open Subtitles | ليس كل شئ بالعالم بخصوص ايزابيل |
| Bu ikimizin birlikte olup olmayacağı ile ilgili değil. | Open Subtitles | انه ليس عن كوننا معاً او اياً من هذا ما الذي سأفعله ؟ |
| topluma karşı mı? Bu soru strateji ile ilgili değil. | TED | هذا السؤال ليس عن الاستراتيجية. |
| Bu benim için lise ile ilgili değil Keith. | Open Subtitles | هذا ليس عن المدرسه الثانويه يا كيث |
| İşi kabul etmelisin. Bu bizim ilişkimiz ile ilgili değil. | Open Subtitles | يجب أن تعملى هذا ليس عن علاقتنا |
| Sadece... sadece Toby ile ilgili değil. | Open Subtitles | انه.. ان الموضوع ليس عن توبي فقط |
| Aslında, cinsel taciz seks ile ilgili değil. | TED | إتضح أن التحرش الجنسي، لا يتعلق بالجنس. |
| Burada olan şeyler sadece Emily Gray ile ilgili değil. | Open Subtitles | مهما حدث هناك، فإنه لا يتعلق فقط بإميلى جراى |
| Bu sadece bir insanın ne yaptığı ile ilgili değil. Ona ne yaptırmayla ilgili. | Open Subtitles | لا يتعلق الأمر بما فعله هذا الشخص مسبقاً بل بما يمكننا أن ندعه يفعل |
| Ne? Sana söyledim bu psikoloji ile ilgili değil. | Open Subtitles | حسناً ، قلتُ لكَ هذا ليس حول علم النفس |
| Burada olabilmen ile ilgili değil. | Open Subtitles | هذا ليس حول إمكانية تواجدك هنا |
| Bu, bir insanın ne kadar mutlu yaşadığı ile ilgili değil. | TED | هذا ليس حول شخص يعيش بسعادة. |
| Bu eş bağımlılık ile ilgili değil. | Open Subtitles | الأمر لا علاقة له بالإعتماد المفرط على الشريك |
| -Biliyorum, bu resim ile ilgili değil. | Open Subtitles | أعرف بأن الأمر لا علاقة له باللوحة |
| Acaba böyle bir değer yargın var mı acaba diye soruyorum. Bu bizim ailemiz ile ilgili değil. Bu genç bir kızın iyi bir teklif ve iyi bir anlaşma alması ile ilgili. | Open Subtitles | أنا أسأل إذا ما كنت أصلاً تقوم بواحد , هذا ليس بخصوص عائلتنا, هذا بخصوص الحصول لفتاة شابة على اتفاق جيد , عرض جيد. |
| Bu para ile ilgili değil. | Open Subtitles | انها ليس بخصوص المال. |
| Bu cezalandırmak ya da intikam ile ilgili değil zaten. Değil. | Open Subtitles | هذا ليس بشأن العقاب أو الإنتقام ليس كذلك |
| Şu hayattaki her şey Isabel ile ilgili değil. | Open Subtitles | ليس كل شئ بالعالم بخصوص ايزابيل |