| Çalıntı mücevher satmak gibi bir aptallık etmeyi düşünsem bile bu imkansız olurdu. | Open Subtitles | حتى لو أردتُ فعل شيءٍ بمثل هذا الغباء كبيع مجوهرات مسروقة، فسيكون أمراً مُستحيلاً. |
| Çalıntı mücevher satmak gibi bir aptallık etmeyi düşünsem bile bu imkansız olurdu. | Open Subtitles | حتى لو أردتُ فعل شيءٍ بمثل هذا الغباء كبيع مجوهرات مسروقة، فسيكون أمراً مُستحيلاً. |
| Zaten kaburga kıkırdaklarındaki mermi yolu sayesinde intihar imkansız olurdu. | Open Subtitles | الانتحار سيكون مستحيل نظراً لمسار الرصاصة من خلال الغضروف الضعلي. |
| Kaldı ki Paris'te olduğu için bu imkansız olurdu. | Open Subtitles | لا,لم أره أيضاً لأن هذا) (سيكون مستحيل لأنه فى (باريس |
| Bunu söylemek istemem ama bu imkansız olurdu. | Open Subtitles | أوه، يؤسفني أن أبلغكم، هذا سيكون مستحيلا. |
| Çünkü bu, imkânsız olurdu. | Open Subtitles | لأن هذا ما سيكون مستحيلاً |
| Benimkiler gibi operasyonlar olmadan bazı ülkeler için saygıdeğer bir savaş yürütmek imkânsız olurdu. | Open Subtitles | ، بدون عمليات مثل عملياتى سيكون من المستحيل لبلدان معينة أن تخوض حرب محترمة |
| Fakat imkansız olurdu. | Open Subtitles | ولكن هذا سيكون مستحيلا. |
| Ayrıca büyük ihtimalle son dakikada yemek firması bulmak imkânsız olurdu. | Open Subtitles | على الرغم من أن ذلك على الأرجح سيكون مستحيلاً... أن أجد متعهد حفلات في آخر لحظة... . |
| Yaşadığın şeylerden sonra değişmemen imkânsız olurdu. | Open Subtitles | أنه سيكون من المستحيل بالنسبة لك ،ليس |
| Yani içeri gizlice bir şey sokmak imkânsız olurdu herhalde. | Open Subtitles | سيكون من المستحيل أن ندخل |