| Bana iyi olup olmadığımı nasıl sorarsın? | Open Subtitles | كيف يمكنكِ سؤالي إن كنت بخير ؟ |
| ve iyi olup olmadığımı sormayı. | Open Subtitles | توقف عن سؤالي إن كنت بخير فأنا بخير |
| - Ya da Judas olsaydı sorar mıydın iyi olup olmadığımı? | Open Subtitles | هل كنت لتسألني عن مزاجي |
| - Ya da Judas olsaydı sorar mıydın iyi olup olmadığımı? | Open Subtitles | هل كُنت لتسألني عن مزاجي |
| Az önce, feci şekilde elimi yaktım ve nezaketen, iyi olup olmadığımı sordum kendime. | Open Subtitles | أنا فقط أحرقت يَدِّي وأنا سَألتُ نفسي إذا كنت بخير. |
| iyi olup olmadığımı bilmek istemiştir sadece. | Open Subtitles | موقنة أنه يود معرفة ما إذا كنت بخير فحسب |
| Biri üzerime fener ışığı tuttu ve iyi olup olmadığımı sordu. | Open Subtitles | وهناك من سلط الضوء علىّ, وسألنى ان كنت بخير |
| Gerçekten iyi olup olmadığımı mı soruyorsun? | Open Subtitles | هل تسألينني بجدية إن كنت بخير ؟ |
| İyi olup olmadığımı bilmek istiyormuş. | Open Subtitles | ارادت ان تعرف إن كنت بخير |
| İyi olup olmadığımı sordular. | Open Subtitles | أرادوا أن يعلموا إن كنت بخير. |
| İyi olup olmadığımı soruyor. | Open Subtitles | إنه هو ، يسأل إن كنت بخير. |
| Askerî hastaneden bir sedyenin üzerinde çıkışım ve bütün timimin dışarıda iyi olup olmadığımı görmek için bekleyişi çok net bir şekilde gözlerimin önünde. | TED | وكان لدي صورة واضحة جدا على أنني سأترك مستشفى القاعدة على حمالة وكانت تنتظر فصيلتي بالكامل في الخارج لمعرفة ما إذا كنت بخير. |
| Herkes gülümseyip, iyi olup olmadığımı soruyordu ve bilirsin işte, saçsız kafam ve yaralarım hakkında ne diyeceğimi bilemiyordum. | Open Subtitles | الجميع يبتسم ويسأل ان كنت بخير وانا لا اعرف ماذا اقول عن راسي الحليق والندوب |