| kız arkadaşımı aradım. Sponsorumun CEO'sunu aradım. | TED | وقمت بالإتصال على صديقتي. وأيضا قمت بالإتصال على المدير التنفيذي للشركة الراعية. |
| Şu kadın bana ilk kız arkadaşımı hatırlattı, Anna-Marie. | Open Subtitles | هذه المرأة ذكَّرتني من صديقتي الأول، آنا ماري |
| Ben de arabama bindim ve kız arkadaşımı görmek için Mill'e gittim. | Open Subtitles | ركبت سيارتي و سقت لرؤيت صديقتي سالي في الطاحونة. |
| Tabii, kız arkadaşımı köpekler yedi bahanesi her şeyi değiştirdi, değil mi? | Open Subtitles | ،أجل، أكلت الكلاب الاسترالية حجة غياب خليلتي سيغير ذلك أي شيء، صحيح؟ |
| Gelirse, ona kız arkadaşımı paylaşabileceğimi ama sandviçimi paylaşmayacağımı söyle. | Open Subtitles | إن ظهر فأخبريه أنّني سأشاركه فتاتي لكن لن أشاركه شطيرتي |
| - Neden acele ediyoruz? - kız arkadaşımı biliyorsun? | Open Subtitles | هل من الممكن معرفة لماذا تحن فى عجلة أنت تعرفين صديقتى |
| Antrenmana gitmediğim için kız arkadaşımı öldürdüğümü mü düşünüyorsunuz? | Open Subtitles | أتعتقد أنني قتلت صديقتي لأنني لم أحضر التدريب؟ أنت مجنون |
| Eski kız arkadaşımı telefonun hızlı aramasından siliyorum. | Open Subtitles | أمسح رقم صديقتي السابقةَ من ذاكرة الاتصال السريع للهاتف. |
| Burası kız arkadaşımı ilk randevumuzda getirdiğim yer. | Open Subtitles | أخذت صديقتي الحميمة إلى هنا في أول موعد لنا. |
| Benim kız arkadaşımı ve benim arabamı istiyorsun. | Open Subtitles | تتمنى ان تحصل على مؤخرة صديقتي الجميلة ، وتريد ان تركبها مكاني |
| En iyi arkadaşımı öldürmek isterken kız arkadaşımı öldürmen mi? | Open Subtitles | أوه , تعني , بدلاً من قتلك لصديقتي قتلت صديقتي الحميمة |
| Şimdi. Küçük bir adamsın, ama kız arkadaşımı öptüğün için seni böylece bırakamam. | Open Subtitles | ،أنا أعلم بأنك صديقي الصغير ولكن لا أستطيع تَركك تقبّل صديقتي |
| Beni o kadar seviyordun ki kız arkadaşımı öldürdün! | Open Subtitles | أنت تحبّني كثيرا , وأنت تقتل صديقتي اللّعينة , هاه ؟ |
| Belki ben de kız arkadaşımı çağırmalıydım. | Open Subtitles | ربما ينبغي أن أدعو صديقتي أيضاً لديّ صديقة الآن |
| Bu yargılama yüzünden beni, kız arkadaşımı öldürmeye zorladın. | Open Subtitles | لقد أجبرتني على قتل صديقتي بسبب هذه المحاكمة |
| Gerçekten kız arkadaşımı seninle bütün gece yalnız bırakacağımı mı düşünüyorsun? | Open Subtitles | أتعتقدين حقًا أنني سأترك خليلتي وحدها معكِ ليلة وضحاها؟ |
| Ebediyen gittiğini söylediği için kız arkadaşımı kovdum. | Open Subtitles | لقد طردتُ خليلتي لأنّه قال أنّه سيرحل للأبد |
| Ama kız arkadaşımı eve davet edemem. | Open Subtitles | إلّا أنّي لن أتمكّن من دعوة خليلتي إليها. |
| Üzgünüm ama kız arkadaşımı yemeğe çıkarmak zorundayım... ve anneside bizimle geliyor. | Open Subtitles | آسف، عليّ أن آخذ فتاتي الى عشاء وأمها ستأتي معنا |
| kız arkadaşımı çok seviyorum ve ilişkimizin yürümesini çok istiyorum. | Open Subtitles | أنا أحب صديقتى جدا و أنا لا أريد أن أبتعد عنها |
| kız arkadaşımı çalmaya kalkışan beş para etmez herif buradaymış. | Open Subtitles | إذاً، أيظن التفاح الفاسد أن بإستطاعته سرقة عشيقتي ؟ |
| Şu cüce kaptan geçen yıl benim kız arkadaşımı çalmıştı. | Open Subtitles | ذلك الاعب خلف خط الوسط سَرقَ صديقتُي السَنَة الماضية |
| Onunla tanışmadan önce kimse bana kız arkadaşımı sormazdı. | Open Subtitles | قبل أن ألتقيها, لم يكن يسألني أحد عن علاقتي بحبيبتي |
| Aslında kız arkadaşımı daha iyi hissettirmek yapmam gereken bir şey. | Open Subtitles | جعل حميمتي تشعر للأفضل هو شئ يجب علي فعله |
| Senin için Delhi'deki kız arkadaşımı bırakıp geldim. | Open Subtitles | واذهب خلفك تاركا حبيبتي التي تسكن في دلهي |
| kız arkadaşımı arayın, Cindy Laurence. Bana izin vermiyorlar. | Open Subtitles | بعد إذنك سيدي , قدم لي معروفاً واتصل بصديقتي سيندي لاورنس وطمئنها لأنهم لم يدعوني أتصل بها |
| Seni partiye sokmak için eski kız arkadaşımı aramayacağım. | Open Subtitles | لن أتصل بخليلتي السابقة لكي أُدخلكَ إلى حفلة |
| Arkadaşlarımı ve kız arkadaşımı yüzüstü bırakıp 30. yaş günümü bir striptiz klübünde geçirmeyeceğim. | Open Subtitles | لن أقم بتجاهل أصدقائي وحبيبتي وأقضي عيد ميلادي الثلاثون في نادي للتعري |
| kız arkadaşımı yeni aldığım IKEA tezgâh üzerinde becerende en iyi arkadaşım Barry. Bugünlerde bunların hepsini taşımak bana çok zor geliyor. | Open Subtitles | لان صديقي العزيز (باري) يعاشرها على طاولة المطبخ التي اشتريتها بسر مناسب |
| Gozer benim olası kız arkadaşımı garip bir şekle sokmuş. | Open Subtitles | يَبْدو جوز يَضِعُ بَعْض الحركاتِ على صديقتِي المُنْتَظَرةِ. |
| Ben ona benim sahte kız arkadaşımı anlattım. | Open Subtitles | وانا أخبرتها قصص عن حبيبتي المزيفة. |