| Kanepesinde uyuyan sarı şişman bir kedi, pencereye yağmur damlaları çarpıyor, ve mutfağın havasında kahvenin izi bile yok. | TED | هناك قطّة صفراء سمينة نائمة على أريكته، حبّات مطر تتساقط على النافذة، ولا أثر لرائحة القهوة في هواء المطبخ. |
| Bilmiyorum. Karım ve ben kahvenin seks hayatına iyi geldiğini duyduk. | Open Subtitles | لا أعلم، زوجتي و أنا سمعنا أن القهوة جيدة للحياة الجنسية |
| Düşünüyorum da, acaba neden kahvenin yanına film de eklemiyoruz? | Open Subtitles | أنا أفكر ، لماذا لا نضيف فلم إلى برنامج القهوة |
| Okula gitmeden önce babamı göreceğim. Peki. kahvenin yanına biraz yalan istiyorsun demek. | Open Subtitles | . سأذهب لأرى والدي قبل المدرسة حسنا , أتريد بعض القمل في قهوتك هذا الصباح |
| Normal kahvenin yarısını alıp kafeinsiz çeşidin... yarısıyla karıştırmanız mümkün mü acaba? | Open Subtitles | هل يمكن أن تأخذ نصف القهوه و تخلطه بنصف أخر من الكافيين؟ |
| Kiz indikten sonra kahvenin dokuldugunu ve peceteyi silmek icin kullandigini dusunuyorum. | Open Subtitles | وبعد أن رحلت أتصور من أنك استخدمت المحارم لمسح القهوة التي سُكبت |
| - Aynı zamanda bir bardak kahvenin tadını çıkaramayacak kadar paranoyak. | Open Subtitles | مرتاباً فعلاً بحيث لا يستطيع أن يستمتع بكوب بسيط من القهوة |
| Kız indikten sonra kahvenin döküldüğünü ve peçeteyi silmek için kullandığını düşünüyorum. | Open Subtitles | وبعد أن رحلت أتصور من أنك استخدمت المحارم لمسح القهوة التي سُكبت |
| Bir kahvenin fiyatı tamı tamına on sent. İnanılacak iş değil. | Open Subtitles | 10سنتات لتناول فنجان من القهوة إذا كان بإمكانك أن تصدق ذلك |
| Bu, espresso kahve gididir. Hani kahvenin özünü alırsınız ya. | TED | وهو مثل القهوة الاسبرسو. تأخذ فيها روح القهوة |
| Garsona buzlu kahvenin senin olduğunu mu söyleyeceksin? | Open Subtitles | , هل ستخبر النادل أن القهوة المثلجة كانت لك؟ |
| Neyse, belki burdaki kahvenin gerçekten muhteşem olduğunu... methetmemden kaynaklanıyordur. | Open Subtitles | حسناً،لعلّهذافيصالح سمعتي.. لأن القهوة هنا سيئة جداً |
| kahvenin içine katılmışsa oraya, sizi uçuş sırasında bayıltmak isteyen biri tarafından konmuş olabilir. | Open Subtitles | لو كانت في القهوة ربما وضعت هناك من شخص يريدك أن تنام عن القيادة |
| O balıklı kahvenin tadından kurtulamıyorum. | Open Subtitles | لا أستطيع التخلص من طعم السمكة التي كانت في القهوة |
| Böyle bir kahvenin yapıldığı bir evde yaşamak için neler vermezdim. | Open Subtitles | يروقني العيش بمنزلٍ مع قدح من القهوة كهذا. |
| Yanmana neden olan kahvenin sıcaklığı da 40 değil miydi? | Open Subtitles | أليست هي درجة الحرارة ذاتها التي كانت عليها تلك القهوة التي أحرقتكَ؟ |
| kahvenin yerine iyi gider diye düşündüm. | Open Subtitles | أجل. خلته سيكون بديلاً لطيفاً عن القهوة. |
| kahvenin şifresi. Hâlâ istiyor musun? | Open Subtitles | هذه هى ارقام القهوة الاتزالين تريدين منها ؟ |
| Ayrıca neden daha öğlen bile olmadan kahvenin içine o kadar viski koydun? | Open Subtitles | والسبب الذي يدفعك لسكب القليل من الويسكي في قهوتك قبل الظهيرة. |
| kahvenin üstüne köpükten kalp yaptı. | Open Subtitles | تلك ستكون الصورة التي تطارده لقد وضعت القليل من الرغوة على شكل قلب في قهوتك |
| Bu bir avantaj olabilir. Soğuk kahvenin tadını alamazsın. | Open Subtitles | يقولون ان هذه ميزة فانت تعرف مذاق القهوه ان كانت بارده |
| Hiç olmazsa bedava kahvenin tadını çıkar. | Open Subtitles | حسناً ، على الأقل إستمتع بقهوتك المجّانيّة |
| kahvenin parasını öderken, cüzdanımdan çıkana kadar iç çamaşırlarımı bulamamıştım. | Open Subtitles | ولم استطع ايجاد ملابسي الداخلية حتى سحبتها من شنطتي عندما كنت ادفع للقهوة |
| - Tamamdır, kahvenin yerini biliyorsun. | Open Subtitles | حسناً أنت تعرفين مكان القهوى إنه ليس بشأن القهوى |