| Ve her şeyden öte unutmayın ki sizden sonra ülkeyi kurtaracak kimse kalmayacak. | Open Subtitles | وقبل كل شيء، تذكروا أنه، بعدكم، لن يكون هناك أحدا تبقى لإنقاذ الوطن. |
| Eğer gemin durmazsa Enkaralı hayatı diye bir şey kalmayacak. | Open Subtitles | لن يكون هناك حياة انكران جديدة إذا لم تتوقف سفينتك |
| Çünkü bu aleti birkaç dakika içinde çalışır hâle getirimizsen, sana ihtiyacım kalmayacak. | Open Subtitles | لأنك إن لم تجعله يعمل في الدقائق القليلة القادمة؟ فلن احتاج إليك حينها |
| Eğer şans oyunlarını bırakmazsan, elinde bir şey kalmayacak. | Open Subtitles | لن يبقى لديك شيء إن لم تتخلى عن العاب الحظ |
| Bu bir cinayet. Gerçekten yaparsan onlardan bir farkın kalmayacak. | Open Subtitles | هذه جريمة قتل، وإذا فعلت هذا، لن تكون مختلفًا عنهم. |
| Ben gidince o kötü şeyi buradan uzak tutacak bir güç kalmayacak. | Open Subtitles | بمجرد أن أذهب لن يكون هناك أي شيئ ليحفظ هذا الشر بعيدا |
| Burada kalırsak, ailemiz için bir ev olacak ama ortada bir aile kalmayacak. | Open Subtitles | ان بقينا هنا . فسيكون لدينا منزل العائلة لكن لن يكون هناك عائلة |
| Geriye köpeklerin koklayabileceği hiçbir şey kalmayacak. Büyük toprak kümesi herşeyi silip süpürecek | Open Subtitles | لن يكون هناك شيئا تكتشفه الكلاب كل سطح التربة يكون قد تم غسله |
| Bu geceden sonra, hiçbir şey için endişelenmenize gerek kalmayacak. | Open Subtitles | بعد الليلة، لن يكون عليك أن تقلقي حول أي شيء |
| Bir adım daha atarsan, geriye herhangi bir parmağın kalmayacak. | Open Subtitles | لو تحركت بوصة أخرى ، لن يكون لديك أي أصابع |
| Bir daha düşündüm de Bay Winston buna gerek kalmayacak. | Open Subtitles | بعد التفكير مره اخرى سيد وينستون لن يكون هذا ضروريا |
| Tedaviyi ele geçirdiğimizde, bunların hiçbirinin önemi kalmayacak çünkü onu, onlara karşı kullanabiliriz. | Open Subtitles | حالما نجد الترياق، فلن يهم أيّ من ذلك إذ سيكون بوسعنا استخدامه ضدهم |
| Kendini kandırma. Köylülerle sınırlı kalmayacak. Bana yakın olan herkesin peşine düşecek. | Open Subtitles | و لا تخدع نفسك، فلن تكتفي بالفلّاحين بل ستلاحق أقرب الناس إليّ |
| Mezarlarımızda hiçbir şey kalmayacak ortası kırmızı noktalı sinek şakşağı dışında. | Open Subtitles | لن يبقى شيئ يوضع فوق قبورنا ماعدا مضرب الذباب مع بقع حمراء عليه. |
| Sonunda hiçbir şey kalmayacak. | Open Subtitles | الكون يتحلل تدريجياً، لن يبقى هناك أي شيء |
| Ve 77 gün içinde ağlamaktan gözünde yaş bile kalmayacak. | Open Subtitles | و في 77 يوماً , لن تكون لديك أعيُنٌ لتبكي بها. |
| İkizler gitti, sen de gidersen gösteride sergileyecek fazla şeyimiz kalmayacak. | Open Subtitles | بعد اختفاء التوأم، ولو رحلتِ أنتِ، أعني، لن يتبقى الكثير للعرض |
| Fazla kalmayacak zaten. | Open Subtitles | لا ، لا تكلف نفسك في تعريف نفسك عليها لأنها لن تبقى |
| Onun vaktini harcamaya da kalkma çünkü çok uzun kalmayacak. | Open Subtitles | ولا تبدد وقته لأنه لن يمكث بالجوار لفترة طويلة |
| Düşünüyorduk da altını demiryolu şirketine teslim edince sizin ve oğlunuzun geçimi için geriye bir şey kalmayacak. | Open Subtitles | إذا حولت الذهب لادارة السكة الحديدية لن يبق شيء بالنسبة لك والولد للعيش |
| - Umurumda değil! La Vida Loca bu evde bir gece daha kalmayacak. | Open Subtitles | لا يهمنى فهذه الأسبانية المجنونة لن تمكث هنا |
| Emlak vergilerini ödediğin sürece yaşamanı sürdürmek için geriye pek bir şey kalmayacak. | Open Subtitles | عندما تدفعين ضرائبك للبلاد لن يتبق لك شيئاً لتعيشين به |
| Çabuk gelse iyi olacak, aksi halde fazla bir şey kalmayacak. | Open Subtitles | الأفضل أن يأتوا قريباً وإلا لن يتبقي الكثير |
| Bu sefer Hannah'nın yanına kâr kalmayacak bu. | Open Subtitles | لن تنجو بفعلتها، ليس هذه المرّة |
| Katılmayı reddederseniz, bütün iddialardan suçlu sayılmayı kabul ettiğiniz anlamına gelecek ve ceza aşamasına geçmekten başka çaremiz kalmayacak. | Open Subtitles | إذا رفضت المشاركة سيكون بمثابة اعتراف بالذنب من جميع النواحي ولن يكون لدينا خيار إلا المضي في إصدار الحكم |
| Kimse arkada kalmayacak. | Open Subtitles | لا تتركوا أحدا خلفكم |