| Ama bir kuruluş ;"İnsan kanındaki D vitamini oranı ne kadar fazlaysa ; kalp hastalığına, kansere o kadar az yakalanılır." | TED | ولكن يوجد هناك علاقة: كلما ارتفع مستويات فيتامين د في الدم لدى الناس كلما أصبحوا أقل عرضة لأمراض القلب و السرطان |
| Bazı Vietnamlılar da her derde deva diye satıyor... akşamdan kalmalıktan kansere kadar. | Open Subtitles | وبعض الفيتناميين يبيعونه كعلاج لكل شيء، من السرطان إلى الإفراط في تناول الكحول. |
| - Sigara, karbon temelli canlılar için kansere neden olan maddeler içerir. | Open Subtitles | سيجارة السجائر تحوى مواد مسرطنة قد تؤدى الى السرطان فى الحياة الكربونية |
| O küçük çocukta kansere veya üçüncü memeye neden olacaksin. | Open Subtitles | حسنا، ستصيبين الصغير بالسرطان في نهاية المطاف أو حلمة ثالثة |
| Hatta kansere çare bulsan bile, benim için hep hizmetçi kalacaksın. | Open Subtitles | حتى لو كنت علاجا للسرطان بالنسبة لي انت دوما مربية منزل |
| Bu beni büyüledi. Okumaya devam ettikçe, kansere farklı gözle bakmaya başladım ve neredeyse korkum azaldı. | TED | أدهشني هذا. كلما نظرت كلما رأيت السرطان بشكل مختلف وكلما قلَّ خوفي منه. |
| Ama bu kansere karşı savaşmada umudumuzu kaybetmemiz gerektiği anlamına gelmez. | TED | ﻟﻜﻦ ﻫﺬﺍ لا ﻳﻌﻨﻲ ﺍﻧﻨﺎ ﻳﺠﺐ ﺍﻥ ﻧﻔﻘﺪ ﺍﻸﻣﻞ في حربنا ضد السرطان |
| dünyada aklınıza gelen herhangi bir cismi veya olayı kansere neden olanlar veya kanserden koruyanlar olarak ikiye ayırmak. | TED | لتقسيم كل شيء مادى حولنا في هذا العالم .. إلى أشياء مُسببة أو واقٍية من السرطان |
| Bu fosforlar kansere yol açabiliyor. | TED | يمكن لهذه فوسفورات أن تسبّب حتى السرطان. |
| Bir fizikçi, size sigaranın kansere neden olup olmadığını bir iddianın ötesinde söyleyemez. | TED | الفيزيائي لا يستطيع أن يقول لك على الرغم من ادعاء بعضهم اذا كان التدخين يسبب السرطان أم لا |
| Uygun eğitimle, bizi bombalardan kansere kadar görünmeyen tehditlere karşı bile uyarabilirler. | TED | مع التدريب المناسب ويمكن أن ينبهنا على التهديدات الخفية من القنابل حتى مرض السرطان |
| Bu karşılaşmada, kansere yönelik farklı teknolojiler hakkında konuştuk. | TED | تحدثنا في هذه الفعالية عن التقنيات المختلفة الموجهة إلى السرطان. |
| Şimdi, kansere karşı bu savaşı neden yenemediğimiz ile ilgili ana sebep üzerine tartışalım, çünkü gözü kapalı olarak savaşıyoruz. | TED | الأن، سأجادل بأن أحد الأسباب الرئيسية لعدم فوزنا في هذه الحرب ضد السرطان هو أننا نحارب دون أن نرى. |
| Gerçek şu ki biz kansere açtığımız savaşı kazanmaya başlıyoruz. | TED | في الحقيقة، لقد بدأنا ننتصر في الحرب على السرطان. |
| Makalede bahsedilen nokta da şuydu; biyolojiye bakış açımızın kısıtlılığı kansere bakış açımızı da etkiliyor. | TED | و قد ارتكزت مقالته على أننا اختزلنا نظرتنا لعلم الأحياء فيما يخص السرطان |
| kansere hiç dokunmayan bir ilaç ile elde edilen azalmış bir nüks oranı. | TED | أي انها تم التقليل من احتمالية عودة السرطان بمجرد استخدام عقار لم يقترب من السرطان نفسه |
| kansere yakalanma olasılığınız %90'dır. | TED | من المرجح بنسبة 90 في المئة أن تصابوا بالسرطان في حياتكم. |
| Şu an size terbiye edilmemiş ızgara tavuk yerseniz kesinlikle kansere yakalanır ve ölürsünüz demiyorum. | TED | لن أقول أنكم إذا تناولتم دجاج مشوي غير متبل, .فإنكم حتماً ستصابون بالسرطان وتموتون |
| Sigara, karbon temelli canlılar için kansere neden olan maddeler içerir. | Open Subtitles | السجائر تحوى مواد مسرطنة قد تؤدى للسرطان فى اشكال الحياة الكربونية |
| Bunu şu şekilde anlatayım, eğer sadece Hollandaca bilen ve kansere karşı tedavisi elinde olan biri ile tanışsam, onu Britanya Üniversitesi'ne girmekten alıkoyar mıyım? | TED | دعوني أوضح بطريقة أخرى إذا قابلت شخص ما يتحدث الهولندية فقط ولديه علاج للسرطان هل سأوقفه من دخول جامعتي الإنجليزية؟ |
| Tamam, şimdi ben ölümcül bir kansere yakalanmış gibi yapacağım ve ölüm döşeğimde ona konser verdireceğim. | Open Subtitles | رائع،الآن سأتظاهر بأن لديّ سرطان من النوع المُميت وسأجعله يقيم لي حفلة موسيقية بجانب فراش موتي |
| - kansere neden oluyor. | Open Subtitles | يُسبّبُ سرطاناً. |
| Hayır. kansere benzer bir yapıya dönüşme ihtimalleri olduğunu söyledi ama sadece radyum'a maruz kalmaya devam ederlerse. | Open Subtitles | قال رقم وأنها قد ربما تتطور إلى طبيعة سرطانية |