| Olasılıklar ise kısa boylu, kendine güveni az, Çin'de devletin araştırma tesisinde yaşayan fizikçi bir kadın. | Open Subtitles | فالاحتمالات تقول أنها عالمة فيزياء قصيرة, ثقتها بنفسها معدومة و تعيش في مركز للأبحاث الحكومية في الصين |
| Onun kendine güveni şişeden gelmiyor. | Open Subtitles | ثقتها بنفسها لا تنبع من علبة الصبغة |
| kendine güveni yok. | Open Subtitles | ثقتها بنفسها فى الحضيض |
| kendine güveni eksik olanlar için bu. | Open Subtitles | إنها لأولئك الذين يفتقرون إلى الثقة بالنفس |
| Bunun kendine güveni eksik olanlar için olduğunu söylemiştin. | Open Subtitles | قلت بأنها لأولئك التى يفتقرن إلى الثقة |
| İnsanların karşısına Jim in çıkması gerekecek eğer sözcümüz olursa. kendine güveni artıyor. | Open Subtitles | جيمي بدأ مواجهة الجمهور انه يحصل علي ثقته بنفسه |
| Heisenber,kendine güveni ağır bir şekilde sarsılmış olarak Kopenhag'a geri döndü. | Open Subtitles | عاد هيزنبرج إلى كوبنهاجن و قد اهتزت ثقته بنفسه بشدة |
| - Olmaz. Lily'nin devam etmesi kendine güveni açısından çok önemli. | Open Subtitles | من المهم حقاً لـ(ليلي)أن تصعد وذلك يساعد في ثقتها بنفسها |
| Çünkü kendine güveni için yararlı değildim. | Open Subtitles | "لأنني كنت سيئاً لجهة ثقتها بنفسها... |
| Bu adamların kendine güveni tam. | Open Subtitles | هؤلاء الأشخاص لا يفتقرون إلى الثقة |
| Babasına söyle, oğluyla daha çok vakit geçirsin. kendine güveni geldikçe, maça her çıktığında hiçbir topu kaçırmayacaktır. | Open Subtitles | أخبري أباه أنّه كلّما درّبه فستزيد ثقته بنفسه |
| kendine güveni kalmadığı için kabiliyetsizliklerini tembelliğe yaramazlığa vuruyor.. | Open Subtitles | لا بد أن تهتز ثقته بنفسه ...يخفي عجزه بعصيان الأوامر .. |